Giriş
(14)

Bunu Yapan Arkadaşınıza Mesafe Koyar Mıydınız?

lapetitemort
İşyerinde sıfırdan alıp yetiştirdiğim bir genç var. Sorum onunla alakalı.Bizim başımıza yeni bir ekip lideri geldi ve iş hayatı son 1 yılda bana zehir oldu. Maruz kaldığım mobbingi de bu genç arkadaşla paylaşıyorum. Dertleşiyoruz. Kendisi büyük ölçüde tarafsız kalıyor, çünkü onun liderle problemi yo
İşyerinde sıfırdan alıp yetiştirdiğim bir genç var. Sorum onunla alakalı.

Bizim başımıza yeni bir ekip lideri geldi ve iş hayatı son 1 yılda bana zehir oldu. Maruz kaldığım mobbingi de bu genç arkadaşla paylaşıyorum. Dertleşiyoruz. Kendisi büyük ölçüde tarafsız kalıyor, çünkü onun liderle problemi yok.

Gelelim bana dokunan kısma. Bu liderin çocuğu oldu. Kimseden ses çıkmayınca bu genç para toplanıp, hediye alınması konusunda öncülük işine girişti. Kendisi de lideri 7-8 aydır tanıyor, yakın bile sayılmazlar. Şimdi ofise geldi ve para nasıl toplanıyor, kimlere mail atılıyor, usulü nedir gibi şeyleri kovalıyor.

Bu bana irrite edici geldi. Yani en yakınlarımdan biri olarak, hassasiyetimi de bilip şu hareketi yapmamalıydı diye düşünüyorum.

Sizce tavır koymalı mıyım?
0
lapetitemort
(11.06.26)
Evet koymalısın. Doğrudan değil dolaylı olarak tabi. Resmi ol her daim bir şey paylaşma . Onun bir derdi olup anlattığnda sadece parasını düşünen psikolog gibi : kafaya takma , sıkıntı olmaz ..de geç .
Üst kademedekilerin her an yanında olan, olma arzusunda olan, onları yıkayan yağlayan , cilalayan , hediyelere boğan kimseler her an adam satmaya hazırdır.

İş hayatına bakarsan dili bir kesimi yalamaktan adeta aşınmış kimseler oldukça fazladır. Görünüşte kendilerini belli etmezler ama kritik veya kriz anlarda ortaya çıkarlar.
Altı üstü ayda bir alınan maaş uğruna ne entrikaların iş yerlerinde döndüğünü yaşayanlardan dinle gör.
+5
diyecevaplandı
(11.06.26)
Hediye için para toplamak çook büyük bir gösterge değil ama hiçbir şey yok da diyemem. Ben olsam biraz geri çekilir, anlattıklarımı sınırlandırır, gözlemlerim.
İş hayatı bu, insanlara yakın arkadaş gibi davranmaya gerek yok.
+7
mor oje
(11.06.26)
bence bu konuda tavır koyulacak pek bir konu yok. kendiniz söylemişsiniz çocuğun liderle ilgili bir problemi yok diye. kendi problemi yokken neden çocuğu olmuş bir yöneticisine hediye alınmasını üstlenmesin ki kimse de el atmamış. arkadan iş çevirmemiş, kuyu kazmamış, çok doğal bir olay başına kalmış o da gereğini yapıyor. yarın bir gün siz giderseniz yöneticiyle başbaşa kalacak o. doğru yapmış.
+5
awlmi
(11.06.26)
awlmi +1

Sadece biraz daha anlattıklarıma dikkat ederdim artık her şeyi anlatmazdım. Bunun dışında ekstra bir mesafeye, tavır koymaya gerek yok.
+3
mutekebbir
(11.06.26)
mesafe koyun hocam. özellikle ekip lideri ile ilgili şikayetlerinizi bu elemana aktarmayın. hatta özel hayatınızla ilgili de mesafeli durun. her iş arkadaşı arkadaş değildir, yeri gelir iş öğrettiğiniz adam sizin kuyunuzu kazar. maalesef hayatın gerçeği bu.

tabi mesafe koyun derken çocuk gibi küsün, konuşmayın demiyorum. sadece herhanhi bir iş arkadaşı statüsüne alın ve işinizin her türlü inceliğini değil, sadece öğretmeniz gerektiği kadarını öğretin. işle ilgili belli tecrübelerinizi kendinize saklayın (sadece bu kişiye karşı değil, herkese karşı). zira her tecrübenizi herkesle paylaşırsanız bir süre sonra en gözden çıkartılabilir kişi siz olursunuz.
0
shadowfollower
(11.06.26)
Çocuğu fazla sahiplenmişsiniz. siz eğitmiş olabilirsiniz fakat o da kendi başına bir birey.
+4
duyuruuser
(11.06.26)
iş arkadaşı başka bir şey; okulda, sosyal çevrede tanışılan arkadaş başka bir şey. ikisini karıştırmamak ve aynı hassasiyetleri beklememek lazım bence. ama yine de size hak veriyorum ve ben olsam mesafe koyar, şikayetlerimi paylaşmazdım. zaten iş yerinde yöneticiye para toplanıp hediye alınması gibi şeylere öncülük edilmesi -hele hele ben o yöneticiyi kötü bir insan olarak nitelendiriyorsam- benim için büyük eksi.
-1
elorelia
(11.06.26)
Tavir koymak mi?

Is yerinde duygusallik olmaz. Cikarlariniz uyuştuğu sürece iyi gecinirsin yoksa salarsin.
+2
Purple life
(11.06.26)
Bu konuda kötü düşünceleri bir kenara bırakmak gerekir diye düşünüyorum ama başına gelince insan farklı davranabilir. Çözüm odaklı düşünürsek belki mobbing davranışları bile azabilir. En iyi dost düşmandan çevrilen oluyor.
0
gabe h coud
(11.06.26)
elemanı siz yetiştirmiş olabilirsiniz ama, dediğinize göre yöneticiyle bir sorunu yokken, sizin yaşadığınız sorunlar yüzünden adama tavır alsa, asıl tuhaf olan bu olurdu.
orta yolcu bir yaklaşım gösteriyor belli ki; ki iş ortamında doğru olan da bu esasen.
bence buranın profesyonel bir ortam olduğunu unutmadan özel paylaşımı biraz azaltın ve adama da boşa bilenmeyin derim.
0
lil siztah
(11.06.26)
is hayatini ve is arkadaslarini bu kadar ciddiye almayin. cikar iliskilerinin bulundugu hicbir ortama fazla anlam yuklemeyin. bir dost.
0
buenosdias
(11.06.26)
Vallahi büyük konuşmayayım da iş yerinde yöneticiye ya da bir başkasına böyle osuruktan veya herhangi başka bir nedenle hediye almak benim nazarımda karaktersizliktir. Ha en az 5 yıldır iş dışında da iyi görüştüğüm iş arkadaşımdır ona hediye alırım ama onu da ofiste organize etmem bireysel alır geçerim. onun dışında şuna hediye alıyoruz afrikada kuyu kazıyoruz şunu yalıyoruz bunu emiyoruz gibi herhangi bir organziasyona da borcum var kusura bakmayın ben katılmayacağım derim. böyle yöneticiye jest gibi hareketler yapan tipten her bayağılığı beklerim mecburiyet dışında muhatap da olmam.


Herifin notu bende zaten sıfır ama senin yöneticiyle arandaki gıcık konusunu yöneticisiyle arasındaki diyaloğa yansıtıp yansıtmamak konusu apayrı. Sen adamın babasının oğlu değilsin. Senin için yöneticiye tavır alması beklentisine girmen de ayrı bir sineklerin tanrısı hikayesi.
-2
Batuhanolabilir
(11.06.26)
Tavır alma ama ikazını da yap. "Bence kimsenin girişmediği bu tür işlere sen de girme, onu tanıyanların bir bildiği olsa gerek" de mesela. Senin onu mimlediğini de hissetsin. Para vermek zorunda değilsin ama o iş yerinde tutunmak için böyle şeyler yapmaya mecbur hissediyor olabilir.
-1
muhayyer divan
(11.06.26)
Çocuğu olan kişiye hediye almak çok minimum bir hareket değil midir iş yerinde. İlla ki biri yapar.
En fazla herkes sevilmeyenlere daha az katılım olur miktar olarak.
Ofistekiler sevmiyor deyip, hediye alınamaz gibi bir yaklaşım, iş yeri için aşırı duygusal. Yaklaşım çocukça geliyor bana.
Bazılarını daha çok seversin, bazılarını sevmezsin, hediye alır geçersin. Çok sevdiklerine ekstra hediye alırsın biraz böyledir.
Ofisten hiç hediye alınmazsa da bence o liderle artık köprüleri yakmak gibi olur. Zaten sonra da neden aramız kötü diye sormamak lazım.
0
burfak
(12.06.26)
(8)

Yaza merhaba ifşası

yurtsuz john
(Yalnızca premium üyeler görebildi)
(Yalnızca premium üyeler görebildi)
-11
yurtsuz john
(08.06.26)
Ne kadar da yurtsuzmuşsun... 🫢
0
muhayyer divan
(08.06.26)
Gözlük ve bandana ile pek ifşa olmamış. Bu haliyle iyi ama önemli olan yüzü görmek
0
cemallamec
(09.06.26)
fotoya 3 saniye bakinca "guzellik naber? taylan ben. yalikavak'tan hatirlandin mi?" yazisi beliriyor.
+9
buenosdias
(09.06.26)
Vücut çok iyi. Tüm enerji ve zaman buna harcanmış. Anladık.
Vücuttan başka bi numara yok. Onu daha iyi anladık.
+3
Lh12
(09.06.26)
@Lh12

Evet başka bir numaram yok
0
🌸yurtsuz john
(09.06.26)
@buenos

Asdasşfşgğü
0
🌸yurtsuz john
(09.06.26)
bırakın çocuk ekmeğinin peşinde. belki bi karı düşürürüm diye uğraşıyor.
0
plastic_angel
(09.06.26)
@angel

youtu.be
0
🌸yurtsuz john
(09.06.26)
(11)

Arakadaşa borç verdim nasıl istemeliyim

karabela
Slm bir sene önce ara sıra görüştüğüm bir arkadaş 50 000 borç istedi. 1 aya öderim dedi. Ancak hala ödemedi 2 3 ayda bir denk geliyoruz ortak tanıdıklarda var. Ben konuyu açmadan ayarlıcam falan diyor. Bende bu zamana kadar zor durumda olabilir düşüncesi ile hiç istemedim. Tamam hallederiz dedim ge
Slm bir sene önce ara sıra görüştüğüm bir arkadaş 50 000 borç istedi. 1 aya öderim dedi. Ancak hala ödemedi 2 3 ayda bir denk geliyoruz ortak tanıdıklarda var. Ben konuyu açmadan ayarlıcam falan diyor. Bende bu zamana kadar zor durumda olabilir düşüncesi ile hiç istemedim. Tamam hallederiz dedim geçti. Şimdi bununistemeyi düşünüyorum mesaj mı yazayım. Yoksa aramalı mıyım. Bu tarz şeylerde insanları kırmak istemiyorum. Ancak hepimiz kelli felli adamlarız. Ailemiz var. 50.000 ödemeyecek durumda olduğunu düşünmüyorum. Mesaj yazmak tarafındayım yüz yüze telefonda çok rahat edemem borçu isterken diye düşünüyorum. Ayıp etmiş olur muyum
-1
karabela
(04.06.26)
Olmazsın ama söylemezsen kendine ayıp etmiş olursun. Bir de bunun ayıbı yok zaten, verdiğin parayı istemeye sonuna kadar hakkın var.
+8
muhayyer divan
(04.06.26)
işler çirkinleşmeden mesaj at ki elinde en azından delil olsun.
+3
ground
(04.06.26)
Bence mesajdan ziyade aramak daha iyi, mesaj karşı tarafa daha fazla alan açıyor geçiştirmesi konusunda.
Direkt borcu istemeden önce kendi yaşadığınız sıkışıklığı anlatmaya başlarsanız düzgün biriyse zaten anlar ve kendisi hemen konuya girip gün verir, sonra da gün geldikçe mesaj atıp hatırlatırsınız.

Çok zor ben de çok zorlanıyorum hala tam alışamadım ama mecbur.

Ayıp olmaz asıl ayıp onun sözünü tutmaması, müsait olamamış olabilirsin en kötü direkt ödemem zor olacak aydan aya parça parça atsam olur mu gibi bir teklifle gelmesi gerekirdi ki öyle büyük bir meblağ da değil bir sene olmuş yani yuh geçen seneki 50 binle bugünün 50 bini bile aynı para değil ki.
+1
mutekebbir
(04.06.26)
1 aya veririm diyen adam 1 sene geçmiş vermemiş.

senden önce konusunu açarak manipüle de etmiş seni kaç kere.

ayrıca para TL, yani geçen seneden bu yana en az yüzde 40 değer kaybetmiş. yani o artık 50 değil, 30 bin TL.

HALAAAA ADAMI KIRMADAN NASIL SÖYLERİM DİYE DÜŞÜNÜYOR :))

arayacaksın, bam bam söyleyeceksin. bugüne veya en geç yarına görüşelim diyeceksin.
+11
benimkibu
(04.06.26)
Önceden ona karşı bir mahcubiyetin mi , başka bir borcun mu vardi ki istemekten utanıyorsum ? İsteyeceksin her türlü.
1 yıl bile yetmemiş mi ona bu parayı toparlayıp vermek için ?
Daha ne bekliyorsun ?

Kelli felli adam görünmek yetmez . Adamlık , içeride zihinde ve kalpte olur. İnsan , vermesi gereken borç hususunda dillere düşmemek için elindekini satar yine de öder borcunu.

Bana kalırsa o kimse borcunu vermek için senin ölmeni bekliyor ve zamana bırakmış öylece. Daha senden ayrı olarak kimlerden borç aldığını da bir düşün.

Kendim ara sıra görüştüğüm değil, ayda rahat 10 defadan fazla karşılaştığım birine istediği 2000tl yi bile vermedim. Para konusunda gevşek olduğu için .

Bir kaç denemeden sonra baktınız olmuyor uygun bir yerde herkesin içinde isteyin borcunuzu . Yüzü kızaran kızarsın O şekilde parasını alanlar da var. Değil mi ama herkes herkesin böyle hususlarda ne mal olduğu bilsin .
Demek ortam aleyhte olduğunda borçlu olan borcunu ve biraz olsun utanmayı hatırlıyor .

Nasıl bir dünya anlamadım ki ,
borcunu ödemeyenden alacaklı
olarak yine biz çekiniyoruz.
0
diyecevaplandı
(04.06.26)
Günü kurtarmak adına yalandan 100kya ihtiyacım var, borcunu şu güne kadar ödersen çok iyi olur yoksa zor durumda kalacağım temasında konuşabilirsiniz.

Ancak uzun vadede cidden, borcu geri istemekle alakalı yaklaşımınızı değiştirseniz iyi olur. En azından borcu verirken paranın size de lazım olduğunu söyleyip daha en baştan bir geri ödeme günü belirlemek işinizi kolaylaştırabilir.

Ben nadiren borç veriyorum, sizinki gibi tutarlarda ise sadece 1 kere borç verdim. Borcu verirken net şekilde hangi ayın hangi günü için anlaştığımızı konuşuyorum, aksi halde zorda kalacağımı belirtiyorum ve ödeme tarihi yaklaşırken kendisine x süre önceden hatırlatacağımı da ekliyorum. Böylece hem ben zorda kalmıyorum, hem de arkadaşlarımla aramda o tuhaflık oluşmuyor. Herkes mutlu. Size de öneririm.
0
akhenaten
(04.06.26)
@akhenaten

Kesin bir gun ve saat belirleselerdi, borcu geri odenecekti yani? Hic gulecegim yoktu.
+2
baldur2
(04.06.26)
Mesaj at +1 elinde kanıt olsun üstüne yatarsa icraya verme hakkın doğar
+1
kullaniciadimvar
(04.06.26)
parça parça koparman lazım. tek seferde ödesin diye bekledikçe uzar. örneğin haftaya acil ödemem var gibi bir sebep ile15.000 iste, bir sonraki ay 10.000 iste. kalan ufalınca zaten bişey kalmadı kapatalım şunu dersin. bu 10.000-15.000 leri de ödemiyorsa zaten ödeme niyeti yoktur onu da tespit etmiş olursun.
+1
orpheus
(04.06.26)
@baldur2, hayır tabi ki. senet imzalatsanız da borcu geri ödemeyebilir. ancak bu tür şeyler borcu geri istemeyi kolaylaştırıyor, sorunun konusu ve soranın çekincesi de bu sanırım.
0
akhenaten
(05.06.26)
Tüm cevaplarınız için teşekkür ederim.
0
🌸karabela
(05.06.26)
(6)

sabahları uyanamıyorum

kojonotsuki
olay az uyuyorum falan değil.yataktan çıkmak istemiyorum. istersem 8 saat uyumuş olayım. erteleme üzerine erteleme. yapacaklarım falan duruyor bir tarafta. ama kalkmıyorum yataktanbuna nasıl çözüm bulurum?
olay az uyuyorum falan değil.

yataktan çıkmak istemiyorum. istersem 8 saat uyumuş olayım. erteleme üzerine erteleme. yapacaklarım falan duruyor bir tarafta. ama kalkmıyorum yataktan

buna nasıl çözüm bulurum?
0
kojonotsuki
(03.06.26)
Önce sorunun ne olduğunu bulman lazım. Neden uyanamıyorsun. Demir eksikliği mi, B12, D vitamini eksikliği mi, depresyon mu, yatmadan önce ekran mı...

Soruna göre çözüm üretiliyor genelde.
+2
tiredofwaiting
(03.06.26)
magnezyumun uyku üzerinde baya güzel etkileri var
0
hazalmetin
(03.06.26)
uyku apnesinden muzdarip olabilirsin. uyku kalitesiz olduktan sonra 10 saat uyumak da bir fark yaratmiyor.
uyku testi yaptirabilirsin
0
pasaklıpepee
(03.06.26)
Kan tahlili yaptırıp değerlerini kontrol ettirmende fayda var. (denmiş zaten)
Uyku apnesi olabilir. (denmiş bu da.)
Ev rutubetli olabilir. Yatak odasına bir nem ölçer koymanda, nem oranı yüksekse çözüm bulmanda fayda var.
0
Mirket
(03.06.26)
depresyon olabilir mi?

kilo vs. sorunu olabilir mi?

bilemeyiz ki problemi. problem tespit edilemezse çözüm de olmaz.
0
gurur
(03.06.26)
Uyanamamak, beynin uyanmak için kortizol salgılamaması veya salgıladığı halde uykudan çıkamamaktır. Ben çocukluktan beri hep uyanmış ama hep inadına tekrar uyumuş bir insanım, o inat gençliğimde gerçekten uyanamamaya dönüştü çünkü geceleri uyuyamaz olmuştum.

Uyanamamanın sebebi hayata başlamak istememektir. Hayata başladığında yaşayacağını bildiğin şeylerden kaçmaktır çünkü. Uykuyu psikolojide kaçış şekli olarak da tanımlarlar. Hayata başlamak istememene sebep olan şeyler mutlaka vardır, onları biliyorsundur bile. Ağır hafif demeden bunları bulup bir deftere oturup sebeplerini yaz. Kendini hiç eleştirmeden yaz ama, eleştirilecek yargılanacak bir şey yok, amaç kendine acı çektirmek değil, sorunu irdeleyip beyinle anlaşmak. Zamanla bunu yendiğini görürsün.

Ek: deftere oturma tabii 😁😁
+1
muhayyer divan
(04.06.26)
(4)

Kasik bolgesi mantar baslangici

baldur2
Hangi kremi onerirsiniz? Kortizonlu olup olmamasi cok fark ediyor mu?
Hangi kremi onerirsiniz? Kortizonlu olup olmamasi cok fark ediyor mu?
0
baldur2
(01.06.26)
Travazol .
Bölgeyi temizle kurut.
merhemi sürdükten sonra yara bölgenin 1-2 cm etrafına kadar merhemi yay.
Kaşıma, asla boxer vb. dar şeyler giyme.
Bu artan yaz sıcakları o bölgeyi yara yapmak için uygun bir dönem
Her banyodan sonra o bölgeyi kurut.
Nemli bırakma.

Kortizon için bir şey diyemeyeceğim.
+4
diyecevaplandı
(01.06.26)
Kortizon için de ben söyleyeyim madem.
O bölge için değil de dermatit için sorduğumda cildiyecinin söylediği.
'Deriyi incelttiği, bu durumun da tahrişlere ve daha kötü sonuçlara sebebiyet verdiği için 5 günden daha uzun süre kullanılmasını önermiyoruz.'
+2
Mirket
(01.06.26)
Başlangıçsa, kortizonlu olmasına gerek yok. Klotrimazol içeren bir krem olabilir. Bir de pers-mant jel alın. Gece kremi sürüp yatın. Sabah duştan sonra bölgeye pers-mant uygulayıp gğne öyle başlayın. Terlemeyi de limitler. Daha iyi iyileşir.

Yine kullandığınız ilaçlarla etkileşimi yoksa, bir hafta arayla, toplamda 2 defa olmak üzere haftada bir 200 mg flukonazol tablet içebilirsiniz. Geçmiş olsun.
0
yadigar
(02.06.26)
Biraz önce bir yerde mantar tedavisinde kortizonun mantarı azdırabileceğini görmüştüm, bir araştırsan iyi olur.
0
muhayyer divan
(02.06.26)
(13)

Kedim saksıdaki solucanı duyuyor olabilir mi?

a perfect lie
Evde büyük bir saksıda limon ağacım vardı, kurudu. Salonda bir köşede duruyor. Kedim ara sıra hızla kalkıp bu saksının önüne geliyor ve gözlerini dikip bakıyor. Bazen de patisi ile saksıyı pataklıyor. Ayrılmıyor saksının önünden.Evde büyük saksılı başka çiçeklerim de var. Limonun tek farkı bunu bizi
Evde büyük bir saksıda limon ağacım vardı, kurudu. Salonda bir köşede duruyor. Kedim ara sıra hızla kalkıp bu saksının önüne geliyor ve gözlerini dikip bakıyor. Bazen de patisi ile saksıyı pataklıyor. Ayrılmıyor saksının önünden.

Evde büyük saksılı başka çiçeklerim de var. Limonun tek farkı bunu bizim seradan getirmiştim, toprağı iyice doğal. Diğer tüm çiçeklerde marketlerden paket olarak alınmış topraklar var. İçinde solucan filan yoktu. Tüm çiçeklerin topraklarını ben değiştirdim.

Kedim bu saksı içindeki solucanı filan mı duyuyor? Düşünüyorum başka ne olabilir ki?
Diğer saksılara ya da çiçeklere bunu yapmıyor.
0
a perfect lie
(30.05.26)
Duyuyordur, bizden çok daha gelişkin işitme yetenekleri var. Saksı içinde böcek falan geziyorsa onu da duyuyordur.
0
muhayyer divan
(30.05.26)
Solucanı duymak biraz spesifik olmuş, duyulacak şiddette bir sese yol açmıyor olsa gerekler. Hele de uzaktan dikkat çekip kediyi yanına çekecek kadar. En azından diğer ihtimallerin yanında...

Saksıda böcek, sinek vs varsa onların hareketini, toprağa girip çıkmalarını görmüş olabilir örneğin. Bu solucan için de geçerli. Veya toprağın içinde böcekler de dahil çeşitli katkılar daha farklı bir koku yaratıyor olabilir.

Belki de başka bir şeydir
0
akhenaten
(30.05.26)
Bir keresinde bahçedeki kedilerden birini odama almıştım. Ben uzanır vaziyette dizlerimde uyumuştu. Bir ara ayak serçe parmağımi o kadar milimlik kipirdattim ki kedi kafasını o yöne bir dogrulttu ki yuh demiştim bunu nasıl duydu fark etti diye. Bunun dışında gözleri de çok keskin oluyor ufacık bir böcek kimildamissa onu fark edip kafayı takmış olabilir .
0
egerbiryolcu
(30.05.26)
Hani toprağın içinde hareket ettikçe bir ses çıkarıyorsa diye belki. Kokan bir şeye gitmiyor bence. Çünkü böyle uyukluyorken birden kalkıp koşup saksının önüne gidip odaklanıyor.

Bir de şunu dememişim hep saksının altına doğru dikkat kesiliyor. Üstü ile ya da toprakla hiç uğraşmıyor, eşelemiyor.
0
🌸a perfect lie
(30.05.26)
Bence saksıyı boşaltıp bir bakın, buraya da güncelleme yazın :D ben de merak ettim. Kediler acayip yaratıklar. Kim bilir ne çekti dikkatini.
+1
akhenaten
(30.05.26)
Saksı epey büyük ve ağır. O yüzden şuanlık boşaltamıyorum. Bahçeye gideceğim zaman götürebilirim yaptığımda yazarım tabii ki. Solucansa da öyle bi saksıda uzun süre yaşar mı? Limon kuruyunca sulamayı da bıraktım. Ama saksı derin diye alttaki toprak hala ıslak mıdır. 2 3 ay oldu sulamıyorum. Bilemedim.
+1
🌸a perfect lie
(30.05.26)
Solucanı duyması için çıkarttığı frekansın daha yüksek olması lazım. Solucan olduğunu gördün mü yoksa tahmin mi ediyorsun?

Bazen bi defa sinek/böcek görmeleri o gördükleri bölgeyi mimlemelerine de sebep oluyor :) Bazen benimki yerde gezen küçük bi böcek görüp başında dikiliyor, peçeteyle alıp camdan atıyorum, benimki bunu görüyor ama yine o bölgenin başından ayrılmıyor bir süre sanki böcek bi yerlere saklanmış gibi onu arıyor :D Öyle saksıda tek seferlik bir şey gördü ve kaybolduysa rüzgar falan esip de yaprak kıprdayınca aklına gelip koşuyodur belki :D
0
truf
(30.05.26)
Sadece tahmin benimki. Bu bir süredir oluyor başta anlamıyordum ne oluyor da sonradan fark ettim. Aklıma da başka bir şey gelmedi. Belki dediğiniz gibi aklına bi an gelip tekrarlıyor :)
0
🌸a perfect lie
(30.05.26)
Kediler limon gibi keskin kokulu şeyleri sevmez. Yok etmeye çalışıyordur.
katpole.com
-1
lil siztah
(30.05.26)
Teşekkür ederim cevap vermişsiniz ama duyuruyu okumamışsınız. Ortada limon yok, kurudu. Toprak dolu saksısı var.
0
🌸a perfect lie
(30.05.26)
O saksıya kedilerin sevdiği bir ot vardı,evde yoksa ondan ekim/dikin bence. Kedi için de iyi olur bence.
Belki hoşuna gitmeyen bir koku vardır kedinin,hem onu bastırmış olur
0
denizciman
(31.05.26)
Arkadaşımın kedisine bakıyordum geçen Martta. İki hafta boyunca kedi evde gayet normal takıldı. Bizim ev bir dağın yamacında ve eve ulaşmak için arabayı yılan gibi yollardan sürerek dağa çıkıyorsun. Arkadaşımın arabası bizim evden yaklaşık 1 km uzaktayken kediye birden bir haller oldu. Ayağa kalktı, kapıya gitti, bağırmaya başladı, delirdi. Arkadaşım eve yaklaştıkça hayvanın delilik katsayısı da arttı. O ana kadar hayvanda iki haftadır tık yoktu. Anladım ki hayvan 1 km öteden hissediyor. O gün saygım arttı. Bence duyuyordur.
0
alice in potatoland
(31.05.26)
Muhtemelen ağaç kurdu var. Eğer ortam yeterince sessizse siz bile duyabilirsiniz kemirme seslerini.
0
ground
(31.05.26)
(6)

Resim yapma 101

öylesinebiri
Tuval üzerine resim yapmak istiyorum ama bu konularda bilgim sıfır. Guaj boya ile mi, yağlı boya ile mi ya da ne bileyim en başta sayılarla boyama denilen şekilde mi başlamalıyım çok kafam karıştı? Normalde pek çizim yeteneği olmayan birine ne önerirsiniz? Ortaya mükemmel bir şey çıksın beklentim yo
Tuval üzerine resim yapmak istiyorum ama bu konularda bilgim sıfır. Guaj boya ile mi, yağlı boya ile mi ya da ne bileyim en başta sayılarla boyama denilen şekilde mi başlamalıyım çok kafam karıştı? Normalde pek çizim yeteneği olmayan birine ne önerirsiniz? Ortaya mükemmel bir şey çıksın beklentim yok fakat hobi niyetine başlamak istiyorum. Başlangıçta nasıl başlanmalı, neler alınmalı?
0
öylesinebiri
(30.05.26)
Ben de aynı durumdayım, yeteneğim yok bilgim yok ama resim yapma perileri beni fena sıkıştırıyor. Tuval için yanlış bilmiyorsam guaj boya ile başlanıyor ama guaj boya için neyle başlanıyor bilemiyorum, tuval başka kağıt başka sulu boya başka teknik vs. YouTube'da güzel kanallar vardı sanki, onlarla başlamak veya belediyenin resim kurslarında hocalık yapan resim bölümü öğrencilerinden bişeyler kapmak mümkün olur belki... gönlüne göre olsun 🙏🏻🌷🐞
0
muhayyer divan
(30.05.26)
karakalemle başla. çizgi, gölgeleme, proporsiyon, ton farkını öğrendikten sonra boyaya geçmeli. kalem hatasını silmek mümkün ama boyanın geri dönüşü pek yok. kötü olunca da hevesin kaçar.

ayrıca pastel boyaya da bir şans ver. çocuk işi gibi durur ama harika sonuçlar ortaya çıkarabilirsin. bir de bu iş zamanla öğrenilecek bir şey. ben 25 senedir karakalem yaparım ama 6 ay ara verince bile köreliyorum.
+2
yurtsuz john
(30.05.26)
Ya böyle akrilik boyama çalışmaları oluyor basit gibi gözüküyorlar ben kağıda denemiştim sıfır yeteneksiz biri olarak sanki fena olmamıştı. Ay gece gökyüzü siyah siluetli figürler ağaç vs bu tarz resim örneklerinden baslanilanilir belki. Akrilik boya yağlı boyadan daha zahmetsiz olabilir belki başlangıç olarak. Bunu da tahminen söylüyorum.
+1
egerbiryolcu
(30.05.26)
Dil sorun olmayacaksa youtube, skillshare gibi yerlerde çok güzel kurslar var. Türkçe içerikler çok kısıtlı ne yazık ki ama ingilizce ararsanız derya deniz.

Örneğin;

youtube.com

youtu.be

www.skillshare.com

www.skillshare.com

www.skillshare.com

youtu.be
+1
akhenaten
(30.05.26)
Merhabalar,
Akrilik boyayla başlayabilirsiniz. Su bazlı olduğu için kullanımı kolaydır. 20x20 sıradan bir tuval ve yine ucuz bir fırça setiyle başlayabilirsiniz. Boya olarak artdeco'nun temel renkler seti iyidir. Nispeten basit resimlerle başlamanızı öneririm. Basit natürmort bir resmi kare kare (mesela 5x5 gibi) bölün. Aynı şekilde tuvalinizi de kurşun kalemle hafifçe çizerek 5e 5 bölün. Sonra referans resminizdeki dış çizgileri ve detayları hafif hafif çizmeye başlayın. Fazla sert bastırmayın. Nihayetinde arka plandan başlayarak yavaş yavaş renklendirebilirsiniz. Çok kasmayın önemli olan keyif almak. Basit bir referans resim ve ufak bir tuvalle başlayın. Mesela en keyiflisi bir gökyüzü yaparken renklendirme için geniş fırçayla renkleri birbirine yedirmektir :) Anyway have fun
+2
bloodymoon
(30.05.26)
guaj için bristol veya canson kağıt öneririm. tuval değil. guaj boyayı hiç sevememişimdir. çabuk kuruyor, kaynaştırması zor ve fırça izi belli ediyor.

canson kağıda sulu boya da tavsiye ederim.

tuval ile başlamak istiyorsanız da akrilik +1

öncelikle kara kalem ile gölge ve perspektif çalışmanızı, sonra cansız ve canlı model çizim denemenizi ve sonra da renk alıştırması için renk çemberi yapmanızı tavsiye edebilirim.

3 ana renk + siyah ve beyaz boya almanız yeterli olur.
renklerin isimleri: limon sarısı, kobalt mavi. kırmızı için genelde şu üçünden biri veya ikisi tercih ediliyor: vermillion, carmen veya scarlet.
+1
art cat chocolate
(31.05.26)
(4)

Jbl go2'ye uygun powerbank lazım

muhayyer divan
Selam, iyi bayramlar Elimde birkaç yıllık jbl go2 var, 1 yıl kadar önce aldığım powerbank bu arkadaşı şarj etmiyor, bence teknolojik yapıları uymuyor. Neyi bilmem lazım, neye bakmam lazım ki bu cihazı şarj eden bir powerbank bulabileyim?
Selam, iyi bayramlar

Elimde birkaç yıllık jbl go2 var, 1 yıl kadar önce aldığım powerbank bu arkadaşı şarj etmiyor, bence teknolojik yapıları uymuyor. Neyi bilmem lazım, neye bakmam lazım ki bu cihazı şarj eden bir powerbank bulabileyim?
0
muhayyer divan
(30.05.26)
Sorun powerbankte değil kabloda veya hoperlorun kendisinde olabilir. Acaba telefon şarj aletiyle şarj oluyor mu?
+1
Sattva
(30.05.26)
Kendi şarj kablosu ve telefonlardan çıkan prizle şarj oluyor aslında. Sadece pil ömrü kısaldı, epey az dayanır oldu, onun için istiyorum.
0
🌸muhayyer divan
(30.05.26)
Elimdeki bir alet hızlı şarj veren yüksek amperli bir cihaza bağladıgimda şarj etmiyor. Sadece yavaş şarj eden aletlerle şarj oluyor.
buna uygun powerbanki bu devirde zor bulursun. En rahat hoparlörü seviyorsan onun pılımı değiştirt
0
kisa
(30.05.26)
powerbankın üzerindeki tuşa iki kez hızlı basınca daha düşük enerji ihtiyacı olan aletleri de şarj etmek mümkün olabiliyor.
0
Sattva
(30.05.26)
(22)

ailemin kendi hayatımın olması gerektiğini kabullenememesi

la lykia
özet:38 yaşında, bekar, çocuksuz, çalışan bir kadınım. tek çocuğum. 71 yaşındaki anne babam ayrı bir hayatımın olması gerektiğini kabullenemiyor ve biraz uzaklaştığım veya sınır çizdiğim anda aile içi kriz çıkıyor ve bana küsüyorlar.defalarca konuşmaya, anlatmaya çalıştım ama karşımda yetişkin değil
özet:
38 yaşında, bekar, çocuksuz, çalışan bir kadınım. tek çocuğum. 71 yaşındaki anne babam ayrı bir hayatımın olması gerektiğini kabullenemiyor ve biraz uzaklaştığım veya sınır çizdiğim anda aile içi kriz çıkıyor ve bana küsüyorlar.
defalarca konuşmaya, anlatmaya çalıştım ama karşımda yetişkin değil, 5 yaşında çocuk var gibi hissesiyorum.

detay:
24 yaşımdan beri çalışıyorum. pandemiden önce kendi evimi almıştım ve orada yaşıyordum. babam çalışıyordu, annem evdeydi. pandemide yani 2020'nin başında ailemin yanına geri döndüm. hem babamın işleri bozulmuştu ve maddi desteğe ihtiyaçları vardı hem de pandemi zamanı onlara her anlamda destek olmak istedim. ev temizliği, ev işleri, alışveriş vb.

uzatmayayım; sonuç olarak bu bir aile dinamiğine döndü ve yaptıklarım asli görev haline geldi. 2-3 yıldır eski hayatıma ve kendi evime dönmeye çalışıyorum ama bu krize neden oluyor. onları terk ediyormuşum gibi bir moda giriyorlar.

ve benden beklentileri çok arttı. sabah erkenden uyanıp benim kalkıp kahvaltı hazırlamamı bekliyorlar. ilaçlarını ellerine götürmemi bekliyorlar. kuaför ve berber organizasyonlarını yapmamı bekliyorlar. yani bensiz yaşayamayan insanlara dönüştüler. ki bunları yapabilecek fiziksel ve bilişsel sağlığa sahipler.

ben bir gün çok yorulduğum için ev işi yapamasam evde kriz çıkıyor. kendi evime gidince bana küsüyorlar.

veya diyelim ki hasta oldum, yatıyorum. yemek yapmayı bıraktıkları için bir çorba yapanım olmuyor. dışarıdan yemek söylüyoruz. ben doktora, hasteneye falan tek başıma gidiyorum. yani birlikte yaşıyorsak birbirimize destek oluruz gibi bir şey de yok. sadece benim onlara destek olmam var. kendimi iki tane 5 yaşında çocukla yaşıyor gibi hissediyorum.

onlara defalarca onlardan maddi manevi desteğimi çekmeyeceğimi ama kendi hayatımı yaşayamadığımı anlatmaya çalıştım ama sonuç hep bana küsmeleri oldu.

mesela bu 10 günlük tatile girerken aşırı yorgundum son dönemdeki iş seyahatlerim kaynaklı ve dinlenebilmek için kendi evime gittim. bir de ağır bir bronşit geçirdim geçen ay. bir gram ev işi yapacak halim kalmamıştı ve bunu anlattım. sonuç: bayramı küs geçirdik.

ek detay: izmir'de seküler bir çevrede yaşıyoruz. anne babam da seküler hayat görüşüne sahip insanlar. muhafazakarlık konusu değil yani.

sorum:
bana ne tavsiye edersiniz?
benzer durumlar yaşayanlar var mı?
0
la lykia
(29.05.26)
Bir anda çekip gideceksin, 2 hafta falan soğukluğa izin vereceksin. Sonra haftada bir uğrarsın zamanla da her şey yoluna girer.
+7
artıküyeolmakistiyorum
(29.05.26)
Ailen seni abuse ediyor bence sorry.
Cocuklar anne babasinq bakmaz, anne babalar cocuklarina bakar.
+2
Purple life
(29.05.26)
Sizinkisi de böyle bir durum mu bilmiyorum ancak bu biraz ülkenin sosyolojisiyle alakalı. Belli bir yaşın üzerindeki evlenmemiş birey hala "Çocuk" olarak görülüyor ne yazık ki. Açıkçası yaşları itibariyle oturup konuşularak çözülecek bir sorun da değil sanırım. Bence yapılacak en mantıklı şey hayatınızdan taviz vermeden olabildiğiniz kadar destek olmanız. Size küsmeleri onlarla ilgili bir durum, bunu kabullenip geri adım atmaz ve ilişkinizi ona göre sürdürürseniz bir noktada onlar da sizin durduğunuz noktayı kabullenmek zorunda kalacaklardır.
+2
salihdt
(29.05.26)
psikiatriste götürün, biraz ilaç biraz terapi işe yarar.

türkiye'de yaşlılarda tek başına kalma korkusu oluşuyor.
-2
duyurukullanıcısı
(29.05.26)
terapi öneren de gelmiş tam olmuş :)

bence sen kafana göre davran, bir kaç hafta böyle söylenir küserler sonra kabul ederler. her küstükleri zaman alttan aldıgın için alışmışlar, ağlayınca her isteği kabul edilen çocuklara dönmüşler. sen kolaya alıştırmışsın onları yani.
+5
abelardo
(29.05.26)
benim babam psikiyatrist ama aynı davranışlar kendisinde var. hala 14 yaşında olduğumu sanıyor (yaşça bi tık daha gencim).

ne yapsam sonucunda suçluluk hissediyorum.
0
deartheodosia
(29.05.26)
Geçmiş olsun
Yumurta kırmadan omlet olmaz durumuna dönmüş
Biraz küserler sonra mecburen alışırlar. Arada sevdikleri bir başkası varsa kendi yaş gruplarından, koz doğru diyor. Doğru yapmış vs diye de kafalarını yıkarsa tam olur
+4
kisa
(29.05.26)
Kendi eviniz var gibi anladım.
Hemen terk edin ve geri dönmeyin. Fiziksel ve bilişsel olarak iyilermiş üstelik.
İhtiyaçları bile olsa, çocuklar hayatını onlara bakmaya harcamak zorunda değil. Çünkü, çocuklar kendi kararlarıyla bu dünyaya gelmedi.
Ben oğlumu her fırsatta tembihliyorum. Elden ayaktan düşersem ve anneannen gibi bencillik yapacak olursam, çaresine bak diye.
Bizim memlekette bu tür ihaleler bekar ya da dul kızlara kalır hep.
+2
pro9it9is9
(29.05.26)
Bu durum yaygin sanirim. Ben evliyim, 15 yildir yurt disinda yasiyorum, ama biz de evimi ailemi kariyerimi birakip Turkiye'deki kucuk bir sehre yanlarina donmedigim icin kustuk konusmuyoruz :)
0
sertac akin
(29.05.26)
Öncelikle 70 gerçekten yanında olman gerekecek zamanın gerisinde bir yaş. cosmic+1

Genelde 80 sonrası daha kötü ve gerekli oluyor. O yüzden hiç bakmadan kaç. Kahvaltı ne münasebet. Eli ayağı tutuyorsa kendi yapacak. Kendi hayatından çaldığını fark et ve kararlı ol. Haftada 1 görebilirsin 2 3 saat. Sonra kaç.

Bakıcı bulabilirsin günde 2 3 saat yemek, temizlik işleri için.
-3
arbre
(29.05.26)
@sertac akin
dediğiniz gibi, yaygın bir kültürel durum haline gelmiş olabilir.
90 yaşındaki anneannem ve babaannem de kendi çocuklarına yıllardır aynı şeyi yapıyor aslında. herkes çok yoğun çalışırken ben sıkıldım beni gezdirin beni memlekete götürün diye ayılıp bayılıyor kriz çıkarıyorlar.
ben bir umut aynı şeyi yaşadıkları için bana yapmazlar diyordum, öyle olmadı :/

@arbre
haftada bir gündelikçi gidiyor zaten. eli temiz bir kadın ama annem onunla da anlaşamıyor, kaç kez kovdu kadını da, ben hatır rica döndürdüm.

pandemiden önce maddi durumları çok daha iyiydi. annem çalışmamasına rağmen 5 gün ve tam gün yardımcı kadın vardı evde. annem o zaman bile ben çok yoruluyorum diye söyleniyordu.
maalesef ben kendimi bildim bileli mutsuz ve huzursuz bir mizacı var zaten. onun için ben ne yaparsam yapayım yok sayacak ve yeterli bulmayacak galiba.
-1
🌸la lykia
(29.05.26)
Tam da bu yazdıklarını harfiyen aynı şekilde onlara net bir şekilde iletebiliyor musun? Bu tarz konularda onlara söyleyemediklerimizin yükünü çekeriz çoğu zaman. Tam olarak anlayamazlar net olarak yüzlerine vurmadıkça. Çünkü işlerine de gelmez çoğu zaman. Ancak senin gerçekten tükendiğini ve seni hiç düşünmediklerini net bir şekilde ortaya koyup darılan taraf sen olursan, o zaman seni gerçekten anlayıp, ihmal ettiklerini ve sadece kendilerini düşündüklerini az da olsa anlamaya başlarlar. Sonra da seni tekrar çocukları gibi görmeye başlarlar ve kurumuş eskimiş o şefkat tomurcukları tekrar filizlenmeye başlar. 100% garantisi yok ama genelde anne babamızla bile yeri gelir tam net iletişimi kuramayız, hep belli kısır döngüler vardır onlar arasında geçer konuşmalar, o yüzden de tam olarak anlatamayız kendimizi hiçbir zaman. Bu sevgililer için de çok geçerli bir durumdur.
0
mehmetakar
(29.05.26)
Küslük halinde ortaya çıkan onların mutsuzluğunu, kendi mutluluğunun üstüne koyuyorsun. Yani mutlu olmak yerine onların mutsuz olmamasını önceliyorsun. Sorun burada. Evet bu ilişkinin gidişatında biri muhakkak mutsuz olacak. Ama diğer arkadaşların da dediği gibi ailenin alışması senin şu anki durumda devam etmenden çok daha kolay olur. Başlarda sancılı geçecektir elbet ama nasıl olsa alışacaklar.

Atıyorum sadece kendi evine yerleşmek yerine evlenip de evden de ayrılabilir bir kişi. Ailesi onu nasıl normal görüyorsa kendi başına yaşama isteğini de normal görmeli.
+1
himmet dayi
(29.05.26)
Akıl ruh ve beden sağlığın için bırak git demek istiyorum, ama vicdanen bunu demek zor açıkçası. Dedikleri gibi gitsen bile en fazla 5 10 seneye gerçekten ihtiyaç duyacaklar sana.evli Bi kuzenim dubleks ev aldı bu yüzden. Kendi eşi ve çocuklarıyla alt dairede kalıyor. Büyükler dublekste. İsterse yemeğe çaya aşağı iniyorlar.temizlik durumlarında da gelin destek oluyor yukarı çıkıp. Size bu da uymuyor malesef. Allah yardımcınız olsun
0
denizciman
(29.05.26)
Yukarıda yazılanlara (özellikle birden çekip gitmek) katılmakla birlikte 60 yaşına gelip de hala anne babasının hayatını yaşayan kadınlar tanıyorum. Bu sıkıntılı hal artık konfor alanı olmuş ve başka bir yaşamın hayalini kurmanın imkanı, isteği, enerjisi kalmamış. Anne babanın aksine sizin daha önünüzde yaşayacak yıllaaaar var. Nasıl olsun bu yıllar?
0
beetlejuice
(29.05.26)
Hikayelerimiz biraz benzer. Evin tek kızı olarak benden birçok konuda birçok fedakarlık yapmam bekleniyordu.
Ben kendimi çektim ama birden değil. Birden çekince hem siz vicdanen daha kötü hissedecek ve gardınızı düşüreceksiniz, hem de geri dönünce onlar bu duruma alışacak ve durum daha da zorlaşacak.
Bir hafta sonu gitmeme ile başlayın ufaktan, akşamları geç gitmeye, bazı akşamlar hiç gitmemeye çalışın. Kahvaltı istediğinizi söyleyin arada siz trip atın onlara karşı olarak. Bir pazar günüm var dinlenmek gezmek istiyorum deyin, açıklamaya ihtiyaç duymadan sadece çıkacağınızı belirtin. O arada belirli laflar yiyeceksiniz, duymazdan gelin. Üç beş olay sonrası alışacaklardır.
Yavaş yavaş kendi yokluğunuza alıştırın. Bence en önemlisi şu; onlara bir konuda siz sadece bilgi veriyorsunuz, açıklama yapmak ve onları sonuna kadar rahat ettirmek zorunda değilsiniz.
Bir de net duruşunuzu mutlaka korumalısınız. Ben önümüzdeki hafta kendi evimde kalacağım dediğinizde bundan kesinlikle geri adım atmayacaksınız, bir noktadan sonra alışacaklar, tecrübeyle sabit. Artık bana "gelecek misin" sorusunu dahi nadiren soruyorlar, bir zamanlar sürekli gitmek benim görevimdi, üstüne tartışmamız düşünülemezdi bile.
+1
umutt
(29.05.26)
Onlara merhametle ve alçak gönüllülükle kol kanat ger. “Rabbim! Onlar nasıl küçüklükte beni şefkatle eğitip yetiştirdilerse şimdi sen de onlara merhamet göster” diyerek dua et.
kuran.diyanet.gov.tr

maddi imkan varsa yardımcı tutun yarım gün gelsin haftada 1-2 defa
iş yükünüz azalır

evlenip ayrı eve çıkma örneğini verebilirsiniz
ya da aynı binada farklı daire de oturma imkanı varsa onu değerlendirin

yaşlılık psikolojisiyle baş etmek zor
"kuaför ve berber organizasyonlarını yapmamı bekliyorlar"
bu baya garip aslında kendileri için de bir meşgale lazım
arada onları bir yere ya da aktiviteye gönderebilirsiniz
-1
mantık
(29.05.26)
Şimdi bu olayda anne-baba 71 yaşında.
Daha bir beş sene daha kendilerine yeter durumda olacaklardır. Sonrasında bakıma ihtiyaç duyacak şekilde motor becerileri ve zihinsel beceriler zayıflayacak.
Alzheimer ve inme olasılılıkları için Allah korusun diyelim.
Şu:
'Cocuklar anne babasinq bakmaz' diyen arkadaşlar, o durumda ne yapacağımız konusunda bizi aydınlatabilirler mi?
Tam olarak ne yapıyoruz?
Çöpün kenarına falan bırakıyoruz da alan mı oluyor?
Orayı bi açabilirler mi?

Soruya cevap:
Yavaş yavaş kendinize zaman ayırın. Alışacaklardır. Alışıldıkça kendinize ayırdığınız zamanı uzatın. Bu konuda diyaloğa, tartışmaya girmeyin. Böyle olacak deyip geçin. Küsebilirler. Kaale almayın. Alışacaklardır.
+1
Mirket
(29.05.26)
Aileniz muhafazakar bir aile belli ki, dindar olmamaları muhafazakar olmamaları anlamına gelmiyor. Madem bu yaşa kadar aile kurmadın ve bize geldin, bize bakmalısın modunu açmışlar. 70+ için normal bir davranış. Küslükleri çocuk (5 yaş) küslüğü gibi olur. 2 kez telefon açmasalar ertesi gün açarlar. No worries.
0
klassno
(29.05.26)
Anne baban atalarından gördüklerini istiyorlar. Sense yufka yürek meselesi, kıyamıyorsun. Gerçekten muhtaç olanların yaptıkları şeyleri yapıyorlar, çok haksızlar. Kendi hakkını feda etmekten dolayı sen de kendine karşı haksızlık ediyorsun çünkü sen de bir gün yaşlanacaksın ve belki yanında bir eş isteyeceksin belki gençliğime doyamadım diyeceksin, öfkeli bir yaşlı olmak istemediğin halde öfkeli olacaksın.

Hazır bayramı küs geçirmişsiniz, sürdür bunu. Senden bütün bütün kopmaya dayanamazlar, biraz da hasta bunalım rolü falan yap, anneler babalar evlatlarının hastalığına dayanamazlar diyeceğim ama emin de olamadım şimdi. Bence elinden geleni ardına koyma, kopma noktasına gel. Hatta gerekirse kop bakalım ne olacak.
0
muhayyer divan
(30.05.26)
Bu ülkede evlenmeden birey olunmuyor. Evlenme durumu varsa düşünün. Muhayyer in dediği gibi hasta rolü yap.
+1
pembediken
(30.05.26)
bunun için bir izne veya onaya ihtiyacın yok. zaten maddi gücün ve kendi evin de var.
kusura bakma ama ebeveynlerin sana "zorbalık" yapıyor. yani seni yaşaman gereken hayattan alıkoyarak kendi ihtiyaçları için kullanıyorlar.

yapabileceğin bir şey yok. sizleri seviyorum her zaman destekçinizim ve yanınızdayım ama artık kendi hayatımı kurmam lazım diyerek yola çıkacaksın ve geri dönmeyeceksin.
verecekleri tepkiler (duygusal mainipulasyon) onların sorunu. ebeveynlerin malesef olgunlaşmamış insanlar.
+2
orpheus
(30.05.26)
(13)

Uno arabaları nasıl bilirsiniz?

ya ben lan neyse
200 bin bu araba için fazla mıdır?200 bin km'de, 1997-2000 model bir şey düşünelim. motoru iyi, kazasız...şehir içi pazara, mezarlığa ziyarete falan gitmek için...acemiyim.
200 bin bu araba için fazla mıdır?

200 bin km'de, 1997-2000 model bir şey düşünelim. motoru iyi, kazasız...

şehir içi pazara, mezarlığa ziyarete falan gitmek için...

acemiyim.
0
ya ben lan neyse
(15.05.26)
Metal yorgunluğu olmuştur, yine de sanayiden çıkmazsın. Bence uno filan düşünme. 2010 ve sonraki araçları düşün. Aslında bence 2. El araç hiç düşünme. Bence hiç yeni araç düşünme. Bence düşünme 🥹🥹🥹
-5
muhayyer divan
(15.05.26)
26 yaşında mersedes bile alınmaz. derdi bitmez o arabanın.
0
yurtsuz john
(15.05.26)
200 bine scooter
350 bine Citroen ami daha mantıklı olur.
-2
orient blue
(15.05.26)
bu işin sonu üzerine 1m ekle şunu bunu al demeye gidecek gibi görünüyor. benim en sık gördüğüm araç toros ve broadway. demek ki parçası bol, ucuz ve işçiliği kolay araçlar.

uno diğerlerine göre daha şık görünüyor ama bu kadar az sayıda karşılaşıyorsak vardır bir sebebi diyorum.
0
birdirbir
(16.05.26)
200 tabiki fazla o arabaya. benim 2010 model arabayı 213k km'de 235k'ya aldım 200 civarlarına da bulunuyor unoyla kıyas kabul etmez.
+1
konetsu
(16.05.26)
200 bün km için iyi, fiyat için yüksek. Ama uno iyidir.
0
ground
(16.05.26)
26 yıllık araba nasıl 200 bin km olsun o kısım biraz şüpheli yoksa piyasa böyle zaten. bütçe yoksa motor düşünmek daha mantıklı gibi.
0
biravekahve
(16.05.26)
ölmüş artık o araç.
0
mikahakkinen
(16.05.26)
acemiyseniz, herşeyden önemlisi güvensiz. -olmasın ama- olası bir kazada, bugünün araçları karşısında konserve kutusu gibi ezilme tehlikesi var.
0
lil siztah
(16.05.26)
İlk arabamdi acemilik çıksın diye düşünmüştüm o zamanlar ama çok rahatsiz vites, direksiyon bayaa zorlar, bravo ya geçtigimde mercedes gibi gelmişti, bir daha düşünün derim.
0
sinematikcrop
(16.05.26)
Eski bir japon bakardım ben olsaydım benzer fiyatlara. 200binde olması pek bir şey ifade etmez. Fiat bu.
0
yadigar
(16.05.26)
eski araç alacaksan japon ya da kore grubu.
ama 200 bine pek bişey alamazsın.
0
orpheus
(16.05.26)
Yaş 42, ilk arabam suzuki carry 97 modeldi. Beni ve oğlumu 3 yıl taşıdı. Bence efsane arabaydı, altı yüksek olduğu için burnunun sığdığı her yere (dik, paralel, çapraz, kaldırım...) parkedip işlerimi görebiliyordum. Bir kere platin, bir kere buji değişti. Öyle doğru düzgün sanayi yüzü görmeden ayrıldık. Şimdiki arabam 94 model opel corsa swing. 1 yıl oldu alalı, buji değişimi hariç sanayiye gitmedi. Ama şehir dışı da çıktım. Sorunsuz gidip geliyorum, şükür. Bütçem buna yetiyor. Sanırım 200 civarı piyasası.
+1
strawberry first
(17.05.26)
(11)

Terazi burcu erkeğine ne diyorsunuz?

sekizdokuzon
Geçen ay aslanı sormuştum, bu ayki şanslı erkegimiz terazi. Aslandan olmaz demiştiniz, hakikaten olmadı. Teraziye ne diyorsunuz? Aşırı tatlı değiller mi? :pHer ay başka birinden hoslanacak genişlikte olduğum için benim burcumu tahmin edersiniz (balık).
Geçen ay aslanı sormuştum, bu ayki şanslı erkegimiz terazi. Aslandan olmaz demiştiniz, hakikaten olmadı. Teraziye ne diyorsunuz? Aşırı tatlı değiller mi? :p

Her ay başka birinden hoslanacak genişlikte olduğum için benim burcumu tahmin edersiniz (balık).
-1
sekizdokuzon
(15.05.26)
Düşündüğün gibi "aşırı tatlı" olmayabilir.
0
rock n roll
(15.05.26)
Bir balik olarak su burclariyla iyi anlasirsiniz diye dusunuyorum:)
0
acelaacedebela
(15.05.26)
Kefelerine göre değişir, bazı teraziler narsist oluyorlar. Hiç gerek yok. Ama yükselen terazi veya ay terazi olsa pamuk gibi olurlar.
0
muhayyer divan
(15.05.26)
ben severim ama narsist oldukları doğru
0
mezzosprite
(15.05.26)
Sana olmaz
0
benaslindayohum
(16.05.26)
bir yengec erkegi degil.
+1
banach
(16.05.26)
Adam gibi adam.
+1
onyx
(16.05.26)
ben asiri anlasirim ama saglam bi iliski falan istersen hic tatmin etmez sana yaptigi butun sirinlikleri herkese yaptigini bil. kimseye hayir demez. her an fiziksel bi ozelligine estetik tavsiyesi, giyim kusamina herhangi bi yorum gelebilir surpriz olmasin^.^ her ne kadar evden alip eve birakan, cicek olmasa da arabada surprizler hazirlayan vs model olsa da alttan alta femlik vardir
0
ala09
(16.05.26)
ay aslan, yükselen ikizler olan bir terazi burcu erkeğiyim. terazi stelyumum var. yorumları merakla bekliyorum.
+1
rain when i die
(16.05.26)
3 örneği var önümde (aile, arkadaş) önermiyorum evlilik insanı olduklarını da düşünmüyorum
0
kestane gürgen palamut
(18.05.26)
Sen çok üzülürsün her ay birine tutulmaya
0
thesomberlain
(18.05.26)
(7)

Spor programınız

arbre
Neler çalışıyorsunuz? Programınızı kol, bacak... şeklinde günlere bölüyor musunuz?Ben pazartesi, çarşamba, cuma yapıyorum. Bir gün spor, bir gün dinlenme. Hafta sonu gitmiyorum. Her gün spor yapmanın yapıcı değil, yıkıcı olduğunu düşünüyorum. Yanlış mı?
Neler çalışıyorsunuz? Programınızı kol, bacak... şeklinde günlere bölüyor musunuz?

Ben pazartesi, çarşamba, cuma yapıyorum. Bir gün spor, bir gün dinlenme. Hafta sonu gitmiyorum. Her gün spor yapmanın yapıcı değil, yıkıcı olduğunu düşünüyorum. Yanlış mı?
-5
arbre
(15.05.26)
Arbreciğim ben spor yapamayan tayfadanım. Hatta spora bu kadar bağlanan insanlara çok şaşırıyorum, çok da imreniyorum, resmen zevk alıyorsunuz spordan ama bana acıdan başka şey ifade etmiyor. Ayaklarım çok acıyor çünkü :( umarım senin gibi olabilirim ne diyeyim (cevapsız kalma diye yazıyorum)
0
muhayyer divan
(15.05.26)
muhayyer divan, sağ ol canım, bir gün beraber yaparız istersen
-4
🌸arbre
(15.05.26)
Sana uyabileceğimi hiç ama hiç sanmıyorum Arbreciğim 🩷
0
muhayyer divan
(15.05.26)
full body yapiyorum 2 günde bir. her gittigimde yürüyen bantta 20 dk kardiyo yürüyüsü yapiyorum kalp atisimi 150'ye sabitlemeye calisip.
0
arkadakiadam
(15.05.26)
Bu kisiden kisiye, amaca gore degisir. Ama ben de her gun spor yapmamanin kaslari dinlendirmenin iyi oldugunu biliyorum. 3. Gun olarak yapiyorum. 1 upper, 1 lower ,1gun de full body ayrica uzerine de kardiyo ekliyorum yarim saat.
0
acelaacedebela
(15.05.26)
Bu sorunun tek cevabı yok. Ama genel geçer olarak 3-4 kere yapmak ideal, split olursa 5de olur. Ppl ile 6 yapan da var. Bu biraz antrenman yüküne, yaşa, yeme/içmeye bağlı.
Kendim için konuşursam iki gün powerlifting, bir gün kettlebell ile 15-20 dakika süren bir antrenman, bir gün 30 dakika mobility, diğer günler de 1 saat yürüyorum.
Zamanim olsa iki günün yorgunluğunu düşürüp 4 gün powerlifting yaparım ama yok bir iki senedir.
0
logisticsmanager
(15.05.26)
Fitness Blender üyeliğim var oradaki programları yapıyorum, bazen kendi kendime seçiyorum. Haftada 4 günüm müsait ama her seferinde ağırlık yapmıyorum genelde. Bazen hoplayıp zıplayasım oluyor bazen yoga falan öyle karışık. Amacım daha sağlıklı olmak, daha kaslı fit olmak değil yani zaten ona göre yemek yemiyorum. Benim de bildiğim kadarıyla yetişkin insan için haftada 2-3 kere 45 dakika-1 saatlik ağırlık antrenmanı yeterli. Ağırlık antrenmanı sırasında kaslarda küçük yırtılmalar oluyor onların iyileşmesi için zaman ayırmak lazım. O nedenle zaten ağrısı da hemen olmaz 1-2 güne çıkar sizin de fark etmiş olacağınız gibi.
0
peki madem
(16.05.26)
(14)

Simülasyonda mıyız

mertumursamaz
Simülasyonda mıyızEskiden tc de doğduğum için tanrıya isyan ederdim artık olmayan bir tanrıya isyan etmiyorum onun yerine beni simülasyonda tc ye yazan ya da yazanlara isyan ediyorum şu videodakiler gibi Modern Talking Cheri Cheri Lady (NOKARA Remix)https://youtu.be/3gDHNMm8qEY?si=EeTjspQAhxm6iglF1
Simülasyonda mıyız

Eskiden tc de doğduğum için tanrıya isyan ederdim artık olmayan bir tanrıya isyan etmiyorum onun yerine beni simülasyonda tc ye yazan ya da yazanlara isyan ediyorum şu videodakiler gibi
Modern Talking Cheri Cheri Lady (NOKARA Remix)
youtu.be
1 gün bile olsa çılgınca eğlenemeden ölecek olmak çok acı

Elon musk simülasyondayız diyor

elon musk simülasyon teorisi

Elon Musk, gerçekliğimizin üstün bir medeniyet tarafından yaratılan gelişmiş bir bilgisayar simülasyonu olduğunu öne süren "Simülasyon Teorisi"nin en tanınmış destekçilerinden biridir. Musk, insanlığın teknolojik gelişimiyle oyunların gerçeklikten ayırt edilemez hale geldiğini, bu nedenle simülasyonda yaşamama ihtimalimizin "milyarda bir" olduğunu savunmaktadır. 

Elon Musk'ın Simülasyon Teorisi Görüşleri:

Temel Argüman:

Teknolojik ilerleme hızı (örneğin 40 yıl önce iki çubuk ve bir kareden oluşan Pong oyunu varken bugün gerçekçi oyunlar olması), çok uzak olmayan bir gelecekte gerçeklikten ayırt edilemeyen simülasyonlar yaratılabileceğini gösterir.

"Milyarda Bir" İhtimal: Musk, 2016'daki Code Konferansı'nda, yaşadığımız evrenin "temel gerçeklik" (yani orijinal evren) olma ihtimalinin milyarlarda bir olduğunu söylemiştir.

Mantıksal Çıkarım: Eğer bir simülasyon oluşturma yeteneği (medeni bir topluluk tarafından) bir kez bile kazanılırsa, bu teknolojiyle sonsuz sayıda simülasyon çalıştırılabileceği için, mevcut tecrübemizin bunlardan biri olması daha olasıdır.

Karşı Argümanlara Yaklaşım: Musk, bilim insanlarının bu konuda farklı görüşleri olsa da, teknolojinin gidişatının sanal ve gerçek arasındaki ayrımı ortadan kaldıracağına inanıyor. 

Teorinin Kökenleri ve Bilimsel Durumu:

Nick Bostrom: Teori, 2003 yılında filozof Nick Bostrom tarafından ortaya atılan hipoteze dayanır.

Bilimsel Tartışma: Bazı kuantum fizikçileri, evrenin dijital verilerden oluşabileceği fikrini simülasyon teorisi için bir kanıt olarak görse de, diğer fizikçiler bu fikrin matematiksel olarak mümkün olmadığını öne sürmektedir. 

Özetle, Musk için simülasyon teorisi, insanlığın teknolojik gelişiminin doğal bir sonucu olarak gördüğü, simüle edilmiş bir dünyada yaşamamızın şaşırtıcı olmayacağı bir senaryodur

ben demiyorum elon musk diyor. peki ya elon musk neden bunu söylüyor ve gerçeği yaşamıyorsak tam olarak neyi yaşıyoruz?

(bkz: simülasyon teorisi)

simülasyonun argümanının en büyük dayanağı 'sınırlar'.

peki nedir bu sınırlar?

normal şartlarda, bir simülasyon programı, iki veya üç boyutlu, zamanla ilerleyen bir modele sınırlamalar koyacaktır. yani, simülasyonu kurgulayanlar tarafından çizilmiş sınırların dışına çıkmanız mümkün değildir. kısacası, kurgulanmış bir simülasyonun içindeysek yazılımın izin vermediği noktaya (sınır değerler) gidemeyiz. 

fizikte var olan kurallar üzerine düşündüğümüzde, çevremizde birtakım sabitleri kabul ederek ilerleyebiliyoruz. sabit olan ışık hızını değiştiremiyoruz, yani ışık hızını arttıramıyor yahut azaltamıyoruz. aynı şekilde, kuantum mekaniği için çok önemli bir yer teşkil eden planck sabiti üzerinde de herhangi bir oynama yapamıyoruz.

bu sınırlara genel anlamıyla örnek vermek gerekirse; 

ulaşılabilecek maksimum hız olan ışık hızı (c=299,792,458 m/s), minimum sıcaklık olan mutlak sıfır (=-273.15 °c=0 °k), minimum uzunluk olan planck uzunluğu (=1.616 × 10^-35 m), maksimum sıcaklık olan planck sıcaklığı* (=1.41 × 10^32 k), minimum zaman aralığı olan planck zamanı* (=5.39 × 10^-43 s), maksimum yoğunluk olan planck yoğunluğu (=5,1 × 10^96 kg/m³), ...  

• kuantum mekaniğinin geçerli ve tanımlı olduğu limitlere göre.

evrensel sabitler (evrenin her yanında aynı olduğu düşünülen):

kütleçekim katsayısı (g=6.67 × 10^-11 m³/kg×s²), planck sabiti (=6.62 × 10^-34 j·s), protonun kütlesi (=1.67 × 10^-27 kg), elektronun kütlesi (=9.109 × 10^-31 kg), avogadro sayısı (=6.022 × 10^23 1/mol), evrensel gaz sabiti (r=8.314 j/k×mol)...

yapılan deneyler de bu görüşü destekliyor

gerçekliğin bir illüzyon olduğuna dair, geçmişte uzun felsefi ve bilimsel teoriler öne sürülmüştür. simülasyon argümanı, ilk olarak 2003 yılında nick bostrom tarafından öne sürülmüştür. bostrom ve diğer yazarlar simülasyon argümanının geçerli olduğuna dair ampirik verilerin mevcut olduğunu öne sürer. bu konuda 2012 yılında almanya’nın bonn üniversitesinde de deneyler yapılmış ve sonuçlar simülasyonlarda olması gereken üst enerji sınırlarına işaret etmiştir.

son zamanlarda ise a.ı. ve simülasyon üzerine ciddi anlamda dizi/filmler görmekteyiz. bunlara örnek vermek gerekirse sanıyorum ki en önemlisi geçen sene ilk sezonuna başlayan westworld uygun olacaktır. ama en önemlisi ise sanıyorum ki matrix

simülasyonun esas amacı "anlamak" üzerine kuruludur. neyi anlamak? bir üst evreni, sınırların aşılıp aşılamayacağını vs.

eğer ki simüle edildiysek bizi simüle edenler ile aynı fizik kurallarına sahip olmamız mümkün. çünkü simülasyona göre her şey "aynı" olmak zorundadır. bu da akıllara vr teknolojisi ile birlikte bizimde bir simülasyon yaratabileceğimiz gerçeğini getiriyor.

fakat bu bir döngü, esasen bu sonsuz evrenlere dayalı olabilir. bizi yaratanları yaratanlar, onları da yaratanlar olabilir. bunun bir sonu olmayabilir.

peki bu işin merkezinde ne var? en başa döndüğümüz zaman tekrardan kapı tanrıya mı çıkıyor?

ya da tüm bu olaylar zamanın linear akmamasıyla bir alakası olabilir mi, zaman düz bir şekilde değilde yuvarlak bir hal almış ve ilk evreni bizim simüle ettiğimiz evren simüle etmiş olabilir mi?

bu sınırları aşarsak eğer nereye ulaşırız? ışık hızını aşarsak ve evrenin genişleme hızına yetişebilirsek mekansal olarak evrenin dışına çıkabilir miyiz? çıkarsak ne ile karşılaşırız? 

ya da tüm her şeyi anlamak üzerine kurduğumuz için var olmayan bir gerçeklik yaratmış olup bütün evrenler üzerindeki hayatlar sahte, yalan olabilir mi? düşündüğümüzün aksine hiçbir amacımız olmayabilir mi? 

esasen her şey en başa dönüyorsa, ilk yaratıcıya dönüyorsa bu kişi tanrı olabilir mi, tanrı ise nasıl yoktan var olabildi ya da nasıl hep vardı? daha da önemlisi, tanrı hiç olmayabilir mi, zaman linear değil de circle bir şekilde işleyebilir mi? hatta ve hatta gerçekten insan "tanrı" figürünü soyut ve somut bir şekilde yaratıp adlandırmış olabilir mi? 

ve en önemlisi, tanrı olabilir miyiz? var olan bütün soruların cevaplarına ulaşabilir miyiz?

bu ve bu gibi soruların cevaplarını belki de hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz lakin elon musk gibi bir adam böyle bir şey söylüyorsa mutlaka bir bildiği vardır diye düşünüyorum.

Sonuç elon musk simülasyondayız diyor peki sizler ne diyorsunuz simülasyonda mıyız değil miyiz?
-11
mertumursamaz
(15.05.26)
Değiliz.
0
kizil karga
(15.05.26)
westworld 10 sene oldu çıkalı. copy paste bir yazıysa hiç yorma bizi.
0
buenosdias
(15.05.26)
Çok uzun bir duyuru olmuş, okuyup anlamaya çalışmak için mecalim yoktu açıkçası. Başlıktan yola çıkarak yazıyorum:

Simülasyonda olsak ne değişir? Toplumlarda hâlâ cehalet ve cehalet kaynaklı bilinçsiz kötülükler yaygın. Hâlâ çarpıklıklar fena halde iş görüyor. Ne değişecek? Simülasyondaymışız madem bu hayatı iyiliklerle yararlı işlerle geçirelim mi diyecek herkes? Yoo? Ben uzay çalışmalarını da anlamıyorum, dünyanın içine edip her yeri boka çevirenlerin uzayı anlamasının anlamı ne olabilir ki? Saf kötülük var başka bişey yok, uzayı bilsen ne olur bilmesen ne olur, o parayı hayatın kalitesini artırıp doğayı korumaya harcamayı eblehlik olarak gördükten sonra. Hangimiz uzaya gidicez Allah aşkına ya. O kadar boş ki bunlar.
0
muhayyer divan
(15.05.26)
parka
(15.05.26)
bir çocuğun rüyasında yaşamadığımızı ispatlayabilir misin?
tanrının varlığını ispatlayabilir misin.
bizi, makarna canavarının yaratmadığını ispatlayabilir misin?

bu da öyle bir soru işte.
+2
parka
(15.05.26)
Elon musk ın kast ettiği annunakiler ya da alien filmdeki mühendisler.

Ya hepsine inan ya de hiçbirine inanma seçim senin
0
Hallegadola
(15.05.26)
Soruyu sorup orada bıraksaydın keşke. Altındaki afili teoriler kuramlar simulasyon teorisiyle çok da alakalı değil, instagram postlarındaki Tevfik Fikret metnine benziyor.

Simülasyonda değiliz. Kuantum ölçekten kozmik ölçeğe detayları çok fazla çözünürlüğü çok yüksek, milyarlarca gözlemciye aynı anda bu kadar kusursuz ve hatasız bir deneyim yaşatabilecek teknoloji var olamaz. Erkcan özcan çok güzel anlatıyor bunu.

Gitmediğim görmediğimiz halde evrenin herhangi bir noktasında, ışığın gidemeyeceği bir yerde rastgele bir yıldızı hayal edip düşünebiliyoruz. Aklen oraya gidebiliyoruz ama evrenin ötesini hayal dahi edemiyoruz çünkü fizik kanunlarının çalışmadığı bir yer orası. İlla bir yaratıcı bir bilinç merağımız varsa evrenin kendisine niye allah demiyoruz niye bununla yetinmiyoruz acaba.
0
beyfendi
(16.05.26)
Simulasyonda olduğumuza inananlar, oytun erbaşçılar ve şekspir şeyh pirdir diyen fesli tipin müritlerini ciddiye alma oranım eşit.
+1
wilhelmwasmuss
(16.05.26)
Sanmam.
Öyleysek de umarım uyandırılmam.
0
mutekebbir
(16.05.26)
bana makul geliyor.

elon musk "biz insanlar sadece en ilginç simülasyonları devam ettiriyoruz o zaman dünya da ilginç bir yer olmalı" anlamında bir açıklaması da vardı. bence dünya oldukça da ilginç ve absürd. koca usa in başında trump var mesela. komik bence. böyle aralarda ipucu da veriyorlar gibi (matrix vs.) geliyor sanki bunu yaşayacağız ve sonrasında diyeceğiz ki vay be ne kadar benziyor matrix e.

yapay zekanın humanoid robotlarla tam kapasiteyle kavuşmasına belki 10 belki 20 yıl uzaktayız. sonrasında da bir nokta da terminatör filminin gerçekleşmeme olasılığı da oldukça zayıf.

kısaca absürd komedi tadında bir simülasyonda olabiliriz.
0
visenfoni
(16.05.26)
simülasyonda olup olmamanın şu an hissettiğin şeyi değiştirip değiştirmediği önemli. iyi hissetmiyorsan ne fark eder ki?
0
gurur
(16.05.26)
kendisi 'en iyi mühendis de benim, en iyi ekonomist de benim, her şeyi ben tasarladım' modu olan gerçek bir narsist. Özellikle de arkasındaki binlerce dahi mühendisin, bilim insanının ve teknisyenin emeğini tek bir tweet’le kendi hanesine yazdığında içimden pipimi ye diyorum. gelsin yüzüne de söylerim. höt zöt ederse de tekte alırım kendisini.

hayatı bu kadar irdelemeye ve yerinizi yurdunuzu bu kadar deşelemeye gerek yok. 50 sine yaklaşan biri olarak bir formülde ben vereyim size ;

çalışın, bir işte uzmanlaşın, bu sırada insan biriktirin.
uzmanlaştığınız işte para kazanın.
bir insanla hayatınızı birleştirin, birbirinizi dizayn etmeden beraber yaşamayı öğrenin.
ailenize küçük birini daha katın ve aile kurun.

eğer bu aileyi duygusal ve maddi olarak ayakta tutabiliyorsanız hayatta başarılı birisinizdir. gerçek simülasyon budur.
0
galahad reloaded
(04.06.26)
Simülasyondayız

Bu Dünya Gerçek mi, Simülasyon mu? Planck Sınırı ve Kodun Görünmeyen Duvarları!
youtube.com

Sonuç simülasyondayız
-1
🌸mertumursamaz
(04.06.26)
Simülasyondayız

CERN'deki deneyler boşuna mı?
youtube.com

Sonuç simülasyondayız
0
🌸mertumursamaz
(23.06.26)
(7)

farsça müzik

semaforo de medianoche
iran ortadoğunun sanat sepet konusunda en önde gelen ülkesi sayılabilir birçok alanda. sineması, edebiyatı, şiiri osu busu. ama müzik konusunda bana biraz hayal kırıklığı geliyor acaba benim cahilliğimden mi diye merak ettim. daryuş (dariush) chesme man müthiş bir eser bence, muhsin namcu'nun (mohse
iran ortadoğunun sanat sepet konusunda en önde gelen ülkesi sayılabilir birçok alanda. sineması, edebiyatı, şiiri osu busu. ama müzik konusunda bana biraz hayal kırıklığı geliyor acaba benim cahilliğimden mi diye merak ettim. daryuş (dariush) chesme man müthiş bir eser bence, muhsin namcu'nun (mohsen namjoo) iyi şarkıları var, ajda pekkan'ın dile kolay'ı daryuş'tan alıntı yine. güzel eserler var yani ama çok da bulamadım. spotifyde persian essential listesine baktım mesela orası da hayal kırıklığı oldu. arapça da türkçe de müzik konusunda çok önünde gibi geldi farsçanın da başta dediğim gibi acaba benim cahilliğim mi bu düşünce?

sevdiğiniz farsça şarkıları paylaşabilir misiniz?
0
semaforo de medianoche
(15.05.26)
youtu.be

Bu şarkıyı çok severim. Ama ben İran müziği hakkında hiç repertuara ve bilgiye sahip değilim onu da belirteyim. Bir tane daha vardı o epey duygusal hatta hüzünlü bir şarkıydı. Bulursam yazarım buraya.

Buldum: youtu.be
-2
muhayyer divan
(15.05.26)
mohsen namjoo'yu sevdiyseniz seveceğiniz isimler illa ki çıkar. biraz sanatçıya göre derinleşmekte fayda var.

popüler olanlardan (pop değil :D) Homayoun Shajarian'a bakabilirsiniz.
www.youtube.com (into 2:30 gibi bitiyor, ileri alabilirsiniz)
www.youtube.com

iran'ın en iyi yönetmenlerinden Abbas Kiarostami'nin hastane yatağında son demlerinde mohsen namjoo'nun bi şarkısını istiyor, görmediyseniz göz atabilirsiniz: www.youtube.com

bi tane de eskilerden (hayedeh)
www.youtube.com

Mohammad Esfahani'nin de dinlendirici bi tarzı var, sakin söyler:
www.youtube.com
+1
brkylmz
(15.05.26)
Şarkı değil direkt sanatçı ismi vereyim. Darya dadvar. Toplamda 1 milyon kez falan dinlemişimdir. İki numaram da mahsa vahdat.
0
wilhelmwasmuss
(15.05.26)
niyaz/azam ali var. su sarkilarini cok severim: www.youtube.com
-1
banach
(16.05.26)
şehram nazıri'nin şirin şarkısını unutmuşum sevdiklerimden bahsederken o da güzel epey kuvvetli bir alkış fragmanıyla tanışmıştım.

@muhayyer divan: bana çok hitap etmedi bu tarz.

@brkylmz: evet muhsin namcu'nun bu şarkısıydı benim de bahsettiğim epey özel bir eser bu bence. ama diğer öneriler bana çok uymadı.

@wilhelmwasmuss: derya dadver'in sesi epey güzel, tarzı da biraz operamsı gördüğüm kadarıyla. diğer dinlediklerim tekrar açma isteği uyandırmadı ama mah pishanoo hoşuma gitti bunu tekrar dinlerim. boşlukta biraz daha şarkısına da bakabilirim. mahsa vahdat'ın tarzı o kadar hitap etmedi ama haleili fena değil.

@banach: bu the hunt güzelmiş. bunlarda azerilik olabilir mi türkçe şarkılar da seslendirmişler epey. geçti dost kervanı yorumları da hoşuma gitti. kadının sesi epey güzel.
0
🌸semaforo de medianoche
(16.05.26)
Hayedah'ı ve Kiosk'u öneriyorum. Biri klasiklerden, biri yeni dönem indie tarzında müzikleri olan.
Edit: Niyaz/Azam Ali'yi cevaplarda görünce Vas ile yaptığı düetten Mandara'yı bırakmadan edemeyeceğim: youtu.be
0
Amaranta ursula
(16.05.26)
@semaforo de medianoche; olabilir valla iran'da azeri cok. o zaman size en sevdigim azeri turkusunu yolluyorum. mecid mecidi'nin sercelerin sarkisi filminde geciyor ve tam versiyonu hicbir yerde yok, yani ben bulamadim. film de nefistir bu arada, izlemediyseniz oneririm.

yalan dunya: www.youtube.com
0
banach
(16.05.26)
(7)

Ev tuvaletine havalandırma düzeneği

muhayyer divan
SelamNasıl ifade edeyim bilemiyorum, önce sorunu anlatayım ki ne istediğim daha kolay anlaşılsın.Tokilerde oturuyoruz (cidden çok sıkıntı var arkadaş tokiden ev almayın) tuvalet banyo aynı yerde, havalandırması çok sıkıntılı. Komşuların tuvalet kokusu geliyor (muhtemelen bizimki de onlara gidiyordur
Selam

Nasıl ifade edeyim bilemiyorum, önce sorunu anlatayım ki ne istediğim daha kolay anlaşılsın.

Tokilerde oturuyoruz (cidden çok sıkıntı var arkadaş tokiden ev almayın) tuvalet banyo aynı yerde, havalandırması çok sıkıntılı. Komşuların tuvalet kokusu geliyor (muhtemelen bizimki de onlara gidiyordur), arada lağım kokuyor falan.

Annem ise alerjik astımı olan ve zaten yapı itibariyle de kokulara çok fazla hassas biri, tuvalete girme konusunda ciddi sıkıntı yaşıyor, temiz hava geldiğine inanabilmek için tuvalete kapıyı açık bırakarak giriyor falan.

Şimdi bana buraya yerleştirilecek, artık nasıl çalışıyor bilmiyorum ama tuvaleti hemen havalandıracak bir düzenek lazım. Hani bazı avm'lerin veya hava alanlarının tuvaletlerini oluyordu dşye hatırlıyorum, girer girmez başlar ya havalandırma. Onun gibi.

Böyle bir şey eve yaptırılır mı, yaptırılırsa kime yaptırılır, nelere dikkat etmek lazım, kaça patlar vs. Bilginiz varsa yazar mısınız, çok memnun olurum. Annemi başka türlü rahatlatamayacağım. 🙏🏻🌷
-1
muhayyer divan
(06.05.26)
Mini aspiratör. Banyo aspiratoru olarak arastiravilirsin
-1
artıküyeolmakistiyorum
(06.05.26)
Komşu kokusu, lağım kokusu deyince, kokunun dışarı atılmasından ziyade koku nereden içeri giriyor konusunu araştırmak gerekir diye düşünüyorum.

Klozet mi var, alaturka mı?
Lavabo gideri, banyo su gideri ve duş teknesi giderini ayrı ayrı koklayın oralardan geliyorsa çözüm üretelim. Klozetin fayansla temas ettiği noktadan geliyorsa, onun çözümü farklı. Asma tavan, ya da alçıpan varsa orada bir hava bacası var o mu geri tepiyor? Havalandırma penceresinden mi geliyor?

Kısaca koku kaynağını bulun bence.
0
Mirket
(06.05.26)
Koku kaynağını bulunca ve sorunu çözünce bütün sorun bitmiş olacak mı emin değilim, bir de annemin havalandırma ihtiyacı geçmez gibi geliyor, psikolojik sebeplerle kokular alıp iğrenebilen bir şahıs kendisi 🩷
0
🌸muhayyer divan
(06.05.26)
Banyoda havalandırma penceresi varsa pencere tipi aspiratör alacaksın. Vibrasyon nedeniyle ses yapmayacak şekilde monte edilmesi lazım. Yoksa komşular kapıya gelir. Elektrikçiye aydınlatma düğme anahtarına bağlatırsanız, ışığı yakınca çalışır, kapatınca durur. Ayrı bir aç kapa düzeneğine ihtiyaç kalmaz. Gücü arttıkça sesi de artar. Banyo hacmi ve koku şiddetine göre gücünü bilen birinin seçmesi gerek.
+3
Mirket
(06.05.26)
Tuvaletin yanındaki giderden geliyor muhtemelen. O gider sık sık su dökmek lazım. Ayrica su ürünü aldım ben baya işe yaradı. Koku cok azaldi.

app.hb.biz

En iyi havalandırma banyo camını açmak. Gelen kokuyu alacak bir sistem yok maalesef
0
basubadelmevt
(06.05.26)
Banyo camını açıyoruz da, bazen yetmiyor, bazen soğuktan dolayı açmamak gerekiyor filan. Bulunduğumuz yer Ankara'nın en sivri tepelerinden biri, hem merkezden 5-6 derece daha serin hem çok fazla eserekli, bir ara evin içinde hiç pencere açmadan da rüzgar esiyordu 😁
0
🌸muhayyer divan
(06.05.26)
ilk olarak koku gelmemesi için havalandırma boşluğuna panjurlu bir kapak ekletebilirsiniz. ama asıl sağlıklı çözüm sessiz bir fan ekleyerek pozitif basınç oluşturmak. yani havalandırmadan size doğru hava akışı olmamalı. evdeki havayı az miktarda da olsa sürekli havalandırmaya basıyor olacaksınız.

bir de bina yönetimi ile konuşun bazen çatılara bir aparat takıyorlar rüzgarda dönerek oradaki havayı sürekli vakumluyor, kokuyu engelliyor.
0
orpheus
(07.05.26)
(10)

Bugün iyi bir insan olmak için ne yaptınız?

sekizdokuzon
Ayıp olmasın diye yarım ağız bir yere çağırdığım arkadaşım "Ya aslında işler de birikti" diye kem küm ettiğinde, "Ben de çok bayılmıyorum seni görmeye, napalim gel diye yalvaralim mı? Telefon gtune yapışık yaşayıp üç saat sonra cevap vermek falan, insan muamelesi görünce aklın mi uçtu?" demedim. Siz
Ayıp olmasın diye yarım ağız bir yere çağırdığım arkadaşım "Ya aslında işler de birikti" diye kem küm ettiğinde, "Ben de çok bayılmıyorum seni görmeye, napalim gel diye yalvaralim mı? Telefon gtune yapışık yaşayıp üç saat sonra cevap vermek falan, insan muamelesi görünce aklın mi uçtu?" demedim.

Siz naptınız?

Niye çağırıyorsun o zaman diyecek aklı evvellere; tanıştığımız şehirden ayrılıyorum. Hiçbir şey söylemeden, haber vermeden gitmek istemedim. En son o çağırmıştı, gidememiştim. Böyle birtakım iyi niyetlilikler, siz anlamazsınız.
-12
sekizdokuzon
(02.04.26)
Çok iştahlı sövmüşsün canım çekti.
Sadece hocalar önemli bir şey paylaşmış mı diye girdiğim platformda günde 242425 video atan s.. kırığını silmek ya da terslemek yerine kibarca, izleyemiyorum istersen gönderme dediğim için kendi gibi vitaminsiz egosuna yediremeyip sanki taciz eden benmişim gibi engellemesi.
+2
ekimoloji
(02.04.26)
Engeli aç küfür edicem demenin bir yolu olmalı böyle durumlarda:) insanlar hakikaten ne bileyim
-1
🌸sekizdokuzon
(02.04.26)
Burada zaten o yüzden yazdım :)
0
ekimoloji
(02.04.26)
Bugün karşılaştığım Nepalli Uber sürücüsü 3 yıldır ailesini görmüyormuş, araçtan indikten sonra 3 euro bahşiş verdim
+2
kaptan memo
(02.04.26)
Bir kaç yayaya yol verdim yağmur var ıslanmasınlar diye. Bugün maks iyiliğim buydu.
0
kisa
(02.04.26)
Yolumu kesen yaya geçidine park eden rampaları kapatan bana yeşil yandığı halde ben yokmuşum gibi süren ve gözünün üstünde kaşı olan kimseyi paralamadan eve geldim.
0
benim bir gizli bildiğim var
(02.04.26)
elimde kalan son 4 adet aferin'i gripten yikilan bir arkadasa verdim.
aferinsiz kaldim ve bir daha nerden nasil bulacam bilmiyorum zira yurtdisi..
0
cooperr
(03.04.26)
cooperr'in sorularini ictenlikle, uzun uzun yanitladim.
onun disinda bugün iyi bir insan degildim. hic kirmak istemeyecegim, cok sevdigim iki kisiyle tartistim. bugünkü performansim hayal kirikligiydi bence.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.04.26)
@konusma
ben senin performansini begendim, ictenlikle yanitladigina kefilim.
yarin gelip sorduklarinda, "2 nisan icin kendisine 1 sevap point rica ederim" diyecegim.
demezsem namerdim..
+1
cooperr
(03.04.26)
Öyle şeyler söyleyince kötü biri mi oluyorsun ki. Boşversene...

Soruya cevap: yapmak istemediğim bir yığın işi yaparken şikayet etmemeye çalıştım. Hiç değilse kendimi üzmeyeyim diye. Sonuç ne oldu? Bilemiyorum.
-1
muhayyer divan
(03.04.26)
(9)

İçinde bulunduğumuz dönem size nasıl bir çağrışım yapıyor?

tuborg yesili
Benim için vasatlığın, özensizliğin hemen her konuda- takdir gördüğü bir çağ, bir ilüzyon gibi.Basit bir örnek : Tanıdığım bir kadın kadınlar günü için konuşma yapmaya davet edildi, bu kadın aslında baya cinsiyetçi ( direkt erkek çocuk isteyecek kadar) hiç hayatında zorluk yaşamamış ( siyasetçi üst
Benim için vasatlığın, özensizliğin hemen her konuda- takdir gördüğü bir çağ, bir ilüzyon gibi.

Basit bir örnek : Tanıdığım bir kadın kadınlar günü için konuşma yapmaya davet edildi, bu kadın aslında baya cinsiyetçi ( direkt erkek çocuk isteyecek kadar) hiç hayatında zorluk yaşamamış ( siyasetçi üst düzey aileden gelme) olmasına rağmen konuşmacı olarak davet edildi ve 15 dklık konuşmasında 1 kez bile türkiyedeki kadın cinayetlerine vb asıl konuşulması gerekenlere atıfta bulunmadan, sadece kendi kariyerini anlattı ve bitti.

Her şeyin çok içinin boşaltıldığını daha da hissettirdi bu bana. Yanılıyor muyum?
+5
tuborg yesili
(20.03.26)
Tek kelimeyle çok kötü.

Düşüncelerimi uzun uzun yazmak isterdim ama ona bile halim yok artık.
+1
rock n roll
(20.03.26)
Ben insanların leşliğini geçtim, yaşamamıza bile müsade etmeyecek bir dünya artık bu. Çocuğumu ne bekliyor bilmiyorum ve çok korkuyorum.
+3
sadakatsiz
(20.03.26)
Wild West ile cahiliye devri karışımı.

Samimiyet, empati sıfır.
+1
gabe h coud
(20.03.26)
İçinde bulunduğumuz çağın 100 sene 200 sene önce 300 sene öncesinden çok farkı yok o dönemlerde de benzer şikayetler vardı: youtu.be
+4
kizil karga
(20.03.26)
Kızıl Karga'ya belli bir yere kadar katılıyorum, hatta aklıma Midnight in Paris filmi geldi; her dönemin insanları kendi dönemlerini kötüleyip bir önceki döneme öykünüyorlar...

Dünyanın bu kadar küçülmesi ve neredeyse herkesin fiziksel lokasyondan ve sahip olduğu imkanlardan bağımsız diğer herkesle aynı online sosyal ortamda buluşması çok garip bir düzen yarattı. Bir yandan tabi ki bir çok alanda bir demokratizasyon yaşandı; normalde yeteneklerini, niteliklerini gösteremeyecek insanlar kendilerini ifade etme şansı yakaladı, ancak diğer yandan işin bütün ekonomisi insanların dikkatini reklam verenlere pazarlamak üzerine döndüğü ve en çok dikkat çeken şeyler de insanın doğası itibariyle en garip, grotesk, iğrenç, absürd şeyler olduğu için de etrafımız bunlarla doldu. İşin kötüsü döngü yapay zekanın hayatımıza girmesiyle daha da güçlenmeye ve hızlanmaya başladı...

Sizin dediğiniz örnek ise ülkemizin klasik adam kayırmacılığı ve cehaleti; bir kadının belli bir mevkiye gelmiş olması o kadını direkt olarak kadın hakları savunucusu yapmaya yetiyor gibi bir algı var.
+3
salihdt
(20.03.26)
bana bu çağ en çok şunu hissettiriyor: her şey var ama hiçbir şey gerçekten yer etmiyor. çok şey görüyoruz, çok şey tüketiyoruz, ama az şey gerçekten kalıyor. sanki sürekli akan bir şeyin içindeyiz ve hiçbir şey durup da ağırlık kazanmıyor.

bir şeyin üzerinde duramıyoruz artık. elimiz alışmış gibi, sürekli kaydırıyoruz. bakıyoruz ama kalmıyoruz. bir şeye gerçekten bakmak yerine, sadece geçiyoruz. bu geçiş hali zamanla bir alışkanlığa dönüşüyor. alışkanlık olunca da, yüzey normalleşiyor. simulakr dediğimiz şey burada sadece “gerçeğin kopyası” değil; daha derin bir şey: artık çoğu şey, gerçeğin yerini almak için değil, gerçeği hissetmeyi gereksiz kılmak için var. yani mesele bir taklit değil, bir ikame ekonomisi. bir şeyin kendisi yerine, onu düşünmeden kabul edebileceğin versiyonu dolaşımda kalıyor. gerçek hâlâ var ama kimsenin ona ihtiyaç duymadığı bir konuma itiliyor. bu, tuhaf bir şekilde konforlu da çünkü gerçek, her zaman konforlu değil.

ilişkiler de bu hızın dışında kalmıyor. güven dediğin şey tekrar ister, süre ister. ama tekrarın olmadığı yerde güven oluşmaz. insanlar daha az kalıyor, daha çok geçiyor. bu da bağ kurmayı zorlaştırıyor. bağ zayıfladıkça, ilişkiler daha kontrollü ama daha yüzeysel hale geliyor. aşk ve sevgi de bu yüzden zorlaşıyor. çünkü bunlar insanı yavaşlatır, konforunu bozar, kontrolünü azaltır. buna alan açılmadığında, geriye daha hafif ama daha eksik bir şey kalıyor.

Plato açısından mesele şuna yakın: insan çoğu zaman neyin iyi olduğunu bilir ama daha kolay olanı seçer. çünkü iyi olan zahmet ister, sabır ister. bu zahmet alınmadığında, bildiğin şey ile yaşadığın şey arasında mesafe oluşur. o mesafe kapatılmadıkça, bilgi tek başına bir şeyi değiştirmez.

kelimeler aynı kalıyor ama anlamlar aynı kalmıyor. herkes “güven”, “niyet”, “samimiyet” diyor ama herkes farklı bir şey yaşıyor. bu yüzden konuşma var ama tam bir buluşma yok. burada Ludwig Wittgenstein’ın işaret ettiği şey şu: anlam kelimenin içinde sabit duran bir şey değil; nasıl kullanıldığıyla ve hangi hayatın içinde söylendiğiyle oluşuyor. yani kelimeler ortak, ama deneyimler parçalı.

insan artık gerçek ile onun yerine geçen şey arasında seçim yapmıyor; çoğu zaman sadece daha az efor isteyen tarafı alıyor. ve bu, fark edilmeden, yavaş yavaş gerçek olanı gereksiz hale getiriyor.
-1
rakicandir
(20.03.26)
Ben 1800'lerin sonları 1900'lerin başları döneminden çok daha kötü durumda olduğumuzu düşünüyorum. Anlattığın şey resmen köksüzlüğün, ben merkezciliğin, duygusuzluğun tezahürü. Bence tarihte hiçbir zaman bu kadar kötü durumda olunmadı.
+1
muhayyer divan
(20.03.26)
iki dünya savaşı arasındaki dönem gibi hissettiriyor.
0
eileengray
(20.03.26)
o konuşan vasat kadında sorun yok. onun sözünü muteber sayarak oturup dinleyende sorun var.
her şey halkta bitiyor.

www.youtube.com
0
yurtsuz john
(20.03.26)
(5)

Vakumlu hurç

muhayyer divan
Selam milletÖncelikle inananlar, benimseyenler ve sevenler için Ramazan Bayramınız kutlu olsun, dilerim gittikçe daha tatlı, daha mutlu, daha güven ve huzur içinde ve coşkusu artan nice güzel bayramlar görelim hep birlikte. İnanmayanlar benimsemeyenler ve sevmeyenler için merhaba, nasılsınız, nasıl
Selam millet

Öncelikle inananlar, benimseyenler ve sevenler için Ramazan Bayramınız kutlu olsun, dilerim gittikçe daha tatlı, daha mutlu, daha güven ve huzur içinde ve coşkusu artan nice güzel bayramlar görelim hep birlikte.

İnanmayanlar benimsemeyenler ve sevmeyenler için merhaba, nasılsınız, nasıl gidiyor hayat? Umarım çok şahane güzel şeyler olsun.

Soru: şu piyasada sağda solda satılan, elektrikli süpürgelerle kullanılması öğütlenen şeffaf vakumlu hurçlar var ya, onlardan kullanıyor musunuz? Memnun musunuz? Bana nedense çok dandik şeylermiş gibi geliyor ama kullanışlı olmasa bu kadar üretilmez diye düşünüyorum, bana denk gelenler çok kötüydü, sizin tavsiye edebileceğiniz marka model vs var mı?
-4
muhayyer divan
(19.03.26)
Anneme şundan aldım çok memnun kaldı ablası için de istedi sonra eve bir tur daha aldırdı çok sevdi bir tanesi bir kere hava aldı ama aparatı var onunla kapatınca çok sağlam kapanıyor.
ty.gl
+1
mutekebbir
(19.03.26)
Hurçları bilmem de poşetlerini çok kullandım.
Markasına bakmadan aldım. Tek tük sorunlusuna rastladım. Genel olarak memnunum.
Şu an baktım, evdekinin markası Vindex'miş.
+1
Mirket
(19.03.26)
Beni eksileyenlerin de bayramı kutlu olsun, deliye her gün bayram çünkü. Evet.
-3
🌸muhayyer divan
(19.03.26)
Tchiboda denk gelirsen al ya da rossman onların ki bir tık daha kaliteli ve iş görüyor. Mutlu bayramlar.
+1
tuborg yesili
(20.03.26)
ben aldım baya iş yapıyor, paket halinde kutuda aldım içinden minik fan çıktı süpürgeye gerek kalmadı.
+1
nahtoderfahrung
(20.03.26)
(2)

Öz eleştiri

arbre
Merhaba. Kendimde tespit ettiğim bir şey var. Karşı cinsle konuşurken sürekli espri odaklı konuşuyorum. Birçok insan esprilerime güler, birçok insandan da esprili olduğumu duydum. Doğal bir şey bu. Reels olur, ne bileyim, bir şey olur, yüzde 90 güldürürüm o an. Birincisi bundan sıkıldım ve bundan ku
Merhaba. Kendimde tespit ettiğim bir şey var. Karşı cinsle konuşurken sürekli espri odaklı konuşuyorum. Birçok insan esprilerime güler, birçok insandan da esprili olduğumu duydum. Doğal bir şey bu. Reels olur, ne bileyim, bir şey olur, yüzde 90 güldürürüm o an. Birincisi bundan sıkıldım ve bundan kurtulmak istiyorum. Belli bir seviyede tutmak istiyorum bunu. Çünkü çok olunca ciddiyetsiz oluyor bence. Problem şu, bunu nasıl yapacağım? Aklımı başka şeylere yönlendirmem gerekiyor.
-17
arbre
(15.03.26)
@arbre

Sana neden bu kadar çok eksi verildiğini anlayamadım. Yanlış anlamıyorsam gayet samimi ve gayet ciddi sormuşsun, bunun nesini beğenmemişler, bu kadar eksi basacak ne sorun algıladılar çok merak ediyorum. Yanlış anladıysam da napalım, bu da benim kafa yapım.

Karşı cinsle artık espri odaklı konuşmak istememen normal, hepimiz bu değişimleri yaşıyoruz, farkında olmadan bile tavrımız değişiyor, eskiden daha olumlu bir insanken zamanla daha kötümser daha şüpheci olabiliyoruz, gençliğinde sert biri olup zamanla daha yumuşayan pamuk gibi olan dedeler nineler de bu değişimleri yaşadılar, uzun bir süreç bu. Bence bunu değiştirecem diye düşünme, içinden geldiği gibi yaşa. Her insanın içinde onu koruyan bir iç ses olur, o sana muhatabınla ilgili bilgiler verir. O bilgilerin ışığında oluşur tavrın. Bak bakalım, espri odaklı konuşurken aslında her zamankinden daha mı gerginsin yoksa beğenilme sevilme ihtiyacı ile mi oluyor bunlar. Eğer neredeyse bütün karşı cinsler karşısında espri yapma dürtüsü hissediyorsan ve bu anlarda kendini gergin buluyorsan bence ilişki anksiyetesi yaşıyorsun, duygusal iletişimde huzursuzsun demektir.
-8
muhayyer divan
(15.03.26)
hayat yontuyor bunun için özel bir çaba göstermene gerek yok +1
0
Sadece soruyorum
(16.03.26)
(9)

flörtünüz böyle bi şey dese soğur musunuz

asap raki
çalıştığı şirketle ilgili konuşurken patronun kızını attı önce, sonra da oğlunu attı, oğlu için ‘çocuk çok farklı bi olay yaa’ dedi. aynı ofiste çalışıyorlar, büyük bir şirket. beni çok soğuttu bu. siz ne düşünürsünüz?
çalıştığı şirketle ilgili konuşurken patronun kızını attı önce, sonra da oğlunu attı, oğlu için ‘çocuk çok farklı bi olay yaa’ dedi. aynı ofiste çalışıyorlar, büyük bir şirket. beni çok soğuttu bu. siz ne düşünürsünüz?
+2
asap raki
(09.03.26)
o patronun oğluna gitsin, sen de patronun kızına git işte.
+2
malheiros
(09.03.26)
Alacagini al, yol ver.
-1
die fetten jahre sind vorbei
(09.03.26)
Buz gibi
0
okumakserbestbegenmeksart
(09.03.26)
Evett
0
gabe h coud
(09.03.26)
Dervişin fikri neyse zikri de odur.
0
kizil karga
(09.03.26)
Flört ettiğinizi biliyor mu?
0
muhayyer divan
(09.03.26)
@muhayyer

biliyor tabi, fiziksel bi şeyler de yaşandı
0
🌸asap raki
(09.03.26)
uzak durulmalı. basitliğe gerek yok ya.
+1
suicmeyenadam
(09.03.26)
@asap raki

Yuh diyorum 🫢🫢🫢
0
muhayyer divan
(15.03.26)
(2)

Arkadaşlar kedi alerjisi olup Alerjen Azaltan Proplan Liveclear serisi mama kullanan var mı?

Sadece soruyorum
Hikaye kısmı:Daha önce de duyuru açmıştım. Eşimin geçen hafta yapılan antikor testinde düşük oranda kedi alerjisi çıktı. Kedimiz ilk geldiğinde bir sorun yoktu, 9 ay geçtikten sonra muhtemelen maruziyet arttı ve mevsimsel etkiler de bir araya geldi vs. alerji ortaya çıktı. her şubatta aynı şey oluyo
Hikaye kısmı:
Daha önce de duyuru açmıştım. Eşimin geçen hafta yapılan antikor testinde düşük oranda kedi alerjisi çıktı. Kedimiz ilk geldiğinde bir sorun yoktu, 9 ay geçtikten sonra muhtemelen maruziyet arttı ve mevsimsel etkiler de bir araya geldi vs. alerji ortaya çıktı. her şubatta aynı şey oluyor. burnu tıkanıyor gözleri kızarıyor hapşırmaya başlıyor ve burnundan nefes alamıyor. geçen sene geçirdiği atak nisan mayıs gibi azalmıştı, haftada 1 bazen ayda 1 desmont alıyordu ve idare ediyorduk şubat ortası ağır atak başladı tekrar. 2 hafta sonra ciltten de alerji testi de yapılacak bir sorun çıkmazsa.

eşim de ben de kediyi vermek istemiyoruz, şu anda kalıcı veya geçici olarak verebileceğimiz hiçbir yer yok. o yüzden evde her gün temizlik yapıyorum. yatak odasına kediyi 1 haftadır sokmuyoruz ve eşim kediye hiç dokunmuyor, düzenli olarak desmont (antihistaminik) kullanıyor, bu şekilde atak dönemini atlatmaya çalışıyoruz. bazen iyi bazen kötü oluyor durumu. 1 dahiliye doktoruna sorduk, alerjinin düşük çıkması nedeniyle (0,39 çıktı antikor testinde) idare edebilirsin kediyi vermene gerek yok dedi. ama asıl yorumu immunoloji doktoru yapacak, dediğim gibi onun için de 2 hafta sonrasını bekliyoruz. eğer kedi gitsin derse güvenli bir yuva bulmak zorunda kalacağım, kalbimdeki yükü kimsenin anlayabileceğini sanmıyorum. şu anda sadece eşimi biraz rahatlatmak için çareler arıyorum.

Sorum:
Pro Plan LiveClear Somonlu Alerjen Azaltan Kısırlaştırılmış Kedi Mamasını kullanıp en ufak da olsa bi fayda gören var mı? kediye bir zararı var mı? geçen seneki alerji atağında veteriner bunun pek işe yaramayacağını söyleyip beni umutsuzluğa kaptırdı ben de almadım ama bu sene bi denemek istiyorum.

Olayların faili:
hizliresim.com
(asla parayla almadım, parayla alan biri bakamadığı için verdi bana)
0
Sadece soruyorum
(09.03.26)
Kedimi 3 aylıkken aldık, şu anda 5 yaşında ve alerjim olduğundan ötürü ilk günden beri bu mamadan veriyoruz. Kedimizde bir sıkıntı yaşamadık çok şükür. Alerjiye de faydası var, normal yaşantımı sürdürebiliyorum konforlu şekilde. Sadece gece uyurken yanıma aldığımda alerjimin arttığını hissediyorum (burun kuruluğu ve tıkanması olabiliyor) ama onun haricinde ok. Çok fazla yalayan bir kedi olduğu için buna dikkat etmeye çalışıyorum, mamaya rağmen tenimde kızarıklık olabiliyor. Genel izlenimim bu şekilde.
0
theseachange
(09.03.26)
Problem sadece kedide değil ama, eşinin de antialerjik beslenmesi lazım. Doktora gitmekte çok gecikmişsiniz, bağırsak sağlığını düzeltmek gerek, vücudunda alüminyum varsa dışarı atacağı bir uygulama gerek, antihistaminik kullanıyor zaten, başka hastalıkları varsa onları da göz önüne alarak bir plan oluşturulması lazımdı bugüne kadar. Alerjisi olan hiçbir besini yememek, basit karbonhidrat (şeker un nişasta) fakiri beslenmek, mümkünse hayvansal proteini ve lifi artırmak, bol su içmek D vitamini almak (D vitaminini de ölçtürün) çok iyi gelecektir. Ama işte başka rahatsızlıkları ve hassasiyetleri varsa onları da hesaba katmak lazım vs.

Bunlar eşini rahatlatacaktır, biz kedilerin sularına gümüş iyonu verilmiş distile su katıyoruz az miktarda. Annemle kardeşim alerjik astımlı oldukları halde öksürmüyorlar, sorun çıkmıyor. Biz de aynı sudan her gün içiyoruz.

Çok geçmiş olsun, işin bir de bilinçaltı boyutunu çalışsanız ne kadar iyi olur. Belki de hiçbir sorun yoktur bunu görmüş olursunuz...

Bu arada kedinin cinsi eğer hibrit türlerden ise belki de bu türlere mahsus bir alerjidir, ülkemizde bunu çalışan kuruluş var mı bilmiyorum ama bu da aklınızda olsun.
-1
muhayyer divan
(09.03.26)
(3)

Fantom Pratik P 1200 dik süpürge kullanan var mı?

anaphylacticshock
Merhaba, İçinizde evinde Fantom Pratik P 1200 dik süpürge kullanan var mı? Memnun musunuz? Evde 3 tane kedi var. Hem dökülen tüylerden hem de tuvaletten saçılan kumlardan dolayı ev çok çabuk tozlanıyor. Büyük bir süpürgem var ama devamlı onu kullanmak zor geliyor. Bu süpürgeyi çok kişi beğenmiş. Çe
Merhaba,

İçinizde evinde Fantom Pratik P 1200 dik süpürge kullanan var mı? Memnun musunuz?

Evde 3 tane kedi var. Hem dökülen tüylerden hem de tuvaletten saçılan kumlardan dolayı ev çok çabuk tozlanıyor.

Büyük bir süpürgem var ama devamlı onu kullanmak zor geliyor.

Bu süpürgeyi çok kişi beğenmiş. Çekiş gücü çok iyimiş.

Cidden söyledikleri kadar iyi mi?

Günlük temizlik için siz ne marka ve model süpürge kullanıyorsunuz?
0
anaphylacticshock
(03.03.26)
Halıda performansı düşük bence. Ama sert zeminlerde güzel çekiyor.
0
inawen
(03.03.26)
Bende fantom provac p5000 var, sadece sert zeminler için kullanıyorum, kedi kumu tüy kıl vs için. Bence çok iyi ama sadece sert zeminler için, kuru kullanımda tabii. Halıya olmaz çünkü halıyı temizleyecek fırçası yok, halıda en fazla halı üzerine kum geldiyse almak için kullanılır. Fakat p5000'in emiş gücü 850 w p1200'emiş gücü 500 w yazmışlar, bu durumda p1200'ün emiş gücü epey düşük olsa gerek. P5000 tavsiye ederim.
-1
muhayyer divan
(03.03.26)
Nedense cok tutuluyor ama ben pek sevemedim
Nega:
1.biraz ağır.
2.sesi yüksek
3.baslığında tekerlek gibi birşey yok, halıyı falan tutuyor kullanmak zor oluyor.
Pozi:
1.toz boşaltması pratik.
2.emis gücü yüksek.
3.pil derdi yok
0
parka
(04.03.26)
(5)

gençlik bir güzellik kriteri mi

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
birisi yaşlı erkekler için yaşın bir güzellik kriteri olduğumu söylemişti. birisi geçse güzeldir diye düşündüklerini anlatmıştı. sizce bu iddia doğruyu yansıtıyor mu?
birisi yaşlı erkekler için yaşın bir güzellik kriteri olduğumu söylemişti. birisi geçse güzeldir diye düşündüklerini anlatmıştı. sizce bu iddia doğruyu yansıtıyor mu?
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(03.03.26)
Evet
+1
baldur2
(03.03.26)
Genclik güzellik kriterleri arasinda herkeste her millette her cinsiyette ortak olan tek kriter.

Bunun deneyi var hatta. Insanlarin begendigi ortak özellikleri topluyorlar ve ortaya bir bebek cikiyor.
Büyük gözler, kücük bir cene vs.
0
Purple life
(03.03.26)
Gençlik güzellikle aynı anlamı ifade etmez ama gençlik enerjisi, gencin yaşama sevinci (yani olması gereken hali), gencin hevesliliği, neşesi, hareketliliği, yetişkinlere göre daha fazla olan umudu ve iyimserliği ona bir güzellik katar evet. Özellikle ileri yaşlardaki erkeklerin ilk veya yeniden evlenmek/ilişki kurmak için genç kadın seçmelerindeki kriterler bunlar, gençlik çok fazla etkiliyor. Cinsiyeti yok diye düşünüyorum.
-1
muhayyer divan
(03.03.26)
genç insanın algısı açıktır, huysuz değildir, sağı solu ağrımaz, otururken kalkarken garip sesler çıkarmaz, hayattan şikayet etmez, gözü bozuk değildir, yatakta daha aktiftir.

yani o kadar çok artısı var ki , 20li yaşlarında birini 30lu yaşlara tercih ederim ki ediyorum çünkü türkiyede yaşamak zorunda değilim. yaşadığım yerde kimle olmak istediğimi seçme özgürlüğüm var.
0
plastic_angel
(03.03.26)
tek bir insandan bahsediyorsak evet gençliği genellikle yaşlılığından daha güzeldir ama sofia vergara'nın 53 yaşını ayşe özgün'ün gençlik haline tercih eder herhalde herkes. tek başına hiç bir anlamı yok yani kimse için de yaşlı erkekler de genç tavlayabilmek bir statü göstergesi gibi olduğundan çekicidir belki onu bilemiyorum.
0
semaforo de medianoche
(03.03.26)
(2)

Hiç arayıp sormuyorsun diyen insanlar

yakalayamadığın.ışıklar
Bu süre zarfında kendileri de arayıp sormamışlarsa, sadece kendilerinin hatrı sorulmaya değer insanlar olduklarını düşünüyor olmuyorlar mı? Bu bencilce tavır hangi mantıkla yerleşmiş?
Bu süre zarfında kendileri de arayıp sormamışlarsa, sadece kendilerinin hatrı sorulmaya değer insanlar olduklarını düşünüyor olmuyorlar mı? Bu bencilce tavır hangi mantıkla yerleşmiş?
+2
yakalayamadığın.ışıklar
(02.03.26)
Eskiden “e sen de aramamışsın demek ki” diye uzatırdım ama uğraşılmıyor.
“Yaa evet öyle oldu” deyip geçiyorum artık.
+1
mutekebbir
(03.03.26)
Buna gerçekten değer veren insan bunu problem eder ve benim gibi burun seviyesinden taşmaya başlayınca tak diye çıkarır hayatından. Çünkü şahsen yıllarca aramayıp sormayıp bir gün karşılaşınca bu kadar kopukluk olmamış gibi devam edebilenleri dümdüz samimiyetsiz hatta ikiyüzlü buluyorum. Gerçekten bir kıymetim olsaydı hiç değilse yılda bir kez aklına gelirdim de bir mesaj olsun atardı diye düşünüyorum. Hatta 23 yıllık "kanka"mı, hastalandığını bana söylemediği, aylarca aramalarıma ve mesajlarıma da dönmediği, dönmeme sebebi olarak da çok yoğun ve yorgun olup sesli mesaj dahi atmak istemediği, bu arada hayatı gayet güzel yaşayıp kardeşini falan evlendirdiği ve bana davetiye falan da göndermediği için hayatımdan çıkardım. Aylarca aramalarıma mesajlarıma dönmedi dedim ya, öncesinde de ben aramadıkça ve mesaj atmadıkça böyle biri yok hükmündeydim. Ama aradığımda o kadar güzel konuşurduk, nadirattan görüşebildiğimizde de öyle güzel vakit geçirirdik ki onun bu kadar yabani olduğunu görememişim, bu kadar kıymetsiz bir arkadaşlık anlayışı olduğunu kabul edememişim.

Onun için, bunu gerçekten dert ediyorsa, o sana bunu dediğinde sen onun üstüne var bakalım ne oluyor. Hanyayı konyayı anlarsın, çekinme. Allah aşkına bir menfaat çatışmasına bakar hayatından çıkması.
-1
muhayyer divan
(03.03.26)
(4)

Akıldan çıkarma

arbre
Soğuma sonrası (kırıcı bir sürü olay) duygularda azalma var. Stalk bırakılmış. İletişim kesilmiş. Ama hâlâ akılda. Bir sonraki aşama ne?
Soğuma sonrası (kırıcı bir sürü olay) duygularda azalma var. Stalk bırakılmış. İletişim kesilmiş. Ama hâlâ akılda. Bir sonraki aşama ne?
-13
arbre
(02.03.26)
Efendimiz Umut Sarıkaya demiş zamanında;
karikaturistan.wordpress.com
+6
logisticsmanager
(02.03.26)
Hafıza zayıflaması yani hatıralarını gittikçe daha az hatırlanması, böylece duyguların gittikçe daha da körelmesi, hissizleşme.

Verilen değer eksiltilirse bu iş daha kolay ve çabuk olur.
+1
muhayyer divan
(02.03.26)
muhayyer divan, bir şey olmuyor, hâlâ aklımda ama nefret ediyorum
-5
🌸arbre
(02.03.26)
Demek ki sende daha yavaş işliyor süreç. Demek ki dikkatini ondan çevirmeye daha fazla gayret etmelisin. Dediğim gibi, ona verdiğin değeri azaltmak işini kolaylaştırır. Ama bazı insan saplantılı sever, bazen egonun o sevgiden bir edinimi vardır bunu kaybetmemek için her şeyi sineye çekmeye yatkındır. Bunu yaşıyor da olabilirsin. Sor kendine "bu acıyı çekerek acaba ne fayda sağlıyorum" bu soruyu sorarken rahatsız olma lütfen, bu soruyu kendini suçlamak veya kendine ceza vermek için sormuyorsun, kendini anlamak için soruyorsun. Bir kase salatanın içinde ne malzeme var diye bakmak gibi düşün. Acı biber var veya yok diye kızmak için değil de neler var neler yok diye tespit etmek için bakıyorsun. Onun için kendinle kavga etmeden, kendine kendini açık yüreklilikle açarak bak kendine. Böyle bir ikincil kazanım varsa ortaya çıksın ki onun işaret ettiği sıkıntıyı giderebilesin.
0
muhayyer divan
(02.03.26)
(6)

dişler çürümeye kaç yaş gibi başlar

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
30, 40, 50, 60? dişlerimiz çürümüş ve fark etmemiş olabiliriz mi?
30, 40, 50, 60? dişlerimiz çürümüş ve fark etmemiş olabiliriz mi?
-5
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(02.03.26)
anne karninda bile baslayabilir.
+3
Purple life
(02.03.26)
oluşması farklı bir konu ama düzenli kontrole gidiyorsanız fark etmeme ihtimaliniz yok. bir kesim hiç gitmiyor o yüzden yazıyorum.
+4
eileengray
(02.03.26)
benim 20li yaslarda basladi.
hanim 40i gecti onda tek curuk yok.
ne kadar iyi bakarsan bak genetik.
+1
cooperr
(02.03.26)
Diş hekimi arkadaşım var, o bana bir şey yiyip diş temizlenmediğinden itibaren 48. saatten itibaren çürüme aktif olarak başlar demişti.
0
muhayyer divan
(02.03.26)
Senede bir kontrole gidip diş röntgeni cart curt verip muayene de olursanız her türlü fark edilir
+1
yakalayamadığın.ışıklar
(03.03.26)
çok değişkenli bir durum , genlerle ilgili olabilir
benim hiç çürük dişim olmadı dolgu yapılmadı kanal tedavisi vs bilmem
diş etlerimde apse sıkıntısı var şişiyor kızarıyor .
bir arkadaşımın çocuğu daha 7 yaşında 8 dişi çürük dolgu yapılacak
+1
devilone
(03.03.26)
(17)

kedi alerjisinden en kötü ne olabilir

Sadece soruyorum
2024 yılında eve bir kedi aldık (sahiplendik yani), meğerse eşimin alerjisi varmış. 2025 yılında alerjisi çıktı ve burnu tamamen tıkandı. grip olursunuz 1 hafta sonra geçer ya, 2 ay falan geçmedi, sürekli bunu tıkanık, hapşırma + öksürme + göz kızarıklığı ile devam ediyordu. neyse alerji ilacı aldı
2024 yılında eve bir kedi aldık (sahiplendik yani), meğerse eşimin alerjisi varmış. 2025 yılında alerjisi çıktı ve burnu tamamen tıkandı. grip olursunuz 1 hafta sonra geçer ya, 2 ay falan geçmedi, sürekli bunu tıkanık, hapşırma + öksürme + göz kızarıklığı ile devam ediyordu. neyse alerji ilacı aldı kullandı falan o arada yaz geldi alerji hafifledi, bir süre hiç ilaç kullanmadı. şimdi yine başladı. bu işi nasıl çözeceğiz bilemiyoruz, en kötü ne olabilir? astıma falan çevirir mi?

(kediyi verebileceğimiz biri yok. alerji olduğunu bilsek hiç almazdık. kedi geldikten 7-8 ay sonra çıktı alerji)
0
Sadece soruyorum
(02.03.26)
hava temizleme cihazı ve sık sık desmont
yapacak bir şey yok
+1
croswell
(02.03.26)
Hayatı hayvanlarla iç içe geçmiş, astım ve alerjik bünyeye sahip olan biri olarak 40 yaşından naçizane tavsiyem eşinizin yaşam alanında alerjen olmaması. Hayvanları çok seviyorum, kedi alerjim olmasına rağmen hala kedimiz var ama bence alerjik insanın kendine yapabileceği en büyük kötülük alerjenle aynı ortamda yaşamaya çalışması.

Vücudunuz sürekli sinyal veriyor, siz bastırmaya çalışıyorsunuz. Bir süre sonra alerji hapları yetersiz gelmeye başlıyor, kaşınan ve sulanan göz kronik alerjik konjonktivite dönüyor, deride kaşıntı oluyorsa bu egzamaya dönebiliyor. En azından benim deneyimim bu yönde, ki ben kediyi köpeği ağzına yüzüne sokan insanım.
+1
kaymaktutmayansicaksut
(02.03.26)
@kaymaktutmayansicaksut
kedi gelsin diye ısrar eden bendim, ve olayların bu noktaya geleceğini asla bilemezdim çünkü eşimin kedilerle arası çok iyiydi. ama şu anda kediyi bırakabileceğim hiçbir yer yok mecburuz birlikte yaşamaya. biz de çok seviyoruz bebeğimiz gibi.
0
🌸Sadece soruyorum
(02.03.26)
@sadece soruyorum
Son yirmi senemi hep bir kedi-köpekle geçirdim ve ikisine de alerjim vardı :) Çok iyi anlıyorum, o sevgiyi de biliyorum, o kıyamama halini de. O kadar yerinize koyabiliyorum ki kendimi. Eşiniz bu durumda olduğu için çok kötü de hissediyorsunuz muhtemelen, o da hem sağlığından oluyor hem kediye kıyamıyor, hem sizi üzmek istemiyor.
Sokak-ev alıştırabileceğiniz bir kediyse,eviniz güvenli bir yerdeyse belki bu seçeneği değerlendirebilirsiniz. Biz kedimizi kakasını dışarı yapacak şekilde alıştırdık, küçüklükten beri de sokak-ev birlikte büyüdü, dışarıya çok alışık. eve gir-çık yapıyor,i geziyor, evde hapis gibi yaşamıyor. Böylelikle hayat daha kolay.
0
kaymaktutmayansicaksut
(02.03.26)
@kaymaktutmayansicaksut +1

bizim de kedimiz part-time evde takılıyor. daha doğrusu bizim bahçemizde sokak kedisiydi, pandemiyle beraber evimize girip çıkmaya başladı, tuvaletini dışarı yapıyor. sadece akşamları özellikle kışın kapalı balkonumuzu otel olarak kullanıyor :)

ama sizin kediniz eve daha çok alışıktır tabii öyle gördüğü için. o yüzden onun için özel bir alan yaratabilirsiniz. kapalı bir balkon olur, oda olur. arada da dışarı çıksın tabii. eşiniz mümkün olduğunca az etkileşimde bulunsun. bir de hepa filtreli havalandırma cihazları da çok işe yarar. onun dışında aklıma bir şey gelmiyor.

bence sakın birine vermeye kalkmayın. olan olmuş artık yapacak bir şey yok. eşinizin sağlığını minimum etkilemesini sağlayın yeter.

not: bu arada ben de alerjik astımlı biriyim. ben de kedim ve köpeklerle minimum temas halindeyim. arada tabii kedimi mıncırıyorum ondan da bir şey olmuyor zaten.
0
elektr10
(02.03.26)
biz bu sorunu dysonla çözdük. her gün özellikle kedinin yattığı yerleri süpürmek çok işe yaradı.
0
scudman1
(02.03.26)
bahar geldi normal alerjinin azması, bende de kediye %100 alerji çıktı hapşırma göz kızarıklığı oluyor ama 3 sene sonra heralde kedinin tüyüne alıştım artık eskisi gibi ataklar olmuyor veterinerde demişti kedin senin evdeki toz akara bünyesi alıştığında sana alerji yapmayacak 7 uyumlanacaksınız demişti.

+1 atak zamanları desmond hava cihazı ve yoksa kesinlikle hepa filtreli robot süpürge her gün çalıştırısanız alerjiyi inanılmaz azaltıo toz her gün sürüldüğü için
0
eja
(02.03.26)
arkadaşlar öyle böyle değil adam ölü gibi yatıyo evde. hafta içi gündüz dışarıda olduğu için sorun yok ama gece neredeyse hiç uyumuyor sabaha kadar nefes almaya çalışıyor. hali hal değil görseniz bi :( öyle süpürmeyle falan olacak gibi değil
0
🌸Sadece soruyorum
(02.03.26)
Kedi alerjisi ve kedisi olan arkadaşımın yatak odasında hava temizleme cihazı vardı, gece sıkıntınızı çok azaltır.
+2
kobuzchu kiz
(02.03.26)
kedi alerjim yok ama alerjik rinitim ve astımım var. 2 kedim var. 5 yıldır beraber yaşıyoruz. alışılıyor. evi havalandırmak ve düzenli temizlik şart.
0
art cat chocolate
(02.03.26)
'En kötü ne olabilir?' sorusuna 'Bir şey olmaz yaaa.' tadında ve ona yakın cevapları hayretle okudum.
Arkadaşlar bu alerji denen olay böyle homojen, her insanı aynı derecede etkileyen, öyle bir biraz rahatsızlık vermek dışında bir sıkıntı çıkarmayacak bir dert midir?
Emin misiniz?
Kedi alerjisinden anafilaktik şok olabilir mi? Hayati risk gelişebilir mi?
Bir araştırın bence.
+2
Mirket
(02.03.26)
Antihistaminik kullanmak lazım. Doktora sormak şartıyla tabii. Fakat yakın zamanda bir bilgi okumuştum, bebeklikten itibaren yapılan aşıların içinde alüminyum varmış ve bu metal alerji deneylerinde vücudu alerjik hale getirmek için kullanılırmış. Yani vücuttaki alüminyum varlığını giderince alerji tepkisi ortadan kalkabilir. Bunu bir araştırmanızı öneririm, şu ağır metaller meselesiyle de ilgisi olabilir.
-6
muhayyer divan
(02.03.26)
Vay arkadaş evdeki birey acı çekecek kadar alerjik ama kediyi hala evde tutuyolar
0
kullaniciadimvar
(02.03.26)
çözüm belli ama senin o çözüme pek yanaşasın yok gibi görünüyor malesef, biraz içini rahatlatmak, "bak insanlar sorun olmaz dediler" demek için sormuş gibisin. "kediyi verebileceğimiz kimse yok" demek çözüm değil, bir şekilde sahiplendirilir. dünyada çok çeşitli ağrılar acılar vardır belki ama nefes alamamak kadar hayat kalitesini düşüren şey çok azdır. ben de alerjik biri olarak 2 kez eşimin ısrarıyla kedi besledim ki çok da seviyordum kedileri ama sürdürülebilir değil malesef. en kötü ne olabilir derken ölümden bir tık öncesine kadar zorlayacak gibi sormuşsun ama şu an adama işkence ediyorsun.
+1
hrskrs
(02.03.26)
Kedi tam bir haydut, eşşek gibi ısırıyor, birine versem almaz. Kaldı ki dünden beri eşime yalvarıyorum lütfen birilerine soralım belki almak isteyen çıkar diye. Kendisi de kabul etmiyor kediye kıyamıyor. Ben zorlamıyorum onu. Aldık artık bırakamayız diyor. Bi de geçen sene de böyle olmuştu mart sonu nisan gibi hafiflemişti belki yine öyle olur diye bekleyelim diyor.
-1
🌸Sadece soruyorum
(03.03.26)
@Sadece soruyorum

Buralarda beni sevmezler, muhtemelen sen de sevmeyenlerdensin bilmiyorum ama bak yukarıda günlük süpürme konusunu ve söylediğim şeyleri es geçmeyin. Kediye alerji aldığınız gün eşinde mevcut olsaydı en geç 2 saat içinde belirtilerini yaşardı, 7-8 ay sonra ortaya çıkması vücudun aslında kediye alerjiyi sonradan geliştirdiğini gösterir. Bu da eşinin vücudunda bazı biyolojik ve belki de psikosomatik değişiklikler olduğunu gösterir. Belki de sadece bilinçaltı çalışmasıyla geçebilecek bir şey bile olabilir, buradakiler şimdi eksi yağmuruna tutarlar beni, yine de araştırın diye ısrar ediyorum.
-6
muhayyer divan
(03.03.26)
abi alerjiniz varsa evlenip milletin basini belaya sokmayin diye defalarca soyledik.
bo$an coco, kedinle sen birbirinize yetersiniz. :D
0
cooperr
(03.03.26)
(15)

Görgüsüzlük gibi gelen davranislar

Purple life
Bana yemek paylasmak artik görgüsüzlük gibi geliyor.Benim de yaptigim bir seydi ve gercekten kötü niyetim yoktu. Ama artik görgüsüzlük ve hatta aclik gibi geliyor.Sonucta yiyen var yemeyen var. Parasini bulamayani geçtim. Diyet yapan var, alerjisi olan var. Cok degisik bir seyse cok yakinlarina gönd
Bana yemek paylasmak artik görgüsüzlük gibi geliyor.

Benim de yaptigim bir seydi ve gercekten kötü niyetim yoktu. Ama artik görgüsüzlük ve hatta aclik gibi geliyor.

Sonucta yiyen var yemeyen var. Parasini bulamayani geçtim. Diyet yapan var, alerjisi olan var. Cok degisik bir seyse cok yakinlarina gönderirsin ama full paylasmak bana artik görgüsüzlük gibi geliyor.

Günes gözlügü ve spor ayakkabi haric marka amblemi olan kiyafetler giymek de cok gereksiz geliyor.

Size görgüsüzlük ya da en azindan düsüncesizlik gibi gelen neler var?
0
Purple life
(02.03.26)
Yanlışlıkla iki kere açmışsın.

Ben de bakın kocam, evim, marka çantam paylaşımlarını görgüsüzce buluyorum.
+2
Kahvedesu
(02.03.26)
Yemek fotoğraflarına bakmaya bayılırım. Bana özellikle "bak şurası yeni açılmış gittim şundan yedim", "şu viral tarifi denedim çok güzel sen de dene" diyerek yemek fotosu atılsın isterim. Insta keşfetimin büyük bir kısmı yeme içme, mekan önerisi falan. Gördüğümde rahatsız olmam.

Marka amblemi minimal ve belli belirsiz değilse ben de rahatsız oluyorum. Boydan boya marka logolu şeyler giymem.
+3
kullanicadi
(02.03.26)
10 dakikada AI ile sunu yaptim. Bir haftasonunda bilmem ne projesi yaptim temali asiri zekali oldugunu alttan alttan vurgulayan paylasimlarin yapilmasi. Ozellikle surenin belirtilme kismi rahatsiz ediyor. Gercekci olmayan paylasimlarla insanlarin psikolojisini bozuyorlar.
+1
mbond
(02.03.26)
türkiye'de genel bir ahlaki çöküş var o yüzden görgüsüzlüğün sınırları zorlanıyor, genel olarak trafik kurallarına uymamak, hızlı giden arabadan direksiyon storysi atmak, futbol kavgası yapmak benim için yıllardır devam eden görgüsüzlük şekilleridir
+1
nahtoderfahrung
(02.03.26)
Yemek yapmak, markası gözüken kıyafet giymek benim için görgüsüzlük değil. Umrunda olan şey de değil.

Ama toplu taşımada bağırarak konuşan, “geçen x’e gittim şekerim” diyerek tüm vagona sesini duyurmaya çalışanlar benim için tamamen görgüsüz. Sabah 7 da yüksek sesle konuşanları kafam almıyor.

Kimseye zararı olmadığı sürece isterse direksiyon storysi paylaşsın, isterse biosuna yazar @ ekşi, yazsın.
-1
substituent
(02.03.26)
Yemek çok paylaşırdım ben en sevdiğim şeydi ama artık rahatsız oluyorum en büyük isteğim Instagram'a öne çıkanları gizleme özelliği gelmesi.
Çünkü bazen gittiğim bir yere ne zaman gittiğimi hatırlamam gerekiyor, yediğim o güzel yemeği nerede yediğime bakmam gerekiyor, bu gibi durumlar için kullanırdım ama artık hoşlanmıyorum sadece kendimin görebileceği şekilde saklama imkanım olsa güzel olurdu.
Kendi yaptığım şeyleri paylaşırım ama rahatlıkla, özellikle çikolata/tatlı yaptığım zamanlarda atmayı seviyorum.

Üzerinde markası belli olan şeylerden hoşlanmıyorum kıyafette asla tercih etmem bazı ayakkabılar amblem olarak belli oluyor yapacak bir şey yok Nike çok rahatsız etmez mesela ama New Balance'ın o kocaman N harfinden hoşlanmıyorum.
Çantada da üzerinde kocaman Chanel amblemi olan bir sırt çantam vardı, modeline bayıldığım için almıştım zaten orijinal değil ya rahatlığından çok sıkıntı görmüyordum takmakta bir de çok alacalı bulacalı bir modeldi göze batmıyordu.


Tamamı marka ismiyle dolu giysiler giyenleri görgüsüz olarak değerlendirebilirim sanırım hem de hiç şık değil asla anlamıyorum neden alınır bunlar.
Birinin yemek tabağımdan yemek almasını da görgüsüzlük olarak yorumlarım, sorsa bile, ne diyeyim ki alma mı diyeyim yani neyse...
Mesela atılan doğum günü kutlama hikayelerini tekrar paylaşmayı da biraz görgüsüzlük olarak yorumlarım, hızını alamayıp gelen mesajı paylaşan bile var, bence hoş değil.
0
mutekebbir
(02.03.26)
Yemek paylaşmak denince masada yediğinden ikram etmek geldi aklıma. Bunun nesi görgüsüzlük diye düşündüm. Ben sosyal medya kullanmadığım için pek fazla maruz kalmıyorum bu tarz içeriklere.
Günlük hayatta kendinden farklı olan bakışı ve davranışı ele veriyor bazılarının görgüsüzlüğü. Geçende kulak misafiri oldum. Adamın biri sokağımızda oturan engelli bir gençten "Yanlış anlamayın da engelli bir arkadaş var. Sürekli evden kaçıyor." diye birilerine sözümona dert yanıyordu. Hödük, evde zincire bağlı durmuyor o arkadaş diyemedim ya içimde kaldı. Ona kalsa sokağa adımını atmasın, kimsenin gözüne görünmesin istiyor herhalde.
Başka biri de siyahi birinin yanından L yaparak geçti. Hem ırkçı hem de saklama gereği bile duymayacak kadar sağduyusuz.
Maddi konular değil bunlar, ama kesinlikle sosyo-kültürel görgüsüzlükle alakalı.
+1
auroraaurora
(02.03.26)
yemek benim de çok gözüme batmaz. ama sadece yemek olacak. gittiği mekanı background'a alıp içki / yemek paylaşımı aşırı cringe bence.

bana daha çok ebeveynlerin yeni doğan bebekleri için yapılan şovlar görgüsüzce geliyor. balonlu ışıklı süslemeler yani. doğum günleri de buna dahil bu arada.

Avukat & doktorların instagram hesaplarına Av. ya da Dr. yazmaları da çok görgüsüzce (kişisel hesaplardan bahsediyorum iş içinse ok).

Yine marka gösterme meraklıları, evlerini gösterme meraklıları da görgüsüzler.

Sanırım bu kadar.
+1
elektr10
(02.03.26)
Yemek yiyen var yiyemeyen var, tatile giden var gidemeyen var, akşam güzel bir mekana eğlenmeye çıkan var çıkamayan var, güzel bir hobi edinmenin maddi yükünü kaldırabilen var, istediği halde yapamayan var. Bunları paylaşmak görgüsüzlük değil bence. Hatta en masumu yemek sanırım, herkes bir şekilde hergün yemek yiyor, fotoğraftakini yemese başka bir şey yiyor. Hayatı boyunca diğerlerini yapamayan insanlar var. Eğer insan hayatının doğal akışından bir parça gösteriyorsa o kişi öyle yaşıyordur. Yani az buçuk varlıklı bir insansanız hiçbir şey paylaşmamanız lazım bir yerde. Utanılacak bir şey değil ki bu.

Görgüsüzlük olan bu tip fotoğrafları imalı yorumlarla paylaşmak veya "göstermek" temasıyla paylaşmak. Hani şu pahalı otomobillerde mal beyanı yapan ve büyük ihtimal o aracın sahibi bile olmayan tipler gibi, yapaylık baya anlaşılıyor.

Bu konu dışında bence en görgüsüzce davranışlardan biri her ortamda birilerine yol göstermeye çalışmak. Misafirliğe geliyor örneğin, yok onu böyle yapsaydın, şu şöyle olmaz, bak ben seni şuraya götüreyim de orada gör bir de bunu, bak bu işi böyle yapacaksın falan diye sürekli bir şeyler zırvalayan insanlar var. Çok kötü ya, allah yakınlarına sabır versin.
+3
akhenaten
(02.03.26)
bu tarz şeyleri kafaya takıyorsak yaşlanıyoruz demektir. artık dönem değişiyor görgü kurallarıda değişiyor.

gün içinde o kadar çok görgüsüz hareket görüyoruz ki, artık düşünemiyorum bile.
0
mikahakkinen
(02.03.26)
@akhenaten +1
Birileri kolayca ulaşırken başkalarının ulaşamadığı şeylerin sonu yok ki.

Tatile çıkanların gittikleri yerlerden bol bol fotoğraf paylaşmasını çok seviyorum, merakla bakıyorum hepsine. (Müze, tarihi yerler, yabancı bir kültürün günlük hayatı, lokal yemekler... Yoksa havuz başında kokteyl fotoğrafları bir yere kadar.)
Yemek fotoğraflarıyla beraber tarifler ya da güzel restoran önerileri paylaşanları da seviyorum.
Konserden, tiyatrodan, sinemadan post atarken fikrini de paylaşanları yine seviyorum, "aa bu oyuna ben de gideyim, şu grup konsere gelirse kaçırmayayım" diye not alıyorum.

Kocişkolu, yeni gelinli, sunumlu, markalı, yapay, küçümseyen tavırlı ve bana görgüsüzce gelen şeyler paylaşan insanları zaten takip etmiyorum.
+1
kobuzchu kiz
(02.03.26)
Kalem, silgi veya yemek olsun kibarca da olsa birinin malıma çökmesi. Kalemimi unuttum alabilir miyim diyor sonra geri vermiyor. Adam silkiyor ayak üstü.

Destursuz davetsiz kişisel alanıma odama dalınması. Telefonuma bilgisayarıma bakılması. Topluca ortaya yemek alındığında sona kalan ürünlerin toplanması.
0
Hallegadola
(02.03.26)
Konu "gibi gelmek" ise yanlış kelime kullanımları, yanlış telaffuzlar, kişinin anadili hakkında yaptığı yanlışlar resmen görgüsüzlük bence. Gibi gelmesi de değil yani.
-2
muhayyer divan
(02.03.26)
alakasiz konularda surekli paradan puldan maldan mulkten bahsetmek.
alakasiz konularda dandik fistirik maasli beyaz yaka pozisyonunu one cikartmak.
surekli "ben aptal degilim, XYZyim" lansmani yapmak, kendini ispatlama ihtiyaci.
bunlar beni darlayan hareketler, malesef birkac tane cok sevdigim arkadas ile bu yuzden yollari ayirdim.

bir gazel ile bu cevabimi noktaliyorum:

derdime vâkıf değil cânân beni handân bilir
hakkı vardır şâd olanlar herkesi şâdân bilir
söylesem te'siri yok sussam gönül râzı değil
çektiğim âlâmı bir ben bir de allah'ım bilir.
+1
cooperr
(03.03.26)
Yurtdışına çıkınca her anın fotoğrafını paylaşmak…
0
but that was just a dream
(03.03.26)
(5)

Hediye Ne Alabilirim?

rock n roll
Diş hekimim hamile. Ben onu çok seviyorum ve ona bir hediye almak istiyorum. Şimdi bütün hediyeler bebek için geliyor, ben hediyemi ona almak istiyorum. Bebekle ilgili ya da bebeğe hediye değil de kendisine hediye ne alabilirim? Beni düşünmüş diyeceği daha çok manevi değeri olan bir şey. Yeteneğim o
Diş hekimim hamile. Ben onu çok seviyorum ve ona bir hediye almak istiyorum. Şimdi bütün hediyeler bebek için geliyor, ben hediyemi ona almak istiyorum.

Bebekle ilgili ya da bebeğe hediye değil de kendisine hediye ne alabilirim? Beni düşünmüş diyeceği daha çok manevi değeri olan bir şey. Yeteneğim olsa kendim bir şey yapmak isterim ama yok. Gördüğü zaman ne kadar değerli olduğunu hissetsin istiyorum. Sizce ne olabilir?
0
rock n roll
(27.02.26)
Paşabahçe’nin tasarım ürünleri çok güzel. Bir miktar pahalı ama uygun olanları da var. Oradan güzel bir hediye seçebilirsiniz.
0
love and trust
(27.02.26)
love and trust
(27.02.26)
Masaj aleti,
Tek kişilik özel güzel bir kahve kupası, yanında kurabiye koyma yeri de olanlardan.
Çok güzel bir bira bardağı
Kitap okuma ışığı
Şirin, komikli kırlent(küçük yastık mı denir ismini bilmiyorum)



Süs eşyası aman almayın. Eve kalabalık yapıyor. Zaten evde kısıtlı yer var, herkes beğendiği şeyleri kendi seçip alıyor zaten.
+2
michael_knight
(27.02.26)
Alacağım hediyenin yanında bir de marteniçka hediye etmek istiyorum. Sizce?

Birine marteniçka hediye etmek, o kişiye "sağlıklı ve uzun bir ömür dilemek" demekmiş. " Sana uğur getirsin" gibi anlamı da varmış.
+2
🌸rock n roll
(27.02.26)
Çok eskiden sevgiliye yahut çok sevilen çok kıymet verilen kişiye ayna hediye ederlermiş. "Sana verecek senden daha güzel bir şey bulamadım" demekmiş. Çok etkilenirim bundan.

Mesela ahşap üstüne gümüş sırma içine sedef kakmalı aynalar var. Diş hekiminin tarzına uygun düşerse böyle bir şey verebilirsin, veya imkan varsa gümüş el aynası gibi bişey.
-1
muhayyer divan
(28.02.26)
(16)

Gezecek bir yer yok ne demek?

kaptan maydanoz
Ankara’da yaşıyorum. Ankarada yaşamayan tüm tanıdıklarımdan bu eleştiriyi alıyorum. Ama ne istediklerini de anlamıyorum. Mesela İstanbul’da İzmir’de olup da Ankara’da olmayan ne var? (Deniz hariç) Ne olsun istiyor bu insanlar?
Ankara’da yaşıyorum. Ankarada yaşamayan tüm tanıdıklarımdan bu eleştiriyi alıyorum. Ama ne istediklerini de anlamıyorum.
Mesela İstanbul’da İzmir’de olup da Ankara’da olmayan ne var? (Deniz hariç)

Ne olsun istiyor bu insanlar?
0
kaptan maydanoz
(27.02.26)
Ankarada cidden gezicek bi yer yok

Izmirde efes, sirince bile tek basina ziyaret sebebi olabilir. Istanbulda tarihi yapilar cok fazla yine. Ama ankara? Avm + aoç...

Bi de denizi neden haric tutuyoruz. Ist nefret etsem de vapurla karsiya gecmrk bile insanin havasini degistirir

Ek: ankarayi cok seviyorum. O sogukluk, ruhsuzluk cok guzel
0
üğpoıuy
(27.02.26)
Sanırım bu bir önyargı. Bende de mesela Ankara hatalı kodlanmış bir şehir. Denize kıyısı olmadığı için sıkışmış ve sıkıcı bir şehir algısı var bende. Oysa ki değil.

Bir de Ankara'da yapacak bir şey yok düşüncesi, insanların kendi deneyimlerinden ziyade Ankara'nın yıllardır memur şehri olarak anılmasından kaynaklı olabilir. Eskiden yapılacak şeyler sınırlıymış, hayat erken bitermiş. Artık öyle değil. Adı çıkmış Ankara'nın.
+1
kaymaktutmayansicaksut
(27.02.26)
yani bence gezecek yer olup olmamasından ziyade ankara ile istanbul'da yaşayan insanın gezme anlayışı farklı. mesela istanbul'da arkadaşları ziyarete gitmiştik. elde kamp sandalyeleri ile moda sahile inene kadar canımız çıkmıştı. ankara'da bi insanın tüm yükünü sırtlayıp parka oturmaya gittiğini pek göremezsin. gidiyorsa da arabasıyla filan gider gerçi.

ya da ne bileyim ben batıkentte oturuyorum. yarım saati aşan mesafeler benim için 'uzak' sınıfına giriyor. istanbul'da arkadaşlarla buluşmaya 2 saat yol gidiyor millet üşenmeden. ankara'da o kadar sürede beypazarı'na kadar gidersin. az daha zorlasan eskişehir'e gidersin hatta :D

parksa park, müzeyse müze. hepsi var aslında ama. yani iki günden sonra hadi bi müzeye daha diyemezsin mesela misafirine.

ha denize karşı bir saat oturmak oradakiler için bi etkinlik. ankara'da bu yok. botanik parkında bir saat oturduktan sonra kurtlanmaya başlayabilirler.

neye bağlayacağımı ben de tam bilmiyorum. evet çok fazla gezilecek yer yok heralde.
0
elorelia
(27.02.26)
istanbul kültür sanat, etkinlik, tarihi yapı, doğal güzellik vs pek çok açıdan daha önde, buna bir itirazım yok. fakat ankara'nın gayet de sevilebilecek bir yer olduğunu düşünüyorum. yapmak istedikten sonra ankara ve çevresinde de çeşitli imkanlar bulunuyor. bunun yanısıra trafik istanbul'daki kadar keşmekeş değil, bulunduğu coğrafi konum izmir'deki gibi sıkış tepiş değil, havası Antalya gibi nemli değil. insanlarda sebebini anlamadığım şekilde sürekli bir Ankara'yı kötüleme ve beraberinde başka bir yer övme hali var. ben Ankaralı olmamama rağmen -çok eleştirildiği için bu örneği veriyorum- bu şehirde avm gezdiğimde de keyif alabiliyorum.
+3
yap desem yapmazsin he
(27.02.26)
ankara bence çok beton..doğma büyüme buralıyım ama uzun süre dışarıda kalıp gelince farkediliyor. yeni yapılan parklar bile komple beton yazın asfaltın yalımı vuuryor. ağaçlı parklar da anormal kalabalık. ormanlık alanlar da güvenli değil. kızılay ve tunalı dışında butarz bir yer yok. toplu taşıma zayıf. her yere araç zaruruiyeti var.
+1
iwillsee
(27.02.26)
deniz net bir cevap. su yoksa o şehirde etkinlik azalıyor.
0
mikahakkinen
(27.02.26)
Beyazıtta İstanbul üniversitesi
Kapalı çarşı
Çemberlitaş
Ayasofya
Yerebatan Sarnıcı
Süleymaniye Cami
Eminönü meydanı
Mısır Çarşısı
Tahtakale dükkanları
Galata Köprüsü
Karaköy Meydanı ve dükkanları
Tünel Taksim arası tarihi tramvay
Galata kulesi
Pera ve tarihi mimarisi
İstiklal Caddesi ve her çeşit mağazalar
Taksim meydanı Atatürk Heykeli
Atatürk Kültür Merkezi
Kurtuluş mahallesi farklı din ve mezheplerden yurttaşlar
Nişantaşı, Teşvikiye, Cihangir semtleri. Sokaklarda ünlülere denk gelmek
Rumeli Hisarı
Aşiyan Mezarlıgı. Orhan Veli'nin kabri.

Yoruldum yeter herhalde. Bunlar var İstanbulda (:
+1
yurtsuz john
(27.02.26)
“Gezecek yer yok..” demek o kişilerin kendi sığlıklarını gösterir. Doğma büyüme istanbullu ve istanbul fanatiği olan biri olarak, angara’ya gittiğimde kendine ait bir düzen, nizam hissetmiştim ve orayı da çok sevmiştm. Güzel olan herşeye aşık olabilen biri olarak da ankaranın kendine has bu halini de çok sevmiştim. Daha fazla kalsam eminim ki gezicek bir sürü yer bulurdum.
0
love and trust
(27.02.26)
ankara çok güzel diyenlerin bir tane örnek yer verememesi de buna örnek işte mis gibi.
+1
yazar yazmaz yazan yazar
(27.02.26)
istanbul gibi kaç tane şehir var zaten dünyada. o yüzden öyle bir kıyasa girince tabi ankara'da gezecek yer olmaz. hatta tüm türkiye'de yok bu mantıkla. bundan dolayı istanbul 20 milyon sıkış tepiş, yaşayanların yüzde 90'ı yukarıda yazılan imkanlardan faydalanamıyorlar. yani istanbul'un yüzde 90'ı ankara'da hatta ankara'dan daha kötü yerlerde yaşıyor. bu kafayla yaşanmaz. ankara'nın tabiki gezilecek yerleri var
+3
paintov
(27.02.26)
yok yok, cidden gezecek yer yok. 20+ yıldır (hayatımın yarısından fazla) ankara'da yaşıyorum, resmen bu şehir yüzünden asosyal oldum. hafta sonu evden dışarı çıkmadan bilgisayar başında takılıyorum. b.k gibi şehir, gelmeyin sakın!!!

angaralı olmayanlar bundan sonrasını okumaz zaten :) ankara'da gidilecek, gezilecek yerler illaki var ama ilgisi ve imkanı olana. örneğin deniz olmasa da millet katlanır sandalyesini alıp eymir'e oturmaya gidebiliyor. ama buradaki sorun eymir'in kolay ulaşılabilir olmaması. arabası olmayan kişilerin saat başı geçen bir otobüse binip 1 saat dolaştıktan sonra gidebildiği bir yer eymir. tabi bu gidemeyen için dezavantaj olurken gidebilen kişi için avantaj oluyor. zira kalabalık olmuyor böylelikle. bunun dışında örneğin çubuk barajı rekreasyon alanı var. buraya sanırım toplu taşıma ile gitmek de mümkün değil. burası eskiden çok daha popüler bir yermiş ama zamanla pek bir olayı kalmamış. yine de bilen ve imkanı olan gidip takılıyor. ankara'da herkesin ilgili alanına göre gezecek yerler var ama kimisi çok bilinmiyor ve ulaşım biraz zor oluyor.

ayrıca tarihi açıdan istanbul'la kıyaslamak haksızlık olsa da örneğin istanbul'da 94 müze varken ankara'da 70 tane varmış (www.aa.com.tr/tr/kultur/edirne-muze-sayisiyla-turkiyede-ilk-5te-yer-aliyor/3690081) ki ankara istanbul'dan sonra 2. sırada. sanatsal etkinlik derseniz özellikle tiyatro'da ankara yine istanbul'dan sonra 2. sırada ki bunun sebebi de sinema/dizi sektörü istanbul'da olduğu için oyuncuların çoğunlukla istanbul'da olması ve özel tiyatrolarını çoğunlukla orada açmaları.
+1
shadowfollower
(27.02.26)
Anıtkabir tek başına yeter. Bayram tatilinde gideceğim inş.
+1
HellKeePer
(27.02.26)
Ankara’nın okumuş kitlesi İstanbul’dakilerden üstün bence. Bir kere İstanbul’da entelektüeller coğrafi genişlikten dolayı yayılmış durumda, Ankara’da bu kitle daha kompakt yaşıyor. Daha çok bir araya geliyor. Ankara benim için sosyalleştikçe güzelleşen bir şehir. Yoksa tek başına yapacak pek bir şey yok. Bir de İstanbul’da siyah beyaz gibi mekanlar yok.
0
eileengray
(27.02.26)
Gidene kadar ben de sevmeyeceğimi düşünüyordum ama Ankara'da farklı zamanlarda farklı sürelerde bulundum.
Deniz aşığı olmama rağmen (yüzmek anlamında değil izlemek anlamında) Ankara'yı sevdim. Bir de Ankara'da öğrenci olup da orayı sevmeyen bir kişiye bile rastlamadım, öğrenciler bile bu kadar aktif yaşayıp kendilerine eğlence bulabiliyorlarsa kimse şikayet edemez diye düşünüyorum.
Biraz deniz seven insanların önyargısı bence bu söylemler.
0
mutekebbir
(27.02.26)
Şehir merkezinden çok da uzakta olmayan Tulumtaş mağarasını, Kurtuluş Savaşı'nda düşmandan 7 kere geri alınan Duatepe'yi, Ankara Kalesi'ni, August Tapınağı'nı, Hamamönü ve içindeki müzeleri, Eğmir Gölü'nü, Beynam ormanlarını, Mogan Gölü'nü, Seğmenler Parkı'nı, Kuğulu Park'ı, İlk Meclis'i... bunları beğenmeyen gelmesin arkadaş. Gelmesin yani. Her yerin kendine göre az veya çok, şu veya bu miktarda özellikleri vardır, ne demek kendi memleketi hakkında kötü kötü konuşmak. Ara bul kardeşim, gidecek bir yer yokmuş. Başka yerde aklını her şeye kullanırken iyi, Ankara'ya gelince mi tutukluk basıyor? Hiçbir şey bilmiyorsan önce Anıtkabir'e sonra da cumhurbaşkanlığı külliyesine ve kütüphanesine git gez. Can sıkıcı geliyor herhalde.

Kaptancım Maydonozcum tepemin tası attı, bu laflar sana değildi. Aklına gelen her fırsatta her şeye burun kıvıranlaraydı. Ben bu ülkenin millî eğitim bakanı olsam bütün çocuklara ülkesive halkıyla ilgili olumlu konuşma, olumsuz tek kelime etmeme eğitimi veririm, memurlardan sorumlu kişi olsam herkese kendi ülkesiyle ve insanıyla ilgili olumsuz konuşma cezası yazar bol bol para kazandırırım bu hazineye. Hükûmet demedim, oraya dikkat. Elimizde şöyle muhteşem bir memleket var da alabildiğine burun kıvırıyoruz, çok büyük kıymet bilmezlik bence.
-5
muhayyer divan
(28.02.26)
7 gobek ankaraliyim. ankara'yi severim. ancak durust olmak lazim yapacak bir sey yok.

kaleye gittin, eski sokaklari gezdin, amm'yi ve belli basli birkac muzeyi gordun, anitkabir'i gezdin. bitti. gecmis olsun.

yani bir manzarasi bir guzelligi yok. belki cok zorlarsak golbasi, ahlatlibel taraflari mesire yeri gibi diyebiliriz. ama denizle istanbul, ege, akdenizle kiyaslanmaz.
0
antikadimag
(28.02.26)
(5)

Merak, okuma ve öğrenme isteği zeka ile mi ilgili?

perfectlysplendid
Sizce merak duygusu ne ile ilgili ?
Sizce merak duygusu ne ile ilgili ?
0
perfectlysplendid
(27.02.26)
Ek olarak merakı teşvik edilen insan potansiyel zekasını yakalama fırsatı bulur
0
mezzosprite
(27.02.26)
Bence merak yaşamsal libidonun (yaşama coşkusu anlamında) sağlıklı çalışması ile paralel. Normal çalışan fizyolojide her insanda biraz merak duygusu olmalı, bu dedikodu anlamında değil içinde bulunduğu doğa, şartlar, ortam vs. Bu duygu yoksa genel yaşam enerjisi de düşük oluyor.
0
titanic kemancısı
(27.02.26)
bilimsel bi kaynağım yok ama bence evet. belli bir zeka kapasiten yoksa zaten olmaz bunlar.
0
paintov
(27.02.26)
Zekâ öğrenme isteğiyle ilgili değil, kavrayış ve çözüm üretme hızıyla ilgili. Öğrenme isteğini gösterseydi Aziz Nesin o lafı etmezdi diye düşünüyorum.
-1
muhayyer divan
(28.02.26)
bence oyle. zihin bilgi tuketmeye ihtiyac duyuyor.
0
antikadimag
(28.02.26)
(7)

Parfüm vücuda mı sıkılır elbiseye mi?

komando kani var bende
Siz nasıl kullanıyorsunuz parfümü?
Siz nasıl kullanıyorsunuz parfümü?
0
komando kani var bende
(26.02.26)
Duştan sonra vücuda.
0
orient blue
(26.02.26)
Vücuda, zira parfümü vücuduna sıktığında vücut sıcaklığına göre notaların dağılımı değişir koku düz bir şekilde ilerlemez, özellikle nabız noktalarında, ayrıca esans vücutta sebuma yapıştığı için daha uzun süre kalır, elbiseye sıktığında bunlar olmaz, ha ama çakma parfüm kullanılıyorsa tabii ki vücudunuza sıkmayın.
0
kizil karga
(26.02.26)
ben kıyafetime sıkıyorum. doğrudan cildime kimyasal sıkmaktan hoşlanmıyorum.
+1
gurur
(26.02.26)
kıyafete sıkarım. bazen boynuma.
0
tabudeviren
(26.02.26)
boynuma sıkıyorum
0
cay koy geliyorum
(26.02.26)
Vücuda sıkmayın deniyor, özellikle boğun ve göğüs bölgesine sıkmak tiroid bezini çok ciddi etkileyebiliyormuş. Bunu öğrendiğimden beri kıyafete sıkmaya çalışıyorum ama alışkanlık çok beter bişey.
+1
muhayyer divan
(26.02.26)
Lenf sistemimi çok seviyorum, bu sebeple tenime direkt temas ettirmiyorum.
0
alice in potatoland
(27.02.26)
(10)

Arkadasla iletisimi azaltmak

Kittie
Bir arkadasim var. Konusmuyordum. Basina kotu bir olay geldi, beni aradi, ben de destek oldum, bulustuk.Sonra bir kez daha bulustuk. Gecen yine bulusmak istedi (10 gun icinde oluyor bunlar)Hayir cok yorgunum dedim. 1 saat falan sonra tekrar aradi senin ust caddede bir cafede oturuyorum gel dedi. Yor
Bir arkadasim var. Konusmuyordum. Basina kotu bir olay geldi, beni aradi, ben de destek oldum, bulustuk.
Sonra bir kez daha bulustuk.
Gecen yine bulusmak istedi (10 gun icinde oluyor bunlar)
Hayir cok yorgunum dedim. 1 saat falan sonra tekrar aradi senin ust caddede bir cafede oturuyorum gel dedi. Yorgunum ama dedim. Ama senin icin geldim, yorulma diye dedi. Yine ciktim gittim napiim. 5 dakka yurume mesafesinde cafe.

Yani cok israrci. Evet onla vakit gecirmeyi seviyorum ama cok arada takilmalik biri benim icin. Nasil sinir konur? Veya tamamen hayatimdan cikarmam mi gerekir, arada takilma diye bi sey olmaz mi?
Bir daha semtime gelirse ne desem ki
0
Kittie
(22.02.26)
evde değilim, şu an başka bir arkadaşımlayım malesef gelemem vs.
0
orpheus
(22.02.26)
Baska: arkadas olarak gormuyor degilim ki. Yani senin mesela tum arkadaslarin her dakika gorustugun insanlar mi? Bu kiz direkt beni en yakin arkadasi yapiyor. Yani arada sirada gorustugun insan arkadas olmuyor mu? Illa cok yakinlasmak mi lazim
+1
🌸Kittie
(22.02.26)
Buenosdias: Kendi yorumunu niye katiyorsun ki. Gunluk hayatinizda da boyle misiniz siz ya. Var senin gibilrr burada baya da coksunuz hatta
-1
🌸Kittie
(22.02.26)
@kittie o demek ki senden güç buluyor ve seni her daim yanında istiyor. sana ihtiyacı var. sen ise ay benim bugun seninle gorusme modumda degilsin diyosun.

ben reddedemiyorum. arkadasım isterse yanında olurum.
-2
Başka
(22.02.26)
"Baska" senin bu ellinci nick'inmis. Kim oldugunu ogrendim. Sana cevap yok.
0
🌸Kittie
(22.02.26)
"Müsait olmadığım zamanları kollarsan elbette görüşemeyiz"
"Şu an hiç uygun değilim başka zaman lütfen"
"Bana sormadan plan yapma"

Gibi cümleler kurulabilir.
+1
muhayyer divan
(22.02.26)
Hep başına gelen olayla ilgili mi konuşuyosunuz yani o konuda mı desteğe ihtiyacı var. Ne gelmiş başına?
0
benim bir gizli bildiğim var
(22.02.26)
çürük sebze temas ettiği sağlam sebzeleri de çürütür.

herkese mesafeli olmak, mıçmıç ilişkiler olmaması ya da arada kafayı dinlemeniz güzeldir. konuşmak istemiyorsanız direkt ' bu akşam başkasına sözüm var' cümlesi yeterli gelecektir.
0
galahad reloaded
(23.02.26)
bir daha semtinize gelirse bir kere telefonu acmayin, mesaj atarsa da cevap vermeyin. 3, 4 saat sonra mesaj atin ve sunlardan birini soyleyin: 1) partnerimleydim deyin (eger varsa), 2) ailemleydim, akrabamlaydim (eger varsa), 3) evde degildim, 4) uyuyordum. bazi insanlar musait degilimden anlamiyor ki boyle durumlarda musait degilim demek kaba karsilanabiliyor. o nedenle oncelikle sizin baska bir hayatiniz oldugunu, bu gibi oncelikleriniz oldugunu belirten durumlar sunmaniz gerekiyor. eger gelirse ve bu durum yasanirsa daha iyi olur. orada bekler bekler, sonra gider, bir daha da yapmaz. siz her seferinde giderseniz hep yapacaktir. ama gitmemenin de guzel bir aciklamasi olmali (bu kisi icin).
+1
Sour
(23.02.26)
Sormadan etmeden kalkıp gelmek ne ya bu ne saçmalık.
Senin için geldim diyor bir de. Bunun önünü kesmeniz önemli, birkaç kez orada olmadığını, işin olduğunu söylersin haberleşmeden gelmemeyi öğrenir.
Geç cevap vermek, planları daha seyrek hale getirmek çözüm olabilir.
Programınız yoksa bile varmış gibi davranabilirsiniz, bazı insanlar buna mecbur bırakıyor.
+1
mutekebbir
(23.02.26)
(3)

Kiskanilmak neden hosumuza gider?

Purple life
Romantik anlamda kiskanilmak neden bazi insanlarin hosuna gidiyor? Hatta kisitlanmak neden insanlara sevildigini hissettiriyor?
Romantik anlamda kiskanilmak neden bazi insanlarin hosuna gidiyor? Hatta kisitlanmak neden insanlara sevildigini hissettiriyor?
-1
Purple life
(22.02.26)
Kısıtlanmanın hoşa gitmesini hayal bile edemiyorum, böyle birini de görmedim aslında. En fazla ne olabilir, babasından anasından böyle görmüş böyle alışmış olabilir, onun için hoşuna gidiyordur.

Kıskanılmanın hoşa gitmesi de bence "dikkati benim üzerimde, bana karşı hassas, beni kaybetmek istemiyor" düşüncelerini uyandırmasından. Bence.
0
muhayyer divan
(22.02.26)
benim gitmiyor ya. kıskanmayı ve kıskanılmayı sevmiyorum.
0
benibulmanlazim
(22.02.26)
Kıskanılıyorsan partnerinin gözünde cinsel piyasa değerin yüksektir,. Yetişkin bir insan zihnindeki yıllara yayılmış yaşanmışlıktan , yüzlerce tanışıklıktan ve binlerce gözlemden süzülmüş bir veri tabanına göre “bu adamın-kadının alıcısı taliplisi çok olur” sonucuna ulaşılmıştır. Değerli olduğunu bu yüzden hissedersin.
0
loch ness
(22.02.26)
(4)

Çocuklarda probiyotiğin etkisi ve önemi?

mikahakkinen
çocuk sebze yiyor, yoğurt yiyor, turşu vb. yiyor. doktorumuz omega 3'ün takviye olarak yeterli olduğunu söyledi. ama çocuk hastalandı mı, çok bilmiş anneler diyor ki probiyotik içiriyor musun? yok şu takviyeyi veriyor musun? tamam bunlar bağışıklık sistemini güçlendiriyor ancak bizim çocukta paketli
çocuk sebze yiyor, yoğurt yiyor, turşu vb. yiyor. doktorumuz omega 3'ün takviye olarak yeterli olduğunu söyledi. ama çocuk hastalandı mı, çok bilmiş anneler diyor ki probiyotik içiriyor musun? yok şu takviyeyi veriyor musun? tamam bunlar bağışıklık sistemini güçlendiriyor ancak bizim çocukta paketli gıda ve hazır hiç bir şey yemiyor.

yani probiyotik takviye (nbl, enterogermina vb.) vermezsem ne kaybederim, yoksa illa ki vereyim mi?
0
mikahakkinen
(21.02.26)
Hiçbir şey kaybetmezsin. Sen çocuğa ne yedirdiğinden ne yedirmediğinden emin olduktan sonra kimseye kulak asma. Kadınlığın en zor yanlarından biri çevre baskısına göğüs germektir. Herkes konuşur herkes etkilemeye çalışır, bırak boşver, kimseye hesap vermek zorunda da değilsin kimsenin sözünü yerine getirmek zorunda da değilsin. Kendinden eminsen hiç sorun yok. 👊
0
muhayyer divan
(21.02.26)
Ne mutlu size çok güzel alıştırmışsınız.

Yalniz antibiyotik kullandığımızda bütün bağırsak floramiz vs mahvoluyor. Hızlı toparlamasi için o dönemde takviye almak elzem. Belki hastalanma ile bu durumu kastetmis olabilirler.
0
makbur
(21.02.26)
adı üstünde, çok bilmiş.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(21.02.26)
Bildiğin gibi devam et müdür. Ezberci doktorunu değiştir.
Köy yumurtası al pazardan. Yoğurdunu mutlaka kendin yap. En iyi beyaz peyniri yedir. Bir de kuzu eti yesin kerata.
0
halk
(22.02.26)
(5)

Bu hafta gerçekten üzüldüğünüz şeyler

sekizdokuzon
Bu hafta kalpten, yürekten iki şeye çok üzüldüm; ilki üçüncü kocasına kaçan kuzenimin annesinde bıraktığı 3 yaşındaki kızı görüntülü konuşmada bana "Anne" dedi, ikincisi zogukan'in muhabbet kuşu Heisenberg hakka yürümüş. Duygu potporisi gibi bir hafta oldu benim için.Siz bu hafta nelere gerçekten ço
Bu hafta kalpten, yürekten iki şeye çok üzüldüm; ilki üçüncü kocasına kaçan kuzenimin annesinde bıraktığı 3 yaşındaki kızı görüntülü konuşmada bana "Anne" dedi, ikincisi zogukan'in muhabbet kuşu Heisenberg hakka yürümüş. Duygu potporisi gibi bir hafta oldu benim için.

Siz bu hafta nelere gerçekten çok üzüldünüz?

Teşekkürler.
-3
sekizdokuzon
(20.02.26)
+ Tanıdığım biri çocuğu için yaptığı videoyu gösterdi bana. Böyle bir şeyi yaşayamama hissi beni zorladı açıkçası.
+ Meşhur peluş oyuncağa sarılan maymun yavrusu videosu.
+2
rakicandir
(20.02.26)
1989 yapımı bir belgesel, 23 yaşında bir genç kızın AIDS'e yakalandığını kendi ağzından anlatıyordu. kızın o yıllardaki belirsizlk ve çaresizliğe rağmen soğukkanlılığı ve hayata tutunması beni çok etkiledi.
+1
suicmeyenadam
(21.02.26)
Çok güzel ama salak bi genç kızı kadıköy de soyup kış günü feminist eylemde kullanmışlar. Karton kağıda özgürlük istiyoruz yine yazıp kaldırıyordu.
Nasıl bi çaresizlik...
-1
luluki
(21.02.26)
Aile hekimim sahadaymış diye bana diğer doktorlar bakmadı. Öyleymiş.

Dün de kardeşime onun aile hekimi (benimkiyle aynı) 1 aylık eğitimdeymiş diye ilaç yazmamış doktor, benim vazifem değil demiş. İlçe sağlık müdürlüğü de evet öyle bir mecburiyetleri yok demiş.
0
muhayyer divan
(21.02.26)
İki ünlü ölümü beni çok üzdü bu hafta.
Kanbolat Görkem Arslan ve Eric Dane...

Masumlar Apartmanı'na başladım Safiye'ye çok üzülüyorum.

Dünden beri de şu küçük maymun karşıma çıkıyor sürekli yüreğim paramparça.
0
mutekebbir
(21.02.26)
(10)

Bu iki hırkadan hangisi daha sıcak tutar?

norules
Ürün bilgileri;1- %61 Pamuk %39 Poliester 2- %85 Pamuk %15 Poliester Gemini 1, Chatgpt 2 diyor. Sizce peki?
Ürün bilgileri;

1- %61 Pamuk %39 Poliester
2- %85 Pamuk %15 Poliester

Gemini 1, Chatgpt 2 diyor. Sizce peki?
0
norules
(18.02.26)
Polyester daha sıcak tutar ama daha sağlıksızdır. Pamuk yüksek ısırıyorum vermez ama vücudun ısısını muhafaza eder etmesine, polyester kadar uzun sürmez, fakat sağlıklıdır.
0
muhayyer divan
(18.02.26)
1. Daha sıcak tutar.
Sagliksizdir demek için kriter lazım. Polyester hava almaz sıcak tutar ama terkeyeceksen terli olmuş olursun. Pamuk, terleyince terini emer ama habalanmazsa üzerinde kalmış olur yine. Sağlık kısmına çok takılma. Mont olduğu için hava alması zaten sinirli olacaktır.
Yani sağlıksız kısmı sadece terli kalmakla ilgili.
iç çamaşırı alırken tabi polyester alma ama mont gibi bir şeyde çok takılma.
+1
kisa
(18.02.26)
@kisa Kapüşonlu ve çok da kalın durmayan hırka tipleri bu arada, onu da eklemiş olayım.
0
🌸norules
(18.02.26)
pamuğa nazaran polyester; ama sağlıksız bir sıcaklık verir. sıcaklık önemliyse yün karışım bakınız.
+1
lil siztah
(18.02.26)
Mantık aynı, polyester olan daha sıcak tutar ama nefes aldırma oranı düşüktür.
kriterin hangisi daha sıcaksa polyester planı çok olan
Ama ihtiyacın nedir ona göre karar ver. Baharlık bir şeyse pamuk oranı yüksek olan daha rahat olabilir vs. Bir de oranlar öyledir ama iki farklı üründe kumaşın kalınlığı farklı olabilir.
deneyip bak.
0
kisa
(18.02.26)
1
0
koela
(18.02.26)
pamuk sıcak tutmaz, kat kat lahana gibi giyinsen de tutmuyor.
canını sevdiğim sentetikleri sıcak tutar.
chatgpt niye öyle demiş anlamadım.
0
parka
(18.02.26)
sentetikler sicak tutabilir ama kasinti yapip rahatsizlik verir, gereksiz terletir.
0
turkuaz
(18.02.26)
yun hırka alin pamuk degil
0
oscar
(19.02.26)
polyester. polar dedigimiz sey polyesterden yapiliyor zaten. pamuk nefes alir, havayi tutmaz o nedenle yalitim icin cok iyi degildir.
0
antikadimag
(19.02.26)
(32)

Cocuk istiyor muyum

Purple life
Kafam cok ama cok karisik…Normalde cocuk planladigimiz icin cocuk olunca gidilmesi zor olan yerlerden biri vietnam ve kambocyaya geldik. (Cocuk varken de geziliyor demeyin please ayni sey degil. Cocukla o kadar uzak yerlere gitmek hem cocuga hem anne babaya cok zor bana göre. Yapan oluyordur ama ald
Kafam cok ama cok karisik…

Normalde cocuk planladigimiz icin cocuk olunca gidilmesi zor olan yerlerden biri vietnam ve kambocyaya geldik.

(Cocuk varken de geziliyor demeyin please ayni sey degil. Cocukla o kadar uzak yerlere gitmek hem cocuga hem anne babaya cok zor bana göre. Yapan oluyordur ama aldigin fayda gösterdigin cabaya bana göre degmez.)

Ve su an gördüklerimle burada tanistigim insanlarla ilgili sunu fark ettim. Buraya gelen cogunluk turistler ya 20li yaslarin basindalar. Singlelar ve macera ariyorlar.
Ya da 50 yasin üstü cocugunu okutmus büyütmüs sorumluluklari bitince rahatlamis tipler.

Cocuk varken30lu 40li yaslarda böyle bir tatil yapmak imkansiz. Yaslaninca da su an gençken oturabildiğin barlara oturmak imkansiz. Herkes genc alien gibi kalirsin aralarinda.

Cocuk yapinca en güzel yaslarin boş vakitlerini cocuga adayarak geciyor. Bu nerden baksan 15-20 yil demek.

Cocuk olmadan son kez gezelim dedigimiz yerden cocuk istegimle ilgili müthis bir kafa karisikligi yasayarak dönüyorum.

Cocuk yapanlar cocuksuz hayatinizdan nelerden vazgectiginizi bilerek mi yaptiniz yoksa cahil cesaretiyle mi?

En yakin Arkadasimin cocugu var. Bebek arabasiyla oldugu icin metrodan asansörle cikmak zorunda kaliyoruz. Normalde 30 snlik is asansör cagir asansör bekle önce baskalari ciksin vs 5-10 dk sürüyor. Bu en ama en basit örnegi ama bu bile gözümde asiri büyüdü.
-11
Purple life
(18.02.26)
Evli ve çocuklu biri olarak en özet cümleyi yazayım:
Ne çocukla oluyor ne de çocuksuz...
Çok zor bi iş. Masallardaki o sevimli anne baba değilseniz kafanız yersiniz.
Zevk olarak değil de iş olarak düşünün çocuk sahibi olmayı. Ona göre tekrar düşünün.
0
luluki
(18.02.26)
Herkes pisman da söylemiyor mu yani? :)
Psikolojide bir durum var. Emek verdikce sevmek zorunda kaliyorsun.
(bkz: Cognitive Dissonance Theory)

Yani pisman olmadiklari pisman degilim demiyorlardir da gercekten pisman olmadiklarini düsünüyorlardir bence.
-4
🌸Purple life
(18.02.26)
@thetrue, broo kanadada yasiyor olsam senin deyisinle cambodia ya gidince ben de zorlanmazdim. ^^
0
🌸Purple life
(18.02.26)
Çocuğum olana kadar epey gezmiştim hevesimi biraz almıştım yani, çocuk olduktan sonra da gezdim (tek çocukla Singapur, Bali, New York, Almanya, Hollanda, Belçika, İtalya, Balkanlar gibi destinasyonlara; iki çocukla da Mısır sharm el sheikh, İsveç, Danimarka, İsviçre, Yunanistan, Romanya, Avusturya, Katar'a gittim) çocukla daha zor bunu inkar edemem ama imkansız değil. İsteyen yapar.

Mevcut durumdan optimum keyfi almayı bilen birisiyim, arada vuku bulan ufak tefek mızıklamalar beni etkilemiyor. Bu kadar büyütmüyorum kafamda. Yanıma oyun hamuru, boyama, ufak legolar alıyorum. 5 6 günlük bir gezinin bir gününü çocuklara adayacak şekilde falan plan yapıyorum (rust'taki rulantica'ya götürmüştük bir gün onları. Gezinin geri kalanında müzelerde sokaklarda gık duymak istemediğimi de net bir şekilde söylemiştim) neye alıştırırsanız öyle gider. Sürekli çocuk eğlemek zorunda değiliz. Bırakın sıkılsınlar, kendilerini oyalamayı öğrenirler. Bırakın aç kalsınlar bazen de, bulduklarını yemeyi öğrenirler. Yürüyen merdivenden çıkabilecekken asansör işgal edenlerin ayıbı metroda yaşadıklarınız da (en azından pusetli veya tekerlekli sandalyeli birini görünce yer verip beklemeleri lazım)

Belli bir yaştan sonra zaten zorluğu kalmıyor. 9 yaşındaki oğlum yazın Glyptoteque'i benimle gık demeden gezdi. Yorum yaparak gezmek eğlenceli oluyor, onların gözünden dünyayı deneyimlemek hoşuma gidiyor. Beni genç tuttuklarını düşünüyorum

İtiraf: 2. Çocuğumdan sonra biraz sarsılmıştım. Hayatım bitti gibi gelmişti bir dönem. Onu yarım gün kreşe yollayıp part time işe dönene kadar kendime gelemedim. Yine de pişman değilim. Çocuk sahibi olmak kişinin kendisine kalmış bişi, herkesin bakış açısı beklentileri farklı.
+7
kullanicadi
(18.02.26)
Hayatın boyunca gezmek istemeyeceksin. Çocuk büyüyünce istediğini yapabilirsin. Çocuk sahibi olmanın bir zamanı var ama paran varsa istediğin zaman gezersin.
0
michael harddd
(18.02.26)
çocuk istiyorsun ama kafanda bir baskı kurmuşsun kendine, işi aceleye getiriyorsun. Henüz kendi hayatını yaşamamışsın belli. tatmin olmamışsın. Yaş kaç bilmiyorum ama 29-30 yaşındaysan çocuk fikrini 3-4 sene kadar ötele. Önce sen hayattan tatmin olacaksın ki sonra beklentilerini ve hayalerini çocuk üstünden yaşamak zorunda kalmayasın. 35 yaşındaysan öteleme tabii.
34 yaşında anne oldum ve 30-34 yaş arası geçirdiğim en verimli dönemli, iyi ki o dönemde çocuğum yokmuş.

Bunu da göndermemiş olmayayım: www.reddit.com
Zannedildiğinin aksine çocuktan pişman olmak az rastlanan bir şehir efsanesi değil, çocuğu hem sevip hem pişmanlık yaşayan sürüsüne bereket insan var., Bitçoğu psikiyatri kliniklerini dolduruyor.
+3
alice in potatoland
(18.02.26)
İstediğim zamanda hazır olduğumda çocuk yapmaya karar verdim ve pişman değilim. Ki özgürlüğünü, bireyselliğini çok seven biriyim. Son cümlenizden zaten hazır olmadığınız belli, herkes çocuk sahibi olmak zorunda değil.
+4
ekimoloji
(18.02.26)
2 yaş bebeyle tayland’a da gittim afrika ülkelerine de. beni çocuğum değil babası zorladı ve zorluyor (boşanma). imkanım olsa 1 çocuk daha isterdim kesinlikle. bence müthiş bir şey. ama bence. ayrıca gez gez bir yerden sonra sıkıyor.

tabii gezme açısından bakılırsa çocuk en alakasız yerde “anne çişim geldi, anne kakam geldi” diyecek. sonra “orada kaka yapmam ben” diyecek. ya da günlük hayatta yemek yemek istemeyecek, yaşıtları ilerlerken daha okumayı sökemeyecek mesela ya da dehb ya da disleksi olabilecek :) istediği ya da istemediği bir şey için inat edip tutturabilecek ya da en basitinden oyuncağınu bir yerde unutacaksınız ve krize girecek, istiyorum da istiyorum diyecek. kucakta taşınmak isteyecek, seyahat için gittiğiniz yerlerde bi kolunuzda bebek arabası diğer kolunuzda çocukla merdiven çıkmanız gerekebilecek. çantanızda yedek kıyafet, hırka/kazak, sağlıklı atıştırmalıklar vs taşımanız gerekecek ilk aklıma gelenler. hasta olacak, ağlayıp mızmızlanacak <3 çocuk ve çocuklu hayat işte. daha ergenliğe gelmedim (benimki 5 yaşında hala).

dediğim gibi çocuk değil çocuğun diğer ebeveyni daha çok zorluyor bence. benim deneyimim böyle.
+2
deartheodosia
(18.02.26)
çocuk yapmak isteyen veya istemeyen sen değilsin. hormonların.
o yüzden kendinle kavga etme.
0
plastic_angel
(18.02.26)
20-30 yaş arası gezmeyenler napsın cocuk mu?
0
koela
(18.02.26)
Yazdığın yazıda senin için ÖNEMLİ OLAN çocuk değil gezmek, sadece kendi hayatını yaşamak. Şu halde bence çocuk sahibi olmamalısın çünkü eğer olursan onu düzgün yetiştiremezsin, onun hayatını yapılandıramazsın mesela, sadece herkese çocuğum var diyebilmek için doğurmuş olursun, çocuğa kendi hayatını yaşatırsın, onun hayatını değil. Şu halin bence çocuk sahibi olmaya hiç ama hiç uygun değil.
+5
muhayyer divan
(18.02.26)
Çocuk da alışıyor o rutine, anne babayla birlikte olabilmek için. Kardeşim böyle mesela, geçen de eşi, dört yaşındaki çocuğu ve bir arkadaşlarıyla Filipinler'e gittiler. Orada havalimanında bagajları kaybolmuş, çocuk da onlarla oturup beklemiş. Çocuk da bayağı eğlenceli, enteresan bir insana dönüşüyor aslında. Benim 40 yaşında gördüğüm ülke sayısı 2 (biri Türkiye), 4 yaşındaki çocuğun min 6-7. Ama daha zor mudur, kesinlikle. Herkes bu stresle baş etmek ister mi, istemez.
+1
sekizdokuzon
(18.02.26)
eşim hamile. çocuk yapmayı hep ölçüp tarttık ve bunun mantıkla, ölçüp biçerek verilebilecek bir karar olmadığına kanaat getirdik. çocuk hayatına çok ciddi kısıtlar da getirebilir, çok büyük ve hiç tadamayacağın güzellikler de. o yüzden bu tarz gezerim gezemem vs gibi yüzeysel bir bakış açısıyla cevap bulma şansın yok. cevap vereceğin soru şu: başına neyin geleceğini bilmiyorsun, tanrıcılık oynamanın manası yok. fakat eşinle birlikte bu dünyaya bir birey getirip bu duyguyu hakkıyla yaşamak istiyor musun? soru sadece bu.

not: çocukla seyahat iki kişiden mutlaka daha zordur, ama yanında evladınla gezmenin tadını bilmeden böyle bir kıyaslama yapmak doğru değildir.
+2
awlmi
(18.02.26)
Fikrimi sorulaştırayım, sonra da benimle aynı fikirde olmayanlara cevap yetiştireyim düşüncesiyle açılan başlık sayısında bir artış mı var bu aralar?

İnsanoğlunda hayatın anlamı zaman içinde değişikliğe uğruyor. 3 yaşında bir çocuk oyuncak reyonundan geçerken bir oyuncak aldırabilmeyi amaçlarken, ergenleşme esnasında yaşam amacı karşı cinse kayıyor.
Şu an senin amacın dünyayı yanında puset taşımadan dolaşmak ve asansör sırası beklememek olabilir ama bir gün gelecek bir çocuk hayal edeceksin.
Bunu mutlaka isteyeceğini ben iddia ediyorum. Önerim de şu: Her şey zamanında güzel. Zamanını kaçırma.
+3
Mirket
(18.02.26)
merhaba!

evli, cocuksuz, 34F olarak benzer dusunceler icindeydim gecen seneye kadar. bolca gezdik tozduk yedik ictik eglendik esimle, sonra bir anda sikildim gezmekten. bayaa baayaa plan yapmaya usendim ki normalde bayilirdim. hani "ee bi sonraki seyahat nereye olsun hadi bakalim" gibi konusmalara giresim gelmedi. 10+ sene once gezdigimiz yerlerden yaptigimiz seyleri hatirlamaya calistim, ne yedik, ne ictik, nerelerde kaldik, nereleri gezdik vs, zorlandim detaylarda. bazi hissettiklerimi net hatirliyorum ama ayrinti yok. resimlere bakinca geliyor.

simdi pesimistik bir senaryoyla 65 yasima kadar yasasam, 30 sene var onumde. 30 sene daha gez gez nereye kadar diye dusunuyorum artik. hani 30 sene daha yasayacaksam 1-2 cocuk da buyuteyim madem. ha nolur, cat diye bi aksam arkadaslarla bara gidemeyiz kolayca ama bu insanlarla gorusmenin/takilmanin tek yontemi degil. bar olmaz kahvalti olur, cay olur, evde kahve olur, parkta oyun olur; olur yani, yeter ki istek olsun. bir de cocugun getirdigi yeni deneyimler var, iste akvaryumdur, hayvanat bahcesidir, parkurdur, derstir, kumdan kale vs. vs.

insan alisiyor bence her turlu icinde bulundugu duruma. cocuk olunca nromaliniz zaten cocuga gore hareket etmek olacagi icin asansorler fln gozunuzde o kadar da buyumeyecek. bir de asansore zaten ufaklikta 1-2 sene ihtiyac duyacaksiniz, sonra gececek.

zaman; cocuk olsa da olmasa da geciyor. bir kismi da cocuklu geciversin modundayim ben.

bu arada eger okumak isterseniz the baby decision (Merle Bombardier) kitabini oneririm, okuyucuyu ozellile bir yone cekmeden her iki tarafi da dusunmeye itiyor.
+5
taurina
(18.02.26)
Cocuklu ve cocuksuz hayatlar cok farkli oluyor.En guzeli once cocuksuz sekilde 4-5 sene hakkini vererek cift olarak takilmak sonra da cocuk yapmak.Cocuk olunca 6-7 yasina girene kadar iptal oluyorsunuz sonra cocuk buyuyunce buyumus bir ekiple geziyorsunuz.Onun da tadi farkli.
+2
turkuaz
(18.02.26)
6 yaşında çocuğumuz var 2 yaşından beridir beraber geziyoruz öncesinde de eşimle çok gezdik.

Gezme konusunda %100 katılıyorum aynı şey değil ama maşallah bizim çocuk çok uyumlu biz hiçbir şey kaybetmedik gezme lüksümüzden.
Ha gezdiğimiz yerlerde yakın yerler değil güney Afrika meksika amerika vs hala da çok güzel geziyoruz maşallah hiç hiç problem çıkarmıyor aksine çok eğleniyor

Çocuk başka bir olay tüm dünyayı çocuğum için bir çırpıda düşünmeden çöpe atabilirim. Gezme tozma lüksü falan bunların hepsi çocuğun tek nefesi yanında boş balonlar.

Bence çocuk olayını gezme tozma ile falan tartıp kıyaslamayın derim. İki farklı dünya.

lüks için çocuk istemiyorsan bahane yaratıyorsun aslında gerçekten çocuk istemiyorsundur
+1
basond
(19.02.26)
biz biraz geç yaşta çocuk sahibi olduk. Şu an ki tek pişmanlığımız keşke daha önce genç yaşta yapsaydık cocuğu diyor oluşumuz. 30 ları geçtikten sonra mental olarak çok zorluyor bence çocuk sahibi olmak. Ancak çocukla geçirdiğim zamandan sonra iç huzuru daha önce deneyimlediğim hiçbir şeyde de bulamıyorum.
0
administ
(19.02.26)
Evlilikte özgürlüğünden vazgecip huzuru ve dinginligi tercih etmek gibi iste (tamam siz evliliginizde de ozgursunuz, size demiyorum). Vazgectigin bazi seyler var, bunun yaninda elde ettigin bazi seyler var. Hangi duygulara daha cok ihtiyac duyduguna karar vermekle ilgili

Bence "ok ben yasicami yasadim, artik kendimden vazgeciyorum" dedigin noktada cocuk :)
0
üğpoıuy
(19.02.26)
Ya Vietnam Kamboçya nedir ki ya gezmek tozmak bara gitmek yeni bir şeyler keşfetmek kariyer yapmak bomboşş. O kadar boş ki sadece çocuğu olanlar anlayacak beni.
Benim çocuğum planlı bir bebek değildi. Hamileyken de çok ağladım hayatım mahvoldu gezemeyeceğim diye. Şimdi düşünüyorum da yani koyayım gezisine :D
İkisi kıyaslanacak şeyler değil, tabi bu benim hayatım için geçerli belki sende aynı şekilde işlemeyecektir.
Eskiden hevesle kendim için gezerdim şimdi oğlum görünce ne tepki verecek diye sırf onun için geziyorum, onun mutlu olacağı yerlere gitmek istiyorum. Kısıtlanmadım başkalaşım geçirdim :)
Anne/baba olduktan sonra eskiden zevk aldığın şeylerden zevk almayacaksın zaten yeni zevkler geliyor :)

Edit: tabii ben 33 yaşında doğurdum. Daha erken olsa başka olabilirdi.
+1
kaptan maydanoz
(19.02.26)
kendi hayatınızdan ödün vermeyecek / veremeyecek biriyseniz çocuk zor. hiç girmeyin o topa. çocuğa da size de yazık. çocuk fedakarlık gerektirir.

onun harici paranız, fiziksel ve mental gücünüz varsa her yeri çocukla gezebilirsiniz.
0
galahad reloaded
(19.02.26)
Çocuk yapma kararını gezme tozma endeksine bakarak alırsanız büyük hata yaparsınız, bunun yerine bir çocuk yetiştirmek için psikolojik olarak, maddi olarak, donanım ve eğitim açısından uygun muyuz diye bakmanız daha sağlıklı olur.
Şahsen oğlum doğduğundan bu yana hayatımın kısıtlandığını hissettiğim hiçbir an olmadı. Hayatımızı kısıtlayan şeyler çocuk değil, iş güç maddiyat, sağlık gibi durumlar oldu sadece. 3 gün yalnız bir festivale veya iş gezisine gitsem oğlum yanımda değilse çok sıkılıyorum yukarıda birinin yazdığı gibi zaten gezip tozarken de keşke o da şunu görseydi fotoğrafını çekeyim de ona göstereyim kafasında geziyorum. Çocuk yetiştirirken onun psikolojisini sağlam tutar ve güvenli bir çevre sunarsanız zaten genetik olarak büyük sürprizler olmadığı sürece uyumlu bir birey olacaktır. Bizimkini daha 6 aylıkken çadır kampına götürdük o gün bugündür de bir yere gittiğimizde bize sorun çıkardığı bir an olmadı.
0
creepy
(19.02.26)
çocuktan sonra hayatta hiçbir şey aynı şey değil zaten orası ayrı da çocukla gezmek keyifli bi şey ya, 2 yaşındaki çocuğumun altıncı ülkesini gördüğü geziden dün döndük daha. vietnam ve kamboçya özelinde bilmiyorum ama avrupa amerika bizim için çok keyifli oluyor. tabii ki çocuksuz zamanlarımızdaki esneklikler yok yani çocuklu gezi çocuksuz geziden daha iyidir değil iddiam ama çocukla gezmek çocukla evde oturmaktan çok daha iyidir.
0
mezzosprite
(19.02.26)
ben de bebek bekliyorum, ara ara geliyor bu düşünce nasıl gezcem bebeyle diye ama en azından çişim geldi ve acıktım demeyi başardığı an gezmelere götüreceğim oni. öyle karar verdim. alışır o da.
0
Hallegadola
(19.02.26)
> gezmek tozmak bara gitmek yeni bir şeyler keşfetmek kariyer yapmak bomboşş

böyle büyütecekseniz keşke yapmasaydınız çocuk
-2
aguen
(19.02.26)
Cevap mecburen cinsiyetçi olacak ama anne olup da bu durumdan (hayatının ekseni tamamen kaysa da) memnun olmayan kadın azdır. O küçük gurupta değilsen sıkıntı olmaz.
-4
parka
(19.02.26)
çocuk yapma kararı bir noktada geri alınabilir bir karar olsaydı ilkokul 1. sınıfa giden bir tek çocuk bile kalmazdı dünyada. insanoğlu tam bir riyakar şovmen. bebekler sevilir. küçük çocuklar, onların şirinlikleri, ilk kez konuşma sancıları, ilk adımları, cıvıltıları , komiklikleri, yarattıkları kaos ve zahmete denktir. 8-10 yaşından sonra kim s*ker Yalova kaymakamını. dürüst olalım biraz.
-6
loch ness
(19.02.26)
@hallegadola aslında çişim geldi acıktım demeye başlamadan önce daha da kolay oluyor :) dayıyoruz memeyi biberonu, her yerde bebek bakım odası var zaten altını orda değiştir bu kadar. ne yiyecek derdi olmadan önce. asıl ihtiyaç/görüş beyan ettiğinde ve yürüdüğünde işler biraz daha zorlaşıyor (ama yine de çok güzel)
+2
mezzosprite
(19.02.26)
Hocam asansör işi gözünüzde büyüdüyse bence çocuk için hazır değilsiniz.

Sadece bir cümleden yüzeysel bir tespit yaptım o kadar.
0
kumandanim
(19.02.26)
@aguen, çocuk yapıp yapmayacağımı sana soracak değilim. Ve bu saydıklarım o kadar boş ki inan bir gram değeri yok çocuğumun yanında.
+2
kaptan maydanoz
(19.02.26)
hayattaki bütün ihtimalleri aynı anda yaşayamayız ki ama. yaptığımız bir seçim diğer seçenekten vazgeçiştir.
mesela ben çocuk yaptım, hatta baya bile isteye tedaviyle yaptım, harcadığım emek, zaman, para başka yerlere gidebilirdi. ama bu sefer de çocuğum olmayabilirdi. bi seçenek seçtim ve ilerledim.
evet o yerlere tatile gidemeyebilirsin ama önünde başka ihtimaller açılır bu sefer. çocuğunla parka gitmekten zevk alabilirsin, çocuğun biraz büyüyünce müze müze gezebilirsiniz vs.
ya da çocuk yapmaz, yetişkin etkinliklerinde de takılabilirsin.


bir de her yaşın ihtiyacı farklı oluyor, 20lerinde zevk aldığından 50 yaşında zevk almayabilirsin.

bu arada çocuğum olduktan sonra daha çok dışarı çıkmaya gezmeye başladım çocukla evde durulmuyor çocuk da alışınca gezmeye durmuyor :D
+1
rayde
(19.02.26)
çocuklarım her şeyim, ama bunca şeyi en başta anlatsalar vallahi istemezdim, mantıkla değil duyguyla karar vermiştik. pişman değilim ama bugünki kadar bilincim olsa tabiki istemezdim. düşünsene 90 yaşına gelsen aç mı tok mu diye hala kaygılanacaksın. akıl işi değil. ömürlük bi kaygı satın almak anne babalık.
+1
antihero
(22.02.26)
(33)

Evlilikte kadının kendisi için birikim yapması?

Amaranta ursula
Merhaba arkadaşlar,Bir kadının evlilik çatısı altında kendi maaşından kötü günler için kendisi için kenara para atması hakkında ne düşünüyorsunuz? Eşinden gizli ya da değil. Cinsiyet belirtip cevap verebilir misiniz?Cevaplar için çok teşekkürler.
Merhaba arkadaşlar,

Bir kadının evlilik çatısı altında kendi maaşından kötü günler için kendisi için kenara para atması hakkında ne düşünüyorsunuz? Eşinden gizli ya da değil. Cinsiyet belirtip cevap verebilir misiniz?

Cevaplar için çok teşekkürler.
0
Amaranta ursula
(16.02.26)
Her kadının muhakkak yapması gereken şey bence, hatta büyükannem bana kimsenin bilmediği, kocanın çocuğunun annenin dahi bilmediği bir paran olmalı demişti. Bayanım.
+4
sessizce aglayan sanat
(16.02.26)
Hangi kötü günler?
ailenin kötü günleri mi? Ayrılırsak kendimi garantiye alayım kötü günü mü?
+5
kisa
(16.02.26)
@kisa,
Kendisi için garanti olsun diye ama ailenin kötü günü için de kullanılabilir.
-1
🌸Amaranta ursula
(16.02.26)
Kadınım. Eşimin de benim de sadece kendimize ayırdığımız kişisel birikimlerimiz var. İmkanı olan her kadının yapması gerektiğini düşünüyorum.
+2
fotrsapka
(16.02.26)
Erkekte atsın o zaman. Ailede ortada para kalmasın.
0
michael harddd
(16.02.26)
Sorun değil.
0
Bruce
(16.02.26)
Bu işin kadını, erkeği yok bana göre. Her insan maaşının bir kısmını kendi özel şeyleri için ayırmalı evli olsa da. Erkeğim.
+6
arbre
(16.02.26)
Yine çok bilinmeyenli denklem.

Saklanan paranın bedeli nedir?
Yani tekne tatili mi yoksa eve alınacak 1kg kıyma mi? Neye karşılık o para ayrılıyor?

Yazarken sildim,
eşler arası gelir ve iş yükü dağılımı adil ise herkes ortak ve genel masraflar dışında kalan şahsi para ile istediğini yapabilmeli.
iki taraf için de kimse birbirini sömürmeli.
+1
kisa
(16.02.26)
Ben, evliliğimde de birlikteliklerimde de kadın kişisinin geliri ve harcamaları ile kesinlikle ilgilenmedim. Ama bu konuda hepsinden Allah razı olsun ki, maddi güçlerini müşterek hayatımıza ellerinden geldiğince vakfettiler.
Ancak, aksini iddia ederseniz şu an en az üç tane tiktok veya insta videosu koyabilirim ki, kadınların anladığım kadarıyla çoğusunda bir 'benim param benimdir, senin paran ikimizindir.' mantığı hakim. O kafada bir kadınla zaten bir birlikteliğim olmaz. Onları değerlendirmem dışı tutuyorum ve soruya cevap olarak oyumu 'onun parası, ne isterse yapar.' şeklinde kullanıyorum.
0
Mirket
(16.02.26)
Evlilikte “gizli” yapılan her şey yanlıştır bence.
Bu gizliyi yapan insan zaten karşısındakine güvenmiyordur ve belki karşısındaki belki de evren bunu hisseder ve kötü bir şey olur ve “iyi ki güvenmemişim, bak ne oldu sonunda” diye kişi kendini çok haklı ve iyi yapmış hisseder.

Ha bazen çiftlerden biri gizlice değil de çaktırmadan para biriktirir ve günü gelince “bunu peşinat yapalım ev/araba” alalım der. O başka.
Gizlilik değil de güvensizlik kısmı belirleyici.
+1
michael_knight
(16.02.26)
iki tarafın da hem kendi adına hem çift olarak ortak birikim yapması gerektiğini düşünüyorum. kişisel birikimler ortak amaç için de kullanılabilir elbette. yani bu birikim gizli ya da habersiz olmalı demiyorum.

bu devirde birikim yapmayan ve birikim yapamayan insanla birlikte olmak çok tehlikeli.

kuş kadar maaş alıyoruz, neyine birikim yapacağız kısmı tartışılır elbette ama birikim yapabilme imkanı olduğu halde bunu farketmiyor çoğu insan. hayat pahalı, maaşım az bahanesine sarılıyorlar. kimisi için gerçekse de kimisi için bahane bu durum.
0
biseysorcaktim
(16.02.26)
Bir insan kendi kazandığı parayı canı isterse götürüp çöpe bile atabilmeli. tek kriterim, serbest hareket ettirilecek para miktarını yükseltmek için diğer eşin mali yükünü artırmamak. bu konudaki kurnazlıktan aşırı derece midem bulanıyor.
-1
loch ness
(16.02.26)
Gizlilik garip bir konu. Hem gizli olmasına hak verebiliyorum (çok garip insanlar var çünkü hayatta) hem vermiyorum. Gizli ise üzücü bulurum. Eşlerin en başta bu maddi konularda nasıl karar aldığı ve eşlerin karakterleri önemli.

Bizde mesela serseri serbest stil.
Kimse kimsenin harcamasına karışmıyor, hesap sormuyor. Kazanç olarak aramızda baya büyük bi fark da var. Ama bakış açımızı degistirmiyor.

Ben kadınım. Yarına çıkacağım ne malum deyip harcamayı ve yaşamayi tercih ediyorum kötü bir örneğim aslında ama maaşımdan kalan anlamsiz miktarları biriktirdiğim oldu. Hiç saklamadim. Ya da gizleme ihtiyacı duymadim. Mesela bilinirse ne olur ki? Niye gizli olsun. Kardeşimin ya da eşimin kimin ihtiyacı olsa veririm. Benim için de onlar öyle yapar. Hem eşe hem aileme baya guvendigim için kenarda bir şey olsun ya kaygım da yok herhalde.

Başıma gelen kötü seyin çözümü yeterki para olsun. O bulunur fikrindeyim hep. (Saçma ama benim fikrim, yaşayışım bu)

Yani erkek olsaydım ve eşimin benden gizli para biriktiriyor olsaydı guven vermiyorum herhalde diye kirilirdim.

Kısaca bu konu bana güvenle çok ilintili geldi. Yapani yadirgamam, mantıklı bulurum ama bı taraftan da üzülürum. Kendim yapmam.
0
a perfect lie
(16.02.26)
her evlilik ayniymis gibi "gizli" olmasina takilmak abes. bu ülkede teyzesinin kiziyla evlenip, karisi kanser olunca kadini "ugrasamam" diyip ana evine götürüp birakan insanlar var (true story).
kadinin birikim yapmasi, ev ekonomisini idare ettirmesi ezelden beridir olan bir sey. isgücüne katilmayan, gidecek bir kapisi olmayan, adamin eline bakan kadinin, hele isin icinde dayak, alkol, kumar, metres ya da baska bir tür hirtlik varsa birikim yapmasi ve bunu gizli tutmasi kadar normal bir sey yok. adamda bunlar olmadigi durumlarda dahi bosanmalari durumunda adam ay sonu gene maasini alir. kadin ne alacak? özellikle is gücüne katilmayan kadinin birikim yapmasi sart. istediginde kapiyi cekip cikabilmesinin yolu o.
+11
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(17.02.26)
arbre'nin tek eksilenmeyen hatta arti rekoru olan entrysi bu galiba :D

calismayan kadin yapabilir, garipsemem. calisan kadinin veya erkegin gizli birikim yapmasini tuhaf bulurum. zaten birikim yapiyor olmasi lazim ama bunu gizli yapiyorsa (mesela atiyorum mortgage'a girmisiz para ucu ucuna yetiyor, arabanin da tamir edilmesi lazim, parasi yokmus gibi davranmamali) veya ne kadar parasi olduguna dair kabaca bir fikrim yoksa veya sorunca gizliyorsa olmaz.
+2
antikadimag
(17.02.26)
erkeğim. eşimle ortak hesabımız da var, kendi hesaplarımız da. ikimiz de hem kişisel olarak hem ortak olarak birikim yapıyoruz. yapılır yani bir sorun görmüyorum bunda ben.
+1
elektr10
(17.02.26)
Eşimle herşeyimiz ortak eve giren çıkan para hakkında ikşmizde çok net ve şeffafız.

Birimiz derse ki ben şu kadar parayı kendime harcayacam yada kenara koyacam diğerine kimse karışmaz.

Biz bir aileyiz böyle ayrı gayrı gizli saklı işler bana göre değil. Ben yapmam bana yapılırsada bozulurum.
+1
basond
(17.02.26)
saçmalık.
+1
summerjam0306
(17.02.26)
ben maaşımın tamamını eve vereceğim, karı kenara gizlice para atacak öyle mi?
amaç ne? bu adam beni ilerde boşarsa güvencem olsun diye mi?

evlenirken karıların hepsi golluma dönüşüp zaten altın ziynetleri, bir sürü gereksiz ev aleti almıyor mu? sürekli arkadaşlar yurtdışına gidiyor biz de gidelim diye erkeği darlamıyor mu? harcaması bitmiyor ki kadının...

böyle salak ve bencilce birşey yaptığını öğrendiğim an dava açar boşarım.
-3
plastic_angel
(17.02.26)
kadının türk toplumu içinde gördüğü muameleyi bilip "yapmaması gerekir" diyen erkek bikini giysin.
+1
birdirbir
(17.02.26)
kadınım. her kadının birikmiş parası olması gerektiğine inanıyorum. bu eşe güvenip güvenmeme meselesi değil dünyanın bin türlü hali var.

bizim evde ailenin ortak birikimi de bende durduğu için ayrıca birikim yapmadım. zaten hepsi bende.
+1
Gradient_tabanlı_mor
(17.02.26)
Bence birikim olmali ve gizli olmasina teoride gerek yok. Hatta bence aldatma gibi bir sey bu. Ama su kosullarda gizli olabilir. Karsidaki sifira sifir yasamayi seviyordur, ondan ekstra para istiyordur, kumar bagimlisidir vs bu durumda saklamak lazim.
Saklayanlar genelde para biriktiremeyenler oluyor olabilir baska türlü.
+3
Purple life
(17.02.26)
iki tarafta kendi kişisel zevkleri, ihtiyaçları için kenara bir miktar para ayırıyorsa sorun yok.
ama tek taraf ve gizli bir şekilde oluyorsa sıkıntı. hele ki bu ilerde ayrılırız önüme bakarım kafasıysa.
0
my fault
(17.02.26)
Meriçler ve kedici kadınlar toplanmış birbirlerini nasıl da haklı çıkartıyorlar.

Adam veya kadın; kumarbaz, alkolik veya para biriktirmeyi bilmiyor şeklinde nedenleriniz olsa dahi kabul edilebilecek bir durum değil. Boşa o halde. İt gibi çalış, her türlü harcamalarda elini taşın altına koy.. ama evin hanımı “bir süre sonra bu beni boşarsa güvencem olsun” diye senden gizlice para biriktirsin, yok öyle yağma. Kadın erkek eşit ve eşit olacak diye çingenelik yapan bunlar değil miydi yahu? Ne oldu şimdi? Herkes eşit ve harcamalar da, birikimler de aynı şekilde eşit olmalı. İyi günde kötü günde diye neden söz veriyorsun o halde iki yüzlü !!

Evlilikte veya ilişkide bir taraf diğer taraftan iyi niyetli de olsa bir şey saklıyorsa, ki burada iyi niyetli bir durum yok tamamen bencillik var… ondan bir halt olmaz.
-1
dedeminhirkasi
(17.02.26)
21. yüzyılda evlenmemek için yeterli şeyler bunlar. evlenmek 21. yüzyılda erkek için çok saçma.

herkes b planıyla yaşıyor.
evlilik denen şey karşılıklı alışverişe dayalı bir şeydi. şuan iki taraf da birbirine bişey verip, bir şey alma derdinde değil. ev arkadaşı gibi. o yüzden manasız.

ben ne düşünürdüm?
şunu düşünürdüm; dünyanın kalna %99'u gibi, bu kadın da evliliği "ev arkadaşlığı" olarak görüyor ve yarın bir gün zor günler geldiğinde basıp gidip "başka evde yaşamak" için kendine yolluk hazırlıyor.

o zor günler hiç gelmeyebilir, gelebilir.
-1
tchuck
(17.02.26)
Erkek.
yapabilir. hatta kokusunu alırsam borç isterim :)

bende eşimde çalışıyoruz. maaşımın cüzi bir kısmını kendime alıp kalan tüm parayı eşime gönderiyorum, çocuğun okul taksidi, ev, mutfak, fatura şu bu kalanına karışmıyorum. herkese tavsiye ederim.
0
galahad reloaded
(17.02.26)
Eşten gizli para biriktirmeyi neden bu kadar kötülediniz anlamadım, kimi buna ihtiyaç duyar kimi duymaz. Siz ihtiyaç duymadınız diye bunun yapılmasını ya da yapanları neden kötü ilan ediyorsunuz ki. Dünyanın milyarlarca hali var, kadın erkek fark etmeksizin herkesin yapması gereken bir şey olduğunu düşünüyorum şahsen. Nedir yani, başkasına yedirirse tepki gösterin bence, mesele gizli biriktirmek olmamalı.
-2
muhayyer divan
(17.02.26)
cinsiyetten bagimsiz olarak yapilmasi gereken bir durum olarak goruyorum. hem erkek hem de kadin maaslarindan bagimsiz olarak kendilerine para ayirmali, birikim yapmali.

ikincisi gizli olmasi durumu kotu bence. ne bicim iliskileriniz var anlamis degilim. insanin kendini dusunerek para ayirmasi ve bunu partnerine soyleyememesi, soylediginde ise partnerin buna kizmasi veya engellemeye calismasi ne igrenc bir durum.

cinsiyet: erkek
+1
Sour
(17.02.26)
Erkek. Esim de ben de calisiyoruz.Esime kendi adina yatirim yapabilmesi icin bir yatirim hesabi actirdim.Maasi gelir gelmez %90'ini oraya atiyor.Bu su acidan faydali oluyor.Butceler zaten ortak.Eger sadece benim aile icin actigim (kendi adima) yatirim hesabini kullanacak olsak esim birikim yapma hissiyatinda olmayacakti.Bu sekilde her ay canli canli biriktirilen miktari-yatirilan miktari gorerek motivasyon oluyor ona. Her sey acik oldugu surece sorun yok
0
turkuaz
(17.02.26)
@Gradient_tabanlı_mor Her kadin yapmali, fakat sende yok cunku aileninki sende zaten?
Feminist diliniz zarar verici. Birikim iyidir. Ailenin birikim yapmasi cok iyidir. Fakat kendi yapmayip her kadin yapmali demek?
+2
osssy
(17.02.26)
Soruyu, 'Evlilikte taraflardan birinin ...' diye sorsaydın, daha adil cevaplar alırdın diye düşünüyorum.

Çünkü bu sitede 'Bir ilişki sorusu sorulsa da konudan bağımsız olarak kadını haklı görsem.' diye bekleşenler var.
0
Mirket
(18.02.26)
Her kadının gizli bir zulası olduğunu düşünürüz, o kadar ki herkesin yapması gerektiğini bile düşünürüz ama şu “kendisi için” kısmı şüphe uyandırıyor.

“Ben yarın öbür gün bundan boşanırsam elimde hazır param olsun” diye düşünmek art niyetli bir yaklaşım. Gözden çıkaracağı insana masraflarını yıkıp, kendini maddi olarak tatmin olmuş noktaya getirdiğinde eyleme geçmeyi planlıyormuş gibi.

“İyi gün var kötü gün var. Kimsenin aklı kalıp da çarçur etmeyeceği şöyle bir parayı bulundurayım da ailenin başına kötü bir şey gelirse bir derde derman olur” ne kadar iyi bir düşünce ise diğeri de bir o kadar kötü, ahlaksızca.

Dışarıdan bakınca değişen bir şey yokmuş gibi görünüyor; herkesten gizli para biriktiriyor kişi. Durumu belirleyen ise niyeti oluyor bu durumda.

Tahmin edilir ki; erkeğim.
+1
lazor
(18.02.26)
kadınım. böyle bir birikim yapılıyorsa, bir ayrılık yaşanması durumunda ya karşı tarafın o gün göstereceği tavra güvenilmediğindendir, ya da o gün gelince kadının kendisi adil bir yaklaşım sergilemeyeceğindendir. konu ilkiyse, belki kabul edilebilir. ya da erkek eş o biriken paranın değerlendirilmesi noktasında zayıfsa, çarçur etme gibi alışkanlıkları varsa vs, olabilir. bunların söz konusu olmadığı bir ilişkide, gizli şekilde para ayrılması çok doğru gelmiyor.
+1
kitap arasında kalmış silgi tozu
(18.02.26)
(11)

63 günlük bebek

camlicagazoz
Merhabalar, 63 günlük bir kızımız var. 3100 gr ve 50 cm doğdu. Bugün ölçümde 4770 gr ve 57 cm çıktı. Gaz ve kaka yapmada bie problem yok. Gece uykusu da var çok şükür. Emiyor da annesini. Mama vermiyoruz. Ama eşim kafaya takiyor. Acaba sütüm yetmiyor mu, doymuyor mu gibisinden. Sizce kilo ve boy nor
Merhabalar, 63 günlük bir kızımız var. 3100 gr ve 50 cm doğdu. Bugün ölçümde 4770 gr ve 57 cm çıktı. Gaz ve kaka yapmada bie problem yok. Gece uykusu da var çok şükür. Emiyor da annesini. Mama vermiyoruz. Ama eşim kafaya takiyor. Acaba sütüm yetmiyor mu, doymuyor mu gibisinden. Sizce kilo ve boy normal mi?
0
camlicagazoz
(12.02.26)
oglumuzda da maalesef benzer bir sorun yasamistik. 3450 gr dogup 2900a kadar dustu. Sut yetmiyor diye kisisellestirmemek lazim. bir cok doktor gezdik en son bir profesor kalori hesabi yapip anne sutune ek mama ihtiyacini hesapladi. o gunden sonra da oglan toplarmisti. mama konusunda cok on yargiliydim ve o gune kadar istememistim ancak farki gorunce kendimi cok kotu hissetmistim.
kilo kaybi yuzunden sarilik tehlikesi de atlatmisti ve surekli uyuyordu. uyandirmak bile cok zordu.
+2
zseak
(12.02.26)
Kilo ve boy ideal gorunuyor bence. Zaten doyup doymadigini gunluk cisli bez sayisindan (min 3tu diye hatirliyorum), kaka sayisindan ve genel huzursuzluk halinden anliyorduk sanirim.

Edit: mutlu uzun omru olsun :) gozunuz aydin. Bence turp gibi hic uzulmesin esiniz butun kadinlar bu tedirginligi yasiyor
+1
üğpoıuy
(12.02.26)
Günde 4-5 kere bez degistiriyoruz.
0
🌸camlicagazoz
(12.02.26)
İlk haftalarda tüm yeni doğanlarda benzer durum yaşanır. Benim kızımda da oldu.

Nedeni ile ilgili zamanında şöyle bir bilgi okumuştum. Anne karnında su içerisinde bulunduğundan bedeni ve derisi çok fazla su tutması ve doğum sonrasında suyun kaybı ile hızlı kilo verme olarak gözüküyor.

Bu durum tüm yeni doğanlarda görülen bir durum.
0
kaiserr76
(12.02.26)
Hayırlı olsun.
Verdiğiniz bilgilere göre gelişiminde bir eksik görünmüyor.
Beslenmeye mama eklendiğinde genelde yavaş yavaş annenin sütü azalmaya başlıyor diye biliyorum. Bu konuda çok bilgili veya tecrübeli de değilim ama ben öyle sanıyorum.

Çocuk doktorunuza net şekilde bu endişeyi sorup net cevap alana kadar sormaya devam edin. Annenin de sizin de aklınızda şüphe kalmasın.

Anne, endişesinin önemsiz görüldüğünü aman asla hissetmesin.
0
michael_knight
(12.02.26)
Tombul bebek merakı ileride morbid obez evlat elde etmekle sonlanır, eşin aklını başına devşirsin bak. Ben babaanne ve muhallebi kurbanıyım, daha ilk bebeklikte un nişasta ve şekerle mahvettiği bağırsak floramı asla normale döndüremedim (annemin de payı var, bütün suç babaannemde değil rahmetli). Eşin sakın ola ki ek gıdaymış hazır mamaymış bilmem ne lafına girmesin. Ayrıca bebeğe meyve püresi de vermeyin, pür şeker. Sakın. Emsin emebildiği kadar. Sanki benim çocuğum, çok hassaslaşıyorum bu konuda. Çok çile çektim arkadaş evladınızın beslenmesine dikkat edin.
+1
muhayyer divan
(13.02.26)
sikinti yok gibi. kilo aliyor ve uzamis.
ac kalan bebek uyumaz, aglar surekli.
0
cooperr
(13.02.26)
Allah analı babalı, sağlıkla büyütsün inşallah.
Her şey normal hatta iyi görünüyor. Annelerin var böyle evhamlari. Bizim oğlan 3 yaşına girecek İlk zamanlar Bizim hanım da böyleydi.
Yazdıklarına bakılırsa sarılık bile olmamış demek ki anne sütü işe yarıyor.
0
etna
(13.02.26)
benim eşim de benzer durumu yaşamıştı acaba sütüm yetmiyor mu diye. aman aç kalmasın diye ağladıkça emzirdi. şimdi 13 aylık ve gece her uyandığında meme isteyen bir bağımlı oldu. emzik de asla tutmadı. umarım sizinki emzik alır. hayattaki en büyük şansınız olur bebeğin emzik sevmesi.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(13.02.26)
Hiç telaş etmeyin. Genel durumunda bir problem yoksa hiç meraklanmayın.

Bizimki de düşük doğum ağırlığı ile doğdu. Sonradan 3-4 ayda tosuncuk oldu çıktı :)

İlk bir iki ay biraz telaşlı olmanız da çok normal. Doktora rutin kontrollerinizde danışın o sizi rahatlatır. İyi sizi sakinleten insan iletişimi yüksek bir doktor olması da çok iyi olur.

Allah analı babalı büyütsün İnşallah güzelliklerini görün hep :)
0
mahmuttt
(13.02.26)
3100g / 50cm normal dogum kilosu ve boyu icinde. düsük ya da yüksek degil.
bebekler dogumdan sonraki ilk hafta dogum agirliklarinin %10'u hatta bazi durumlarda %15'i kadarini zaten kaybediyorlar. bu da normal bir sey. yani kiziniz bir haftalikken muhtemelen 2800g falandi. bunun üstüne kilo almaya ve uzamaya baslamis.
bebegin sivi tüketiminin yeterli olup olmadigi islak bez sayisina, bebegin kilosunun ve boyunun yeterli olup olmadigi ise persentile göre belirlenir. eger persentil icinde altlara dogru kaymiyorsa sorun yok. sayet her ay ölcümde persentili azaliyorsa ilk önce emzirme teknigi degerlendirilir, emme süresi ve emme miktari degerlendirilir, bundan sonra mama destegi baslar. yani mama destegi aslinda düsünülenin aksine son care olarak düsünülür. mamada da PRE ibaresi önemlidir, üstünde PRE yazmayan mamayi kullanmayin.
eger böyle bir sikintisi varsa esinizin, sertifikali bir IBCLC'den danisma almakta fayda var (doula gibi hippie büyücülerinden degil). isini bilen bir IBCLC, tongue tie, cheek tie gibi degerlendirmeler de yapar ek olarak ve sübyana ve anneye cok ciddi konfor saglayabilir.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(13.02.26)
(11)

İçim sıkılıyor

artıküyeolmakistiyorum
Daha önce de duyuru açmış ve başka bir departmandan iş teklifi aldığımı, ofise en az 2 gün gitmem gerektiği için ev tutacağımı eşyalar alacağımı vs yazmıştım. Hepsini yaptım. Bir ev tuttum, eşyalar aldım(almaya devam ediyorum bitmiyor), yerleştim vs. Fakat pişman gibiyim. Çünkü ben tamamen uzaktan ç
Daha önce de duyuru açmış ve başka bir departmandan iş teklifi aldığımı, ofise en az 2 gün gitmem gerektiği için ev tutacağımı eşyalar alacağımı vs yazmıştım.

Hepsini yaptım. Bir ev tuttum, eşyalar aldım(almaya devam ediyorum bitmiyor), yerleştim vs. Fakat pişman gibiyim.

Çünkü ben tamamen uzaktan çalışıyordum, keyfime göre şehir değiştiriyor, canım isterse memlekete dönüyor kira falan ödemiyordum. Her şey benim kontrolüm altındaydı.

Fakat şimdi hem birikimimden harcama yaptım, düzenli kira-fatura yüküne girdim hem de en az 2 gün ofise gidiyorum. Güzel bir zam alsam da nezdimdeki karşılığı hiç tatmin edici gelmiyor. Pişman mıyım değil miyim bilmiyorum.

Bir düzenimin olmasını çok istemiştim. Fakat hep de memlekete dönüp kira vs ödemeden birikim yapma planlarım vardı. Keyfim yerindeydi. İş yönünden sorunum yok ama kendimi kafese alınmış, çaresiz hissediyorum.

Bir yandan da abartma herkes aynı sistemin içinde çocukluk ediyorsun diyorum. Bilmiyorum.

Fazla teselliniz var mı? Tsk
-3
artıküyeolmakistiyorum
(10.02.26)
Yanlış yola girdiğini hissediyorsan vakit kaybetmeden o yoldan çıkmaya bak derim. Belli ki bu uymamış sana.
0
michael harddd
(10.02.26)
Full remote u bırakmak hata olmuş. Ha şirket zoruyla ofise çağırılma ihtimalin olan bir yerden geçtiysen sıkıntı yok. Kendi kendine patlardı o bi ara. Fakat yurt dışına falan full remote çalıştığın işi bıraktıysan yazık olmuş.
0
hububrad
(10.02.26)
Yok tamamen yurtiçi. Dönüşüm var mı bilmiyorum, kurumsalda ani dönüşler zor olur. En az bir sene bu görevde kalmam gerekiyor. Yönümü kaybetmiş gibiyim, zamanın ilacı bana da yarar umarım.
0
🌸artıküyeolmakistiyorum
(10.02.26)
Eski departmandaki isinin full remote kalacaginin bir garantisi yoktu ki. Bir de memlekete gidip aile evinde kalmak da bir sure sonra sikardi, cok surdurulebilir degildi belki. Esyalar birikiminin cok buyuk bir kismini yediyse gereksiz pahali esya aliyor olabilirsin.
0
hot potato
(10.02.26)
Pandemiden önce ofise gidiyorduk.
Pandemide evlere yolladilar.
Bir süre sonra cogu insan yazlık bölgelere veya memleketine gitti.
Öyle olunca, pandemi de uzayınca, bizim sözleşmeyi remote a çevirdiler.
Hala öyle devam ediyoruz ama diğer sirketlerin yaptığı gibi bizde de ara ara ofise çağırmalar dillendirilmeye baslandi.
Yani günün sonunda remotelara da yine istanbul izmir ankara yolu gözüküyor gibi duruyor.
O yuzden devam etseydin bile ne kadar daha oyle gidecegi belli degildi +1

Bu olmadan, erkenden is olanaklarinin cok oldugu yerde duzen kurmak daha iyi olabilir.
Zorluk iyidir. Rahatlık + remote insanin gelismesini yavaslatiyor.
Belki biraz giderler artinca geliri yukseltmeye yönelik yeni cozumler bulursunuz bu vesile ile.
+1
ananiyimioguz
(10.02.26)
Dramatik şekilde harcama yapmadım. Fakat zam da alsam aile evinde kalma planım kadar birikim yapamam. %50 azaldı öyle diyeyim. Bilmiyorum belki birkaç ay sonra iyi ki diyeceğim. Ya da birkaç aya kalmadan kaçıp gideceğim. Zaman
0
🌸artıküyeolmakistiyorum
(10.02.26)
Ben sende biraz kaybetme korkusu ve fazla fazla gelecek endişesi görüyorum. Kazanamayacağına inanmış gibisin. Halbuki bu harcamaların çok "olması gereken", çok iyi şeyler. Bunlar senin evin oldular. Gayet güzel kazanırsın da, evini de alırsın, birikim de yaparsın, aileden zengin olmayınca böyle zor oluyor işte çoğumuzun yaşadığı gibi. Ama sen çalışan kazanan ve ne yapacağını bilen birisin aslında, kendine güvensizliği yakıştıramam. Bilmediğimiz engeller varsa onu bilmem ama sadece eski düzenin bozuldu diye çok huzursuz olmuşsun o kadar, düzen kurmayı para kaybı olarak gördüğün için böylesin, düzen kurmak ve kendine ait yeni bir düzene sahip olmak diye görürsen bence sorun kalmaz.
+1
muhayyer divan
(10.02.26)
çok büyük hata yapmışsın.
her gün erken kalkıp suratsız insanlarla muhattap olma, trafik, salgınlar, yıpranma, gürültü içinde geçen bir gençlik...
halbuki bir güney asya ülkesinde, kıbrısta, kazakistanda çalışıp şu kısa ömründe hayatını yaşayabilirdin. çünkü yaşlandıkça insanın ne bir yere gidesi geliyor ne de gençliğindeki neşesi oluyor.
hemen remote bir iş bul ve eski hayatına dön.
burdaki kurumsal kölelerden olma. özgürlüğe paha biçilemez.
+1
plastic_angel
(11.02.26)
@plastic_angel, her gün değil, haftada iki gün. Trafiğe çok girmiyorum günde 1,5 saat. Suratsız insanlarla işim yok, güleryüzlü olunması gereken tarafta değilim. İş konusunda özgürüm, mesai saatlerini ben belirliyorum.
Konu iş özgürlüğü mesai vs değil. Neyse gecenin kasvetinden çıkınca şimdi daha iyiyim.
0
🌸artıküyeolmakistiyorum
(11.02.26)
Full remote insan psikolojisine uygun bir sey degil bence.Senin modelin en ideali mis gibi 2 gun git sirketine insan yuzu gor, sosyalles sonra kalan 3 gunde remote devam et. 2 ofis/3 remote emin ol en ideali. Gectiginiz isin sizin icin ideal oldugunu dusunuyorsaniz ardiniza bakmayin.Kafaya takacak bir sey yok.
0
turkuaz
(11.02.26)
her değişiklik insanı bir acaba mı sorusuna yöneltir bence zaten, çünkü her şeçim diğer tüm ihtimallerden vazgeçmek demek. alışmak için kendine zaman tanı ve kendini sürekli "pişman mıyım" "oldum mu olacak mıyım" "şu anda pişman hissediyor muyum" "yapma diyenler haklı çıkacak mı" gibi düşünce sarmalının içine sokma. kendine şefkat göster bu konuda. alışmaya daha çok odaklan derim. bu kararı vermene neden olan olumlu tarafları bir kağıda yaz arada açıp oku.
0
Sadece soruyorum
(11.02.26)
(6)

mısır patlatma makinesi kullanan var mı

OgutucuRecep
işe yarıyor mu varsa hangi model var
işe yarıyor mu varsa hangi model var
0
OgutucuRecep
(09.02.26)
çelik tencerede patlatıyorum, %100 hepsi patlıyor makineye gerek yok bence. patlatırken bir kaç noktaya dikkat etmek gerekiyor

1 tabanlı çelik tencere mümkünse pilav tenceresi gibi geniş olan tencere çok uygun. şunun gibi prnt.sc

2- tencereye hafif ayçiçek yağı ve arzuya göre tuz konur, mısır eklenip karıştırılır

3- orta boy ocakta en yüksek ateşte taban kızdırılır ve kapak açık karıştırılır (1-2 dk)

4- taban ısısı yükselince mısırlar hareketlenmeye başlar, son bir karıştırma sonrası kapak kapatılır ve ocağın altı orta ateşe kısılır (3-4 dk)

5- tencereyi kulplarından hafif sallayarak mısırların yanmaması sağlanır (1-2 dk)

6- mısırlar servis edilir, afiyet olsun
+4
exlibris
(09.02.26)
sanirim,elektrikli isitici, ev dısı kullanim icin.

evde ocak üstu tencere ile daha kolay ve masrafsiz.
0
designer
(09.02.26)
Bizde var, kullanmıyoruz. Varlığını unuttuklarından eminim.
0
muhayyer divan
(09.02.26)
sundan kullaniyoruz:
www.williams-sonoma.ca

sicak hava ile patlatiyor, 2-3 dakika suruyor.
sifir yag.
2-3 senedir kullaniyoruz sikinti yok.
+1
cooperr
(10.02.26)
patlamis misiri seviyoruz. arzum ve wwf kullandim. arzum hala duruyor, yagli ve tuzlu yapabilir diye wwf almistim ancak o da yapmiyor. sade seviyorsan pratik aletler. ancak yag ve tuz kullanabilen bildigim kadariyla yok.
+1
unabomber
(10.02.26)
migrostan uyduruk bir marka almıştık. patlatmasına yapıyor işini ama yağ konmuyor kesinlikle ve bu sebepten bana yavan geliyor. ayrıca bi tık da yakıyor gibi geliyor. yani pergorması 6/10 bana göre
0
iwillsee
(10.02.26)
(7)

ev alma

panamera
bir ev almaya niyetlendim ama bu işlerden hiç anlamıyorum (25 yıllık kiracıyım). resmen stresten karnım ağrıyor. sanki son aşamada hiç aklıma gelmeyen problemlerle karşılacağım gibi geliyor. daha ilk gezme görme aşamasındayım, emlakçı gösterdi, ev sahibini görmedim. sizin ev alma esnasında beklemedi
bir ev almaya niyetlendim ama bu işlerden hiç anlamıyorum (25 yıllık kiracıyım). resmen stresten karnım ağrıyor. sanki son aşamada hiç aklıma gelmeyen problemlerle karşılacağım gibi geliyor. daha ilk gezme görme aşamasındayım, emlakçı gösterdi, ev sahibini görmedim. sizin ev alma esnasında beklemediğiniz sorunlar oldu mı? o konuları sorayım yeri gelince. mesela rayiç bedelle ilgili bir şeyler söyledi emlakçı, ben bedeli ne ise tapuda onu söylerim diye düşünüyorum, ama satıcılar bazen kendileri aldıklarında alım fiyatlarını düşük gösterdiklerinde satarken de fiyatını da düşük göstermeye çalışıyorlar. aklımdaki sorulardan biri bu.
0
panamera
(09.02.26)
hocam bir aydır ev bakıyordum, neticesinde üç gün önce aldım.

öncelikle baya bir mesai ayırmak gerekiyor. ve mümkünse bir kişi daha sizle beraber olsun. çünkü süreci tek başına yönetmek çok zor olacaktır. öncelikle sahibinden ilanlarından sizin filtrenize uyan ilanlara her gün bakın. devamında ise fiziken ev görme aşaması olacak. şunu söyleyeyim, ilk 10 gün eve çok bayılsanız da satın alım yapmayın. çünkü süreç içinde daha doğru düşünmeye başlıyorsunuz. zaten evler de hemen öyle üç beş günde satılmıyor.

sizin bajhsettiğiniz kısımlar daha sonra. rayiç bedel ne kadarsa, fiyatı onun biraz üzerinde gösterirsiniz ki daha az harç vergi masraf çıksın. gibi gibi. bunlar çok sonraki konular. aslolan bütçenize uygun ve içinize sinen evi bulmak
+1
kel aynak kusu
(09.02.26)
Evet sahibiyle muhatap olmadan ve tepeden tırnağa iğneden ipliği her şeyi didiklemeden alma. Ev sahibi geldi evi uzun uzun gezdin bol bol sorular sordun son anda ciddi bir konuda içinde şüphe oluştu, yine alma. O kadar parayı soru işaretlerine ve bilinmezliğe veremezsin, hiç merak etme, onlar hiç vermezler. Para senin, kendinden son derece emin bir şekilde dik dur. Pokır feys ol ayrıca sakın duygularını belli etme. Bunlar çok önemli. Bence her şeyi en yaz yarı yarıya senin duruşun belirler.
0
muhayyer divan
(09.02.26)
Ses yalıtımı. Gerisi bir şekilde hallolur
0
artıküyeolmakistiyorum
(09.02.26)
Üçe beşe bakma konut kredisi kullanmadan alma. Gerekirse 100 bin lirası için kredi çek ama çek. Çek ki eksper eve girip tapuda evin durumunu kontrol etsin. Zaten bir problemi varsa banka bu işe olur vermez. Nakit almaya çabalama.
+1
onepointzero
(09.02.26)
evi alacağınız apartmandaki komşulardan 1-2sinin zilini çalıp bina ve çevre ile ilgili herhangi bir sıkıntı olup olmadığını sormak da iyi bir fikir. sonuçta insan az para bağlamıyor.
+1
oldtimer
(10.02.26)
Birisi daha söylemiş ama tekrar etmek isterim.

Evi almadan önce mutlaka bir komşunun (mümkünse üst komşunun) zilini çalıp evi almayı düşündüğünüzü, bir problem olup olmadığını sorun ve yöneticinin dairesini sorun. Bir de yöneticinin zilini çalıp konuşun.

Belki 4-5 yıllık geliriniz kadar para vereceğiniz bir ürünü alırken bu konuda utangaçlık, üşengeçlik etmeyin. Ayıp değil.

Büyük ihtimalle değerini düşük gösterelim diyecekler ve büyük bir çanta nakit para taşıyıp vermeniz gerekecek ama onlar sonraki aşamalar.

Evi almadan önce belediyeye gidip evin durumunu sormayı da unutmayın. Planı, projesi, ruhsatı her şeyi doğru mu diye bilgi veriyor belediye.
+1
michael_knight
(10.02.26)
Vergi daireleri, rayiçten gösterenleri artık sıkı takip ediyor ve aradaki vergi farkını alıyor + ceza kesebilir. Mümkünse normal bedelinden gösterin.

.
0
kartallar yuksek ucar
(10.02.26)
(3)

Ne yaparsa gözden düşer?

loch ness
Öyle kısa süreli ilişkiler yada yeni tanıştığınız insanlarda gördüğünüz red flag'lerden bahsetmiyorum.Hayatınızda olup, uzun vadeli planlar yaptığınız, çok sevdiğiniz sevgiliniz ne yaparsa gözünüzden tamamen düşer? İlgisizlik?Özel günleri unutmak? Hakaret?Darp?İhanet?Travmalarınızı, sırlarınızı size
Öyle kısa süreli ilişkiler yada yeni tanıştığınız insanlarda gördüğünüz red flag'lerden bahsetmiyorum.

Hayatınızda olup, uzun vadeli planlar yaptığınız, çok sevdiğiniz sevgiliniz ne yaparsa gözünüzden tamamen düşer?

İlgisizlik?
Özel günleri unutmak?
Hakaret?
Darp?
İhanet?
Travmalarınızı, sırlarınızı size karşı kullanmak?
Maddi çıkar beklentisi?
Ailenize saygısızlık?

Vs. Vs.

Çok ağır yada çok hafif olabilir. Yaşadığınız hangi olaylar sizleri ilişkiden tamamen çıkmaya itmiştir?
0
loch ness
(09.02.26)
+ konuşulduğu halde eski problemlerin defalarca açılması.
+ özür dilenmemesi.
+ sözlerin çarpıtılması.
+ bir de iletişimi tek tarafın sürdürmeye çalışması.

Kişisel olarak ihaneti tercih ederdim bunları yaşamktansa. Hiç değilse hayatından çıkarırsın, ve kafandan çıkar. Bu ve benzeri meseleler insanın zihninde her gün seninle yaşamaya/yaşlanmaya devam ediyor.
0
rakicandir
(09.02.26)
Kimi en ağır şeyleri bile rahatlıkla kaldırır, kimi en hafif bir yanlış anlamayı bile kaldıramaz. Hatta bazılarında bu ikisi aynı anda bulunabilir bile, ben onlardan biriyim. Sıklıkla hakareti saygısızlığı kafasızlığı kaldıramam. Çoğunlukla ilişki başlamamıştır veya çok yenidir. Eğer ilerlemişse ve gerçekten sevmişsem çok büyük tepki göstersem bile sonradan sineye çekip affettiğim şeylerin haddi hesabı olmuyor. Neyin kafasıysa artık...

En son yaşadığım şey, hasta olduğumu (iki günlük uykusuzluk, alkolden kalma mide bulantısı, yine alkolden kalma ve açlığın da etkilediği baş dönmesi ve müthiş baş ağrısı) göre göre beni 40 km araba kullanmaya gönderebilmesi. Üstelik bunu gözümün içine baka baka, sabahın köründe yapması. Açım dediğimde evde bişey yok, ben günlük yaşıyorum yaa demesi. Ve o gün ona sabahtan bir misafirin geleceğini söylemek yerine "sen buradayken ben gideceğim yer için hazırlık yapamıyorum, ütü yapamıyorum banyo yapamıyorum" demesi. Bunları kaldıramadım artık.
0
muhayyer divan
(09.02.26)
Küfürlü konuşmasına dayanamıyorum, hele ki hiç sevmediğimi çok rahatsız olduğumu gayet iyi bildiği halde hele hele gereksiz küfür kullanıyorsa uzatmıyorum yok ediyorum.
+3
sessizce aglayan sanat
(09.02.26)
(4)

dolar verip fon almak veya altın mı?

mavicorap
elimde fiziki dolar var kasadan çıkacak. döviz bazlı fon hiç almadım. almak mantıklı mı? ne alayım? veya şu youtuber bu twitçi biliyor dediğiniz biri var mı? veya bunlara hiç girmeyip satıp altın gümüş mü alayım?yaklaşık 10bin dolar kadar ve hemen ihtiyaç olacak bir para değil. kötü gün parası. elim
elimde fiziki dolar var
kasadan çıkacak.
döviz bazlı fon hiç almadım. almak mantıklı mı? ne alayım? veya şu youtuber bu twitçi biliyor dediğiniz biri var mı?
veya bunlara hiç girmeyip satıp altın gümüş mü alayım?
yaklaşık 10bin dolar kadar ve hemen ihtiyaç olacak bir para değil. kötü gün parası.
elimde euro da var ama az.
0
mavicorap
(09.02.26)
Kardeşim yatırım uzmanlarını takip ediyor, olmayan parasıyla ne yapabileceğini kovalıyor 🫠 öğretmen sevgilisine sürekli ya altın ya gümüş aldırıyor, kıza hayatını yaşatmıyor nerdeyse :)) öğrendiğim şu, eline geçen her türlü parayı gram bile olsa altına yatırmak, granül ile 10 gram bile olsa gümüş almak ve bu şekilde biriktirmek uzun vade için en kârlısı. Fiziki olacak ama, bankada sanal bir yatırım olmayacak. Diğer türlü bankaları zengin ediyoruz bize yarayacağına.
-4
muhayyer divan
(09.02.26)
eurobond(dolarada alınıo) gibi şey mi alacaksınız, bankaya direk döviz yatırıp parayı bozmadan döviz ile alabiliyorsunuz fonları, yalnız fonların risk seviyeleri var aldığınız adet değişmiyor ama adedin tl karşılığı düşerse çıkmasını beklemeniz gereken bir dinamiği var.
fonlar risklere göre ayrılıyor ama en azından düşük riskli fonda 3-5 gelir faiz olarak(bozduruncada geri dolar yatan fonmu diye teyit ettirin tabi).
bazen şube sana özel fona sokuyor kazancı daha fazla oluyor bir bankaya danışmakta yarar var. ytd tabi.
0
eja
(09.02.26)
Sepet yapmanızı öneririm.
Bankanızdan dolar ile eurobond alabilirsiniz. Vade bitimine az kalmış olanları tercih etmenizi öneririm.
Bankanızdan dolar karşılığı altın alabilirsiniz. Bankanızın fx uygulaması varsa makas çok daha az olur. Vadeniz çok uzun değilse fiziki altın önermem. Makası çok olur.
ve Dolar ile alınabilen fonlardan alabilirsiniz. Listesi google'dan bulunabilir. TL ile yabancı borsalara yatırım yapan fonlarda döviz fiyat artışı da stopaja tabi olduğu için önermem.
0
Mirket
(09.02.26)
doları boz türk lirası faizine yatır, kredi kartlarıyla 3 taksitli olarak altın al, faizden gelen parayla kart borçlarının asgarisini öde. böylece hem paranı kaybetmemiş, hem de uzun vade borçlanarak altın almış olacaksın. ama cebindeki parayla direk altın alırsan, cebindeki para gidecek.

daha basit olarak şöyle anlatayım:
elimde 10 liram var diyelim. Bu 10 lirayı cebimde tutarsam öylece durur. Ben de gidiyorum onu **"Sihirli Kumbara"**ya (Faiz) koyuyorum. Bu kumbara, her ay bana "Aferin parana sahip çıktığın için" diyerek 1 lira hediye veriyor.

Sonra canım bir altın elma almak istiyor. Ama kumbaradaki parama dokunmuyorum! Gidiyorum satıcıya, "Benim bir kartım var, bu elmanın parasını 3 ayda parça parça ödeyeceğim" diyorum.

1. Ay: Kumbaradan gelen 1 lirayı alıyorum, gidip elmanın o ayki borcunu ödüyorum.

2. Ay: Kumbaradan yine 1 lira geliyor, elmanın ikinci borcunu ödüyorum.

3. Ay: Yine hediye paramla son borcu ödüyorum.

Sonuç ne oldu? Kumbaradaki 10 liram hala orada duruyor, hiç azalmadı! Ama artık elimde bir de altın elmam var. Üstelik o altın elmanın fiyatı artarsa, ben daha da karlı çıkıyorum. Yani aslında altın elmayı, ana paramı hiç harcamadan, kumbaranın bana verdiği ödüllerle almış oldum.

Neden Bu Mantıklı? (Büyükler İçin Not)
Bu yöntemi şu üç basit kurala dayandırıyoruz:

Paranın Zaman Maliyeti: Türk Lirası faizi şu an yüksekse, nakit paran sana düzenli bir nakit akışı sağlar.

Başkalarının Parasıyla Zenginleşmek: Kredi kartı taksitleri, aslında bankanın sana verdiği "faizsiz" veya "düşük maliyetli" bir kredidir. Enflasyonun olduğu bir yerde, bugün aldığın taksitli borç, 3 ay sonraki maaşınla veya gelirinle daha kolay ödenir.

Varlık Çeşitlendirme: Dolar tek başına beklediğinde (eğer kur artışı faizin altındaysa) aslında erir. Ama bu sistemde hem faiz getirisi hem de altın gibi değerli bir madene sahip oluyorsun.

Özetle: Nakit parayı "işçi" olarak çalıştırıp maaşını alıyorsun; o maaşla da taksitle "mal" alıp borcunu bedavaya getiriyorsun.
-2
zeleno
(09.02.26)
(3)

Ankara 14 Subat restoran onerisi

aguen
Merhaba duyuru, gec kaldim biliyorum ama ankara'da olup olmayacagim belli degildi. Nereleri onerirsiniz? Nakia'yi aradim sadece 17-19 arasi bos iki kisi 25k dediler suratlarina kapadim. Alice falan da dolmus. Guzel chill romantik bir yemek nerede yiyebiliriz.edit: neyse tek tek arayip buldum. son da
Merhaba duyuru, gec kaldim biliyorum ama ankara'da olup olmayacagim belli degildi. Nereleri onerirsiniz? Nakia'yi aradim sadece 17-19 arasi bos iki kisi 25k dediler suratlarina kapadim. Alice falan da dolmus. Guzel chill romantik bir yemek nerede yiyebiliriz.

edit: neyse tek tek arayip buldum. son dakikaci diger bireylere faydasi olsun diye, populer yerlerin hepsi dolu. fige yikilmis direkt??? imza restorani olan otellerde yer var ama
+1
aguen
(09.02.26)
Yav Allah aşkına, yiyeceğiniz balıksa 1000 lira verilecek porsiyona 10 bin lira isteyen yerde yemek yemek romantizm midir kıza değer vermek midir gerçekten? O kızlara bi sorar mısınız bu fahiş fiyatlar canlarını yakmıyor mu gerçekten? Yakmıyorsa çok ciddi söylüyorum ayrılın arkadaş böyle sevgi mi olur sevgili mi olunur ya. Her vücut sıvınız para ediyor da para içinde yüzüyorsanız tamam, bişey demiyorum ama şu yaşadığımız şartlarda kıçıkırık bi günde yenecek 1 öğün yemek için bu kadar masraf bekleyen partner gerçekten zalimdir narsisttir rezildir yani. Öffff sinirlendim.
0
muhayyer divan
(09.02.26)
Kocam beni bu sene de düveroğluna götürecek..
+1
Hallegadola
(09.02.26)
sakin ol champ. bazen boyle seyler de lazim. 25k diyip dumduz dolandiricilik yapanlara telefonu kapadim zaten ama normal bi romantik yemek 4k iken bugun 10k vermek cok sikinti degil.

kimse de beklemiyor ayrica benim icimden geldi bu nasil bir kadin dusmanligi?
+2
🌸aguen
(10.02.26)
(5)

Sizin de çalışmaya motive eden şarkılarınız var mı?

dirildimde geldim
Ne zaman bir işi yapacak gücüm kalmasa veya bunaldığımı hissetsem Barış Manço Ahmet Bey'in ceketini dinlerim. Sizi de böyle motive eden şarkılarınız var mı?
Ne zaman bir işi yapacak gücüm kalmasa veya bunaldığımı hissetsem Barış Manço Ahmet Bey'in ceketini dinlerim. Sizi de böyle motive eden şarkılarınız var mı?
+1
dirildimde geldim
(09.02.26)
succession playlistim var. work like kendall, work with logan gibi olanları açıyorum moduma göre.
0
summerjam0306
(09.02.26)
Bad to The Bone dinliyorum djdkdö
0
black holes in the sky
(09.02.26)
benim hayattan bıkmışlığımı diriltecek bir şarkının bugüne kadar üretildiği sanmıyorum ama eypio'nun naim şarkısını beğenirim, dediğiniz kategoriye giriyor.
0
Sadece soruyorum
(09.02.26)
Biraz ayıplı ama napıyım

(bkz: bitch better have my money)
0
tiredofwaiting
(09.02.26)
Benim Mevlevî âyini takıntım var. Bazı eserler öyle coşkulu oluyor ki harekete gelmemek mümkün değil. Benim harekete geçme sıkıntım var, genel müzik camiasında kanımı kaynatabilen şarkı türkü çok az, bazen Mevlevî âyinleriyle bile harekete gelemiyorum, o zaman anlıyorum ki iyi değilim, ciddi bir problem var.
0
muhayyer divan
(09.02.26)
(17)

Özel bir yeteneğiniz var mı?

alice in potatoland
Öğrenilmiş ya da doğuştan gelen? Ben mesela ayağımın topuğunu burnuma ve kulağıma değdirebiliyorum. Doğumdan sonra zorlaşır dediler ama hala değdirebiliyorum. Galiba eşimin özel yeteneği banyo tuvalet temizlenince ilk kullanan olması. Bir insan tuvaletini nasıl temizleneli üç dk geçmemiş ortamı kirl
Öğrenilmiş ya da doğuştan gelen?
Ben mesela ayağımın topuğunu burnuma ve kulağıma değdirebiliyorum. Doğumdan sonra zorlaşır dediler ama hala değdirebiliyorum. Galiba eşimin özel yeteneği banyo tuvalet temizlenince ilk kullanan olması. Bir insan tuvaletini nasıl temizleneli üç dk geçmemiş ortamı kirletecek şekilde ayarlar yoksa? Yetenek işte.
+1
alice in potatoland
(08.02.26)
boğazıma su-yemek kaçtığında öksürme refleksini kontrol edebiliyorum.
0
orpheus
(08.02.26)
Sunu yapabiliyorum;
youtu.be

Ek olarak (bu ne kadar yaygın bilmiyorum) kendi kendimi gegirtebiliyorum;
youtu.be
Ki ağızdan bile nefes almama gerek yok, burundan da oluyor.
+1
logisticsmanager
(08.02.26)
gördüğüm herhangi bir şeyi birebir çizebiliyorum
0
yurtsuz john
(08.02.26)
bir hedefe ağızdan bir şey (mesela buz) fırlatma. küçükken tatil köyünde birinci olup aileme masaj kazandırmıştım. bu komik olan.

bir de spontan dikkat. ne nerede, kim neyi nereye koymuş anında bilirim. görsel her şeyi beynime geri access edebilecek şekilde kaydediyorum.
0
eileengray
(08.02.26)
Dışarda bana çok fazla yer yön adres sorulur sayılır mı
+1
grimavi
(08.02.26)
Burnum çok iyi kötü koku alır. Birşeyde bir yamuk varsa tespit etmem saniyelerimi alır.
0
tiredofwaiting
(08.02.26)
ögrenilmis gizli yetenegim: Geoguessr'im.
önüme konlan herhangi bir fotografin hangi ulkeden oldugunu saniyeler icinde, tam yerini ise birkac dk icinde bulabilirim. cok zorlayici fotolar cikiyor ama bulunuyor yani.
bu yetenegimden burada da faydalanan insanlar oldu 😁
+8
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.02.26)
Kulağımı ve burnumu oynatabiliyorum. Acıya normal insandan daha fazla dayanıklıyım.
0
gabe h coud
(08.02.26)
hafizam asiri guclu. atiyorum bilmemne sifresini giriyoruz ya karisik sifreler, birkac dakika sonra tekrar girmem gerektiginde hafizamda kalmis oluyor. ozellikle ezberlemiyorum. okudugum seyleri unutmam.

nerede ne olayi kimle yasadigimi cok net hatirliyorum. genelde karsimdaki insanlarla konusurken sasiriyorlar. hatta cogu sosyal durumda tuhaf hissetmesinler diye bazi seyleri hatirlamamis gibi yapmak zorunda kaliyorum.
+2
antikadimag
(08.02.26)
Duyduğum melodiyi bire bir doğru notalarla çalabiliyorum (müzisyen değilim).
Belleğim çok iyidir, özellikle görsel bellek ve yüz tanıma.
Belleğim yüzünden evin Google'ı diyorlar bana. Sürekli herkesin arkasını topluyorum.
0
pro9it9is9
(08.02.26)
Ayağımın topuğunu burnuma ve kulağıma değdirebiliyorum +1
Amuda kalkıp, Spagat açabiliyorum. Astavakrasana, tittibhasana, chin stand, super soldier, Atlas gibi yoga asanalarını yapabiliyorum.

Acıya dayanıklılık +1
Hem fiziksel hem psikolojik :p
0
kullanicadi
(08.02.26)
Gördüğümü duyduğumu kokladığımı okuduğumu asla unutmam hiçbir şey gözümden kaçmaz.
Bir ortamda kim kime aşık hemen anlarım.
Filmlerin dizilerin sonunu her zaman anlarım kim kalleş kim değil anında çözerim
0
Hallegadola
(08.02.26)
Soğuğa dayanıklılık. Herkesin montlu olduğu ortamlarda tişörtle gezerim. Çok zor hasta olurum. Bunu yetenek olarak görüyorum çünkü bu aşamaya kendimi kendim getirdim.
+2
dawsonscreek
(08.02.26)
damak tadım olabilir belki, yemeğin içinde hangi baharatlar var tek tek sayabilirim anlayıp, tabi bu bir yetenekse :D
0
darthvader
(09.02.26)
bazen rüyalarımı kontrol edebiliyorum.
0
antihero
(09.02.26)
İçimde biri var, hem saatin kaç olduğunu her zaman çok iyi biliyor hem de zamansız yaşıyor, zamandan kopuk. Bazen uykumun arasında bile saatin kaç olduğunu elifi elifine biliyorum.
-2
muhayyer divan
(09.02.26)
resim yapabiliyorum, her şeyi birebir çizerim ve portreleri çok iyi benzetirim :d bir rengin içinde hangi renkler var kolayca görüp aynı rengi oluşturabiliyorum resim yaparken. müzik kulağım da var ayrıca. mutlak kulak değilim ama notalarını bilmeden bir melodiyi piyanoda çıkarabiliyorum. saten gsl ve gsf mezunuyum.

çok hızlı şekile çok fazla tatlıyı yiyebiliyorum. :d

en yaramaz ve saldırgan kediyi bile uysallaştırabiliyorum. sadece bana uysal oluyorlar tabii :d
0
art cat chocolate
(09.02.26)
(13)

Bu kızla buluşsam mı

arbre
Annemin arkadaşının kızını bir süre önce Instagram'da takip etmiştim. O da beni takip etti. Annesi ikimizi sevgili olarak düşünmüş ama ben arkadaş olarak konuşmak istiyorum. İkimiz de mühendisiz ve arkadaş olabileceğimizi düşünüyorum. Ama bazı çekincelerim var.1. Kız ve annesi sevgililik beklentisin
Annemin arkadaşının kızını bir süre önce Instagram'da takip etmiştim. O da beni takip etti. Annesi ikimizi sevgili olarak düşünmüş ama ben arkadaş olarak konuşmak istiyorum. İkimiz de mühendisiz ve arkadaş olabileceğimizi düşünüyorum. Ama bazı çekincelerim var.

1. Kız ve annesi sevgililik beklentisine girmiş ama ben başka bir kıza aşığım uzun süredir. Bu kızla ilişki düşünmüyorum. Buluşmanın first date değil, arkadaşça olmasını istiyorum ama bu kızın kafasında beni istemedi düşüncesi oluşturmamalı.

2. Beni istemedi olarak düşünürse benimle bir daha buluşmayacağını düşünüyorum.

Bu konuyu nasıl çözebilirim?

Belli bir yaştan sonra kızla erkek arkadaş olamıyor mu?
-25
arbre
(07.02.26)
Bir başkasına âşıkken kadınlarla arkadaşlık kurma kafası nereden geliyor onu anlamıyorum sevgili arbre. Yanlış yapıyorsun, hayat da bunu sana böyle böyle gösteriyor aslında ama okuman yok. Oku lütfen. Delikanlı olun azcık. Her kadın sevgiye ilgiye tok olmaz, her kadın her şeyi arkadaşça düşünmez, rica ediyorum biraz gerçekçi ol.
+3
muhayyer divan
(07.02.26)
muhayyer divan, noluyor kız, ne bu sinir. Aşığım dedim, sevgilim ya da eşim demedim. Kendi kendime ömür boyu aşk acısı çekmem de çok mantıklı değil.
-13
🌸arbre
(07.02.26)
Buluş abi ne kaybedeceksin bilakis belki yeni bir birlikteliğe yelken açacaksın, ha baktınız olmadı zaten kafanda başka biri varmış o kanaldan devam edersin.
0
kizil karga
(07.02.26)
Âşık olsan gözün arkadaş falan aramaz arbreeeeeeee iki kişinin bindiği tır değildir.
+3
muhayyer divan
(07.02.26)
Abi aşık olduğun kız geçen kavgalik olduğunuz ve senin intikam alma soruları sorduğun kiz değil mi?
Vallaha bu kız ile herhangi bir şekilde evlenirsen bizleri çağır çeyrek takalım çünkü bu olayın oluru yok neredeyse iki sene olacak kiz sana bir kere bile evet demedi.
Ne yap bilemem de senin şu kiza takılmayı birakman lazım, aşk tek kişi yaşanmıyor.
Bak bu kiz da mühendis işte tam senlik, bence git gör.
+2
logisticsmanager
(07.02.26)
ortam bu kadar yanlış anlaşılmaya müsaitken neden arkadaş olmaya zorluyorsunuz çok manasız.
+4
iwillsee
(07.02.26)
logisticsmanager, intikam almayacaktım, sadece aynı saygısızlıkla karşılık vermeyi düşündüm ama aramız iyi olunca uzatmadım. Ben de farkındayım o noktaya gelemediğimizin. Ben de takılmayı bırakmak istiyorum zaman zaman ama olmuyor. 1 yılda unutamadığımı şu an hiç unutamam. Mühendis kıza duygum 0. Tamamen ev iş arasında yaşadığım için aktivite için konuşmayı düşündüm.
-7
🌸arbre
(07.02.26)
kizi ve annesinin sevgililik beklentisi var ise ve siz başkasına asıksanız neden bu kızla buluşup kizin ileri de mutlaka üzüleceği bir durum yaratıyorsunuz. bu olay sonunda anneniz ve arkadasinin da araları bozulacak zaten.

asik oldugunuz kızın size yuz vermeyip siz de ilgiyi baska yerden rakip kendi özgüveninizi tazelemek istiyorsunuz gibi. yapmayın
+8
oscar
(07.02.26)
oscar, ilgi istemiyorum, tamamen arada buluşup bir şeyler yapmak için. Kahve içmek, konsere gitmek, gezmek...
-7
🌸arbre
(07.02.26)
kızla siz görücü usulü eşlenmişsiniz artık. tanımadığın ama ailenin tanıdığı kızı eklemeyeceksin, hele "aktivite" için hiç eklemeyeceksin. yanlışsın, yanlış yapmışsın. şimdi kızla buluşup, ciddi ciddi bi ilk görüşme yapman lazım. bundan sonrasında o gçrüşmeyi yapar da olumlu ilerlemezsen annen bir arkadaş kaybedecek, bolca dedikodulara konu olacak.

bir de cevaplara yazdıklarınızdan anlıyoruz ki, özrü kabahatinden büyük derler ya, o hesaptasınız. kızla flört, etkinlik buluşma ama ciddiyet? yok. bir yaştan sonra eşraf kızıyla bunlar olmaz. iş arkadaşınla olur, dans kursundan, seramikten filan olur.

geçmiş olsun.
+2
klassno
(08.02.26)
Ya böyle kendini şartlama. Belki bu kız daha çok hoşuna gidecek muhabbeti saracak. Aşk platonik mi kaldı olm lisede miyiz? Takıl kızla yumul
+1
Hallegadola
(08.02.26)
Hallegadola, yok gitmez o açıdan beğenseydim 10 kere buluşurdum, sadece arkadaş olarak görüyorum
-3
🌸arbre
(08.02.26)
halihazırda birine aşıkken , sizden hoşlanan yada bu anlamda beklentisi olan biriyle görüşmeye gitmeniz bence mantıklı değil, hem siz kendinizi kötü hissedeceksiniz hem de karşı tarafın niyeti zaten belli ve o o açıdan yaklaştıkça siz yine arkadaşça davranmaya çalışarak denge korumak zorunda kalıp hem yorulup hem de kendinizi tuhaf pozisyona sokacaksınız. ayrıca niyeti bu denli netse karşı tarafın sizin gitmeniz bile ona umut vermek olacak ki burada kız zaten üzülecek ve sebebi olacaksınız.
+1
darthvader
(09.02.26)
(9)

Erkekler niye istediğini giyemiyor?

yurtsuz john
Kadınlar takıp takıştırıyor, sürüyor sürüştürüyor ama bizde yok. Yaz sıcağında kadınlar askılı atletle biz tişört, gömlekle.İniyorum plaja bütün erkekler dize kadar şort kadınlarda tanga. Ben de giymek istiyorum g-string neden giyemiyorum? Hayret bir şey ya. Şaka yapmıyorum bu cinsiyet eşitsizliğind
Kadınlar takıp takıştırıyor, sürüyor sürüştürüyor ama bizde yok. Yaz sıcağında kadınlar askılı atletle biz tişört, gömlekle.

İniyorum plaja bütün erkekler dize kadar şort kadınlarda tanga. Ben de giymek istiyorum g-string neden giyemiyorum? Hayret bir şey ya.

Şaka yapmıyorum bu cinsiyet eşitsizliğinden rahatsız oluyorum.
+4
yurtsuz john
(07.02.26)
G-string giymeye birileri cesaret etmeli ki dönemin modası olsun. Çığ da en başında kartopudur. Sen giyersen peşinden geliriz.
+3
yakalayamadığın.ışıklar
(07.02.26)
Abi götüne güvenen giyebilir aslında.
+4
kizil karga
(07.02.26)
Atletle gezebilsek bana yetecek halbuki :)
0
antihero
(07.02.26)
Ben sırt dekolteli bir şeyler giymek istiyorum ama. Toplum buna hazır değil
+1
kisa
(07.02.26)
kimse giymiyor diye giymemek mevcut düzene destek vermektir. ilk siz giyin. bu yolda dönenler, yar göğsüne baş koymadan düşenler olur elbet ama en azından yolu açarsınız
+4
juliette
(07.02.26)
Bi dene istersen :) neden bu konuda öncülük yapmayasın mesela...
-1
muhayyer divan
(07.02.26)
bence herkes istediğini giymeli +1. hatta androjen bir çağa çok okeyim ben.

Ama tabii g string giyip de bize de g dayatıp, giymezsek de kafamızı keseceksen itiraz ederim. zihniyetine tepki gösteririm.
+2
eileengray
(07.02.26)
şu kadınları bir salın arkadaş. ne giyerse giysin. sen bu işi başlat arkandan gelen olur. 1 2 kişi bakar sonra normalleşir.
+2
mikahakkinen
(07.02.26)
Kadınlar istediğini giymek için mücadele etti ve aldı. Niye bizim kucağımıza düşmüyor demek yerine siz de mücadele edebilirsiniz.
+1
peki madem
(07.02.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.